Kültür Sanat

YENİ MİNİK SERÇE

Sakarya, hiç fark etmediğimiz birçok farklı güzelliğe sahip bir şehir.
Fatma Baba’da bu güzelliklerden sadece birisi. O; kendi grubuyla
Sakarya’da sahne alan takipçilerinin sayısı hızla artan bir şarkıcı.

Bize hayat hikayenizden bahsedebilir misiniz?
“Sakarya’da doğdum ardından annem ve babamın işleri gerekçesiyle İzmir’e taşındık. Biz İzmir’deyken 1999 depremi yaşandı, depremden sonra annem ve babam Sakarya’ya döndü kız kardeşim ve ben bir süre babaannem ve dedemle yaşadık. Liseyi Enka okullarında okudum, benim
için ailemden bir parçaydı Enka okulları. Üniversiteyi ise önce Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İktisat bölümünde okuduktan sonra Sakarya Üniversitesi Konservatuvar Bölümü’ne başladım. Hayatım boyunca hep müzikle ilgilendim, lisede de bu hep böyleydi. Küçükken kardeşimle beste yapar beraber şarkılar söylerdik, çocukluğumda adeta Güllüşah gibiydim.
Müzikten bir süre uzak kaldım, yirmi iki yaşında bir trafik kazası geçirdim,
o kaza hayatımın dönüm noktası oldu. Böyle bir hayatı yaşamak istemiyorum, insan her zaman istediklerini yapmalı dedim ve müzik
yolculuğum başladı. Bu yolda yol arkadaşlarım olan çok sevdiğim
bir ekibim var.”

Tarzınız ve müzikleriniz neye
göre şekilleniyor?

“İnsanlar beni, benden dinledikleri şarkılarla hatırlıyorlar ama ben bir gün sonra bambaşka bir tarzda söylüyorum. Çok sevdiğim müzik tarzları tabii ki var ama hepsine aynı özeni göstermeye çalışıyorum. Kendimi en yoğun
hangisiyle ifade ettiğimi düşünürsem o tarzı tercih ederim, bir saat
sonra bambaşka bir tarz. Müzisyeni bizim algıladığımız biçimiyle
görme isteği var sanırım. Her tarzı yorumlamaya çalışıyorum bu sayede
çok fazla insanla yollarımız kesişiyor ve bir şekilde yine bir yerlerde karşılaşıyoruz. Benim için önemli olan da bu sanırım müzik yollu insan biriktirmek.”

İlham aldığın ve tarzının oluşmasında katkısı olan sanatçılar
var mı?

“Çok fazla insanı kendime ilham edindim, bunlar sadece müzisyen de değil, yazar, dansçı, oyuncu ve yakın dostlarım gibi yolu hayatımdan bir şekilde geçmiş olan insanların her birinden bir parça ilham alıyorum. Dinlediğim müziği ve müzisyeni içselleştirme durumumu kullanıyorum, Michael Jackson’ın minik çığlığı, Sade’nin nefesi, Robert Plant’ın yüksek sesi, Janis
Joplin’in isyanı, Whitney Houston ‘ın güzel sesini geçirişi bunun gibi bir sürü ayrıntıyı seviyorum. Tabii ki Sezen Aksu’nun yoğunluğu, Aysel Gürel’in deliliği, Ajda Pekkan’ın tekniği ve zarafeti, Yıldız Tilbe’nin sarsılmazlığı gibi herkesten bir parçayı içimde tutuyorum. Bütün duyguları biriktirip, parçalayıp, tekrar birleştirip üretmeye çalışıyorum.”


Size sanatı sevdiren ve sahneyeçıkartan şeyler nelerdir?
“Mutsuzluk tamamıyla, şu anda mutlu muyum derseniz keyfim yerinde, kimse tam anlamıyla mutlu olamaz, anlıktır mutluluk. İnsan içinde şarkı söylüyor söylemeli de zaten ama dışarı karşı olan sessizlik kendini dışa vurup ses çıkarmak istiyor. Ben her şeyden önce kendimi rahatlatmak
için şarkı söylüyorum. Herkesin farklı iletişim kurma şekilleri vardır
benimki de müziğim ve şarkılarım, müzik, duygularımı da ifade ediş biçimim aslında.”

Müziğe ve şarkılara ulaşabildiğimiz
ortamların değişimini nasıl
yorumluyorsunuz?

“Her zaman bulunduğumuz döneme uyum sağlamamız gerektiğini düşünüyorum, kaldı ki hepsinin tadı bambaşka 2020 senesinde kişilere plak dinlemek ne kadar tatlı geliyorsa bundan bir elli sene sonra MP3 ile müzik dinlemek birilerine o denli tatlı gelecektir. Dönemin getirdiği teknolojik gelişmelere uyum sağlamak gerektiğini düşünüyorum çünkü oluşturulan
müziğin kaderi de bu cihazların ne kadar süre kullanıldığına bağlı zaten. Benim için kaset çok tatlıydı, şarkıcının kaseti çıkaracağı saati bilirdik, sakladığım kasetlerim var, dinlemiyorum fakat benim olduklarını bilmek hoşuma gidiyor.”


Bir dönem Dubai’ye gittiğinizi
öğrendik, oradaki hikayenizden
bahsedebilir misiniz?

“Sürpriz bir şekilde birlikte çalıştığım ekip Dubai’de çalışma durumumuz
olabileceğinden bahsetti ve birkaç ay sonra vize almıştık. Dubai’de bulunmak benim için inanılmaz güzel bir tecrübe oldu. Sevdiğim insanlarla sevdiğim müziği yapmak ve çok hoş bir yerde bambaşka ülkelerin vatandaşlarıyla birlikte çalışmak eşi bulunmaz bir deneyim oldu. Sosyal
statü farkının bu kadar bariz belli olduğu bir yerde bulunmak biraz can sıkıcıydı fakat hepimizin aynı misyonla aynı yerde bulunduğumuz gerçeği günümüzü en güzel şekilde değerlendirip ertesi gün daha iyi nasıl olunabiliri düşünmemizi sağladı. Deneyimlediğim üç ay benim için çok önemli bir dönem oldu, ekip arkadaşlarımla birlikte bizi motive eden şey olan müziğin diğerlerini ne biçimde etkilediğine şahit olduk. Benim için çok kıymetli bir üç ay oldu çünkü kendimle ne kadar uyum sağlamaya çalışırsam bir şeylerin o kadar yolunda gittiğini gördüm. Herkese yurtdışında birkaç aylığına dahi olsa yaşama fikrini tavsiye ederim çünkü bambaşka pencereden bakma fikri, hem bizim hem de yakınlık kurduğumuz diğerlerinin hakkı.”

Doksanlı yıllar yani çocukluk yıllarınızın şarkıları, şarkıcıları hakkında neler düşünüyorsunuz?
“Özlemli yıllar, çok fazla anı çok fazla güzellik var. Şu anda bu kadar seksenler, doksanlar konseptli programların göz önünde olmasını o senelere duyulan özleme bağlıyorum. Benim baş tacım Tarkan tabii ki de, Mustafa Sandal’ın bir kasetini evire çevire dinlemiştim, bir kaset böyle eziyet çekmemiştir, hala durur bir sürü kasetim. Sabahlara kadar çekirdek,
kola içtiğimiz günler, sakız çiğnemekten ağrıyan çenelerimiz, birbiriyle alakasız parçaları birleştirip anlamlı bir kombine dönüştürme çabalarının olduğu ve kimseden rahatsız olmadan herkesin gerçekten göründüğü gibi olduğu yıllardı. Söylenecek çok şey var ama ben de o zamanın her çocuğu
gibi seviyor ve hatırladıkça gülümsüyorum. Şanslıymışız ki böyle bir dönemi yaşadık.”


Sakarya’da sanat, sizce ne durumda?
“Maalesef şehrimizde olan sanatı bilmiyoruz. Mesela beni mahallemdeki
teyzeler destekliyor çünkü televizyonda Turkcell’in İhtimalleri Kapsıyoruz reklamında şarkı söyledim. Dizi aralarında görüp tanıma fırsatları oluyor. Hiç ulaşamayacağım yerlere ulaştığımı düşünüyorum. Şehrimi çok seviyorum, benim gibi şehrimizi ileriye taşımaya çalışan çok fazla insan var ama insanlar bu şehir için bir şeylerin yapıldığını bilmiyor. Bunların bilinmesi lazım, yıllar sonra kıymetinin anlaşılması yerine şimdi doğru zamanda gereken değer ve desteğin verilmesi Sakarya’da sanatı çok daha iyi yerlere taşıyacaktır. Benim umudum tam, Sakarya’da sanatın gelişeceğini çok iyi biliyorum.”


Sizi dinlemek isteyen insanlar
için sahne aldığınız yerler hakkında
bilgi verir misiniz?

Ekibim ve menajerim Anıl Özkan ile birlikte aylık program belirliyoruz.
Düzenli sahne aldığımız yerler var, Pazar Perşembe akşamları Radio Pub’da çıkıyoruz. Kış sezonunda Salı günleri Premiere İnn oteldeyiz, onun dışında Dorock Xl Kadıköy’de sahne alıyoruz. Dinlemek isteyenler kişisel medya
hesaplarımdan nerede sahne alacağımı da takip edebilirler.

Konservatuar okuyan ve müziğe ilgili gençlere ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Benim iki tavsiyem var gençlere, bunlar kendi yaptığım şeyler ayı zamanda, çok müzik dinleyin ve müzisyen arkadaşlar edinin. Duygularınızı paylaşmaktan çekinmeyin. Yolunuzu sürekli açık tutun ve hayata karşı pencereleriniz geniş olsun, her şeyi daha geniş gördükçe daha tatmin ve mutlu olmaya başlıyorsunuz. Evrensel bakabilmek lazım çünkü müzik evrenseldir, her alandan müzik dinleyin. Sanatı ve sanatla ilgilenenleri
destekleyin, sanat sayesinde gelişebiliriz. Fatma Baba’nın yakın zamanda
bir albüm çalışması varmış umarız her başarısında hem kendini hem
de Sakarya’yı gururlandırmaya devam eder. Bizlere vermiş olduğu bu samimi ve içten cevaplar için kendisine gönülden teşekkür ediyoruz.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu