Spor

2020 Olimpiyatlarında İlk Türk Milli Karate Hakemi

Öncelikle “Sakarya Life dergisi”nin Sakarya sosyal yaşantısına hayırlı olmasını temenni ediyorum. İnşallah Sakarya’nın sesini en güzel şekilde topluma yansıtırsınız. Umarım kalıcı olur. Ekibin çoğunu tanıyorum ve derginin başarılı olacağına inanıyorum ve temennim de bu yönde. Uğur Kobaş kimdir derseniz 46 yaşındayım. Karateyi başlama hikayeme gelirsek, ilk aşamada benim yakınım olan ve Sakarya kamuoyunun yakından tanıdığı Meydan Kobaş hocamın Sakarya’da spor salonu açmasından sonra o zamanlar ben 12 yaşındaydım. Babaannem ya oğlum Meydan amcan karate salonu açtı. Gel seni oraya getireyim demesiyle başladı. Antrenmanlara başladım ve hoşumuza da gitti. Süreç bu yıla kadar geldi. Başladığımız yıl 1985 yılıydı ve bugüne kadar geldi. 30 küsur yıldır bu işin içindeyiz. Sporculuk yaptık, antrenörlük yaptık, hakemlik yaptık. Spor yöneticiliği yapıyoruz ve hala antrenörlüğümüz devam ediyor. Tabi içinde önemli yer tutan hakemlik var.

Olimpiyat hakemliği maceranızdan bahseder misiniz?
Buraya kadar geleceğini kesinlikle düşünmemiştim. Tabi bu sadece Uğur Kobaş’ın başarısı değil. En son yapılan karar mekanizmasında, bizim sporcularımızın aldığı başarılar çok önemli, ülke olarak pozisyonumuz çok önemli. Bizim karate federasyonu başkanı Esat Delihasan hem Avrupa hem de dünya karate federasyonları yönetim kurulu üyesi. Sportif anlamda da genel klasmanda dünyanın zirvesinde olunca ister istemez oralara seçilmen biraz daha destekli oluyor. Aksi olarak ne kadar iyi hakem olursan ol, arkanda bir yönetimsel bir destek yoksa, arkanda bir sportif başarın yoksa, arkanda bir ülke gücü yoksa oralara gelmen mümkün değil. Yani hakkınla bir yerlere gelme durumu yok. Birilerinin bir şekilde destek olması şart, ama illa ki bir başarın olacak. İlk hakemliğe başladığımda Malatya’ya bir klasman yükseltmek için Malatya’ya gitmiştim. Biz insanların ayaklarına kadar kursları getiriyoruz, terfilerini sağlıyoruz.  Tabi burada Meydan Hocamın desteği çok önemli, çok ileri görüşlüdür kendisi. İlk Türkiye şampiyonalarında görev yapman için insanların seni tanıması gerekiyor, ne yapacaksın fedakârlık yapacaksın. Ben üç dört maça federasyondan ücret almadan kendi cebimizden harcayarak gitmiştik. İlk dönemlerde böyle masalar etrafında durarak, daha çömeziz tabi tırnak kontrolü yaptığımı biliyorum. Biz buralara böyle atlayarak gelmedik. Türkiye de ilk yan hakem seçildim, sonra orta hakem seçildim. Buralara kadar geldim. İlk olarak Avrupa hakemliğine 1999 senesinde Yunanistan’da hakemlik imtihanına girdim. Dünya hakemliğine 2007 yılında başladım. 15. Yıla doğru gidiyoruz. Asıl olimpiyat sürecine bizi getiren nokta, 2016 senesi oldu ve dönüm noktasıdır. Tabi ülke başarısı ile birlikte hiç beklemediğim anda federasyon desteğiyle birlikte, olimpiyat Avrupa hakem kurulda bizi de istemişler, federasyon başkanımız da olumlu bakınca bizim serüvenimiz başladı ve bizi destekledi. Ona teşekkür ediyorum. Yine hiç beklemediğim anda Dünya hakem kurulu başkanı ve üyeleri Uğur Kobaş’ı istiyoruz dedi. Federasyonumuzda desteğini sürdürerek. Hem Avrupa hem Dünya hakemi oldum. Kısmet ayağımıza geldi bizde değerlendirmek için çabalıyoruz. Bizi heyecanlandıran durum, sadece benim değil herkesin heyecan duyması gereken bir durumdur. Bana göre olimpiyatları dünyanın en büyük organizasyonudur. Branş fark etmeksizin en üst nokta olimpiyatlardır. Bu hakemler içinde, sporcular içinde, yöneticiler içinde böyle. Olimpiyatlara 199 üye ülke var. Burada görev yapacak Dünya Hakem kokartına sahip 684 hakem var. Bu 684 hakemden 1 tane şef 15 tane saha içi hakemi görevli ve bunlardan biri Türk. Bu gurur verici bir durum. Bundan daha büyük bir onur olamaz. Oraya gidecek ilk Türk hakemi olacağız. İlk unvan bizde olacak. İlk duyunca Diyarbakır’daydım ve çok mutlu oldum. Mail ile geldi. Ve okuyunca çok büyük sevinç yaşadık. İlk haberi okuduğum gibi federasyon başkanımızın masasına gittim. Orada federasyon başkanımız mikrofonu eline alıp kutlamıştı. Biletimiz aldık ama temkinli davranmaya devam ediyoruz.

Ailenizde sizden başka karate ile ilgilenen var mı? Ve sizi karateye özendiren etken neydi? Sporculuk hayatınız da ki başarılarınızı sizden dinleyebilir miyiz?
Meydan hocamız tabi karate salonu açtığın da ben ve benim gibi nesil karate sporuna yöneldi. Hatta ilk aşamada Meydan hocamız eş dost akrabaları çağırdı ki potansiyelimiz çok yüksek gözüksün diye. Yani aileden çok sülaleden çok karateci var. Aileden bakarsan benim kardeşim de karate yaptı, benim şu an da 3 çocuğum var 2’si karate yaptı. 2’si artık okul hayatlarından dolayı karateye devam etmiyor. Ama Kobaş’ların çoğu karate yaptı. İlk başladığımızda başarı düşünmüyorduk ama öyle bir hırslı hocaya sahiptik ki, bizleri yetiştirirken başarı üzerine yetiştirdi. Hala da hırsları devam etmektedir. Sportif anlamda yakaladığım ilk başarı çok yakın zaman da o zaman yeşil kuşaktım. 6-7 maç yaparak Türkiye üçüncüsü olmuştum. Şu an ki durumda yeşil kuşak sahibi sporcunun Türkiye şampiyonasında derece yapması çok zordur. Ancak şöyle bir branşlar var onları tenzih etmek, lazım onlar resmidir, ancak kategorileri ve sporcu kapasiteleri azdır. Onlar 1 aylık çalışma ile derece yapabilirler. Bizler gibi karate branşına sahip kitlesel organizasyonlarda bir maçla, iki maçla, üç maçlar dört maçla Türkiye’de derece yapmak çok zordur, çünkü kitlesel branştır. Hele hele uluslararası şampiyonada dünya kupasına katılan ülke sayısı 120 ile 140 ülke arasındadır. Ama bazı branşlarda katılan ülke sayısı 16’dır. Takdir edersiniz ki hangisi daha çok maç yaparak dünya şampiyonasında derece yapar. O yüzden bizim aldığım başarılar bu şekildeydi. Tabi Türkiye şampiyonu olduktan sonra milli takım seçmelerine katıldık, seçildikten sonra 1990 yılında Sakarya’nın ilk karate branşı milli sporcu olma şerefine nail oldum. Almanya’da yapılan Avrupa ümitler, gençler karate şampiyonasında Sakarya’nın Avrupa ilk Avrupa’dan ilk madalyasını Avrupa 3’sü olarak ben getirdim, o zaman 19 yaşındaydım. Askerlik zamanım gelince sporculuğa ara verdik. Ve döndüğümde karar vermek zorundaydım ve antrenörlüğü seçtim. Baktım ki Meydan Kobaş olarak antrenör o var bende antrenörlük yaptım. Ama başarı olarak onu geçmem çok zordu onun önünde olmak imkansızdı, bende hakemliğe geçtim. O antrenör ben hakem olarak devam ettim. Onunda desteğiyle camiaya girdik, olimpiyat hakemi seçilme hususuna kadar geldik.

Sporculuk hayatınız, antrenörlük hayatınız ve hakemlik hayatınızda ki farklılıklar nelerdir?
Ben olaya biraz farklı yaklaşacağım. Olaya sporculuk hayatımızda ki en büyük etken şuydu yenilirsem ne olur arkadaşlarım hocam neder. Böyle streslerim vardı. Beklemediğim anca beklemediğim sonuçlar alınca benim için müthiş bir hayal kırıklığı olurdu. Antrenörlük ise, şöyle tanımlamak istiyorum, çocuklar nasıl ailelerin aynasıysa, sporcularda antrenörlerin aynasıdır. Kavgacı bir antrenörden, kötü, çirkin bir söz söyleyen antrenörden, başarılı iyi bir sporcu bekleyemezsin. Ben öyle düşünüyorum. Biz her zaman şunu öğrendik. Hiçbir zaman saygıyı, sevgiyi ve disiplini kaybetmeyeceksin ve kaybettirmeyeceksin.  Bir zaman için yıllardır en küçük konumdan itibaren antrenörlük yapıyorum. Ben hiçbir sporcuma hiçbir zaman bir sporcuma lan’lı lun’lu konuşmam. Mutlaka ve mutlak ismiyle ve gelir misin? tarzını benimsiyorum. Sizlerde aldığınız eğitimi sizde doğru sağlarsanız, sporcuya küçük destekler sağlayabilirsiniz. Böylece sporcunun sosyo kültürel hayatına katkı sunabilişiniz. Benim için sporcunun iyi insan olması çok önemli derece yapmasının yanında. Her sporcu ile başarı elde edemezsin ama iyi insan olmasına katkı sunabilirsin. Biz sporculuk yaparken antrenörlükte yapardık ve ikisi bir arada çok zorlu geçiyordu. Sporcumla maç yapıyordum ve benim için zordu. Feyzullah Balıkçıoğlu’nu tanırsınız benim öğrencimdir. Yeri geldiği zaman biz onla maç yapardık. İl seçmelerinde çok zorlandım yensen bir türlü yensen bir türlü çok farklı yani. Hakem olarak dersek fark, tırnak kontrolünden başladık, küçük küçük adımlarla başladık ve olimpiyat hakemliğine başladık, herkes diyorki çok geziyorsun gezdiğim 1 gündür, sonrası hep stres, ülke ülke gidiyorsun. Farklı farklı iklimler saatler yemekler, çok zorlayıcı durumlar bunlar. Uyum sağlamak kolay olmuyor. Ekim ayında ben 29 gün ülke dışındaydım. Şili’ye gidiyorsun oradan Moskova’ya uçuyorsun, oradan Türkiye’ye geliyorsun, Şili’de sıcaktan çıkıyorsun, soğuk olan Moskova’da kar yağıyordu. Türkiye’de hava alanında bekliyorsun oradan Doha’ya uçuyorsun 40 derece sıcaklığı yani çok zorlayıcı durumlar. Olimpiyat hakemi olabilmek için son iki senedir maç kaçırmadım. En farklı hangisi derseniz hepsi birbirinden farklı.

Türkiye’de karateye verilen önem ne şekilde? Türk karatesinin başarılı buluyor musunuz?
Konuşmamın başında söylemiştim. Uğur Kobaş’ın bu noktalara gelmesinde ki en önemli etken Türk karatesinin başarılı olması demiştim. Ve onunla birlikte yönetimsel başarı. Bu yılda genel klasmanda 1’ncilikte tamamladık. Tüm kategorilerden bir sıralama vardır. Karate branşının ana vatanı Japonya’dır. Japonya savunma sanatıdır, karate. Ama kimi zaman Japon’ların bile önünde yer aldık. Ama genel olarak en iyi en iyi 3 ülke içerisindeyiz ve bu bakımdan Türkiye karate federasyonunu başarılı buluyorum. Ve bu söylediklerimi istatistiklere bakarak söylüyorum. Bunu başarılı anlandırmak için o branşta bulunan yöneticilerin yaptıkları başarılar ile anlatabiliriz. Türkiye karate federasyonu başkanı, Balkan ülkeleri federasyonu başkanı, Akdeniz ülkeleri yönetim kurulu üyesi, Karadeniz ve hazar ülkeleri yönetim kurulu üyesi, Avrupa karate federasyonu yönetim kurulu üyesi, Dünya karate federasyonu yönetim kurulu üyesi. Federasyon başkanını desteklediği kişilerden biride hem Avrupa hem Dünya karate federasyonu 1’nci başkan yardımcısı. Bunca destek ve başarıdan sonra karateye başarısız sayamayız hatta çokta başarılı diyebiliriz. 16 ülkenin katıldığı şampiyonada 20 madalya ile 140 ülkenin katıldığı şampiyonada 5 madalya ile bizi kıyaslamasınlar.

Sakarya’da ki başarıyı nasıl görüyorsunuz?
Sakarya karatesi 1990 yılından itibaren Avrupa’da ve Dünya’da çok önemli başarılar elde etti. Ve sporcularımız çok önemli noktaya geldi. Ben inanıyorum ki Enes Erkan devam etseydi, olimpiyatlara mutlaka Sakarya’dan sporcu yer alırdı. Biz Geyve’den Serap Özçelik ile kendimizi avutuyoruz. Kendisi Sakarya’lı lisansı başka kulüpte olsa da İstanbul’da olsa da biz kendisi ile gururlanacağız. Sakarya’dan sporcu yok ama Sakarya’lı bir sporcu var. Mutlaka yapılacak ve yapılması gerekenler mutlaka vardır. Biz Sakarya’da çok önemli noktaya getirdik. 16 ilçemizin sadece 3 ilçesinde çalışma yok ama diğerlerinde var ve bu başarımıdır hem de çok yüksek başarıdır. Bunun gelmesinde ki sebepte birlik ve beraberliktir. Bu birlik ve beraberliğin sonuca da ilimize madalya ve başarı olarak yansımaya devam ediyor. Bana göre hiç kimse darılmasın ama Sakarya’nın en başarılı branşı karatedir. Çünkü hem sporcu hem antrenör hem yönetici bazında bu oran çok yüksek. Burada Geyve ilçemizde 33 hakemimiz var. Bu durum Türkiye’nin hiçbir ilinde resmi olarak bu kadar hakem yok. 6 tane resmî belgeli hakem çıkarttım. 33 tane karate federasyonun dan onaylı bir hakem sahibiyiz.

Sakarya’nın diğer illere göre karatede ki başarısı nedir?
Şu an da İstanbul 1’nci sırada ama 25 milyon insan yaşıyor. Sakarya’da 1 milyon kişi yaşıyor. İl olarak bakarsanız 2’nci sıradayız. Genel olarak bakarsak Türkye’nin en başarılı iliyiz. Bizimde iyi olduğumuz çok iyi branşlar var.

Siz Federasyon Başkanı olsaydınız neler yapardınız?
Şu an da hali hazırda bir Federasyon Başkanımız var çokta başarılı bir şekilde devam ediyor. İleride bende Federasyon Başkanı olursam elimden geldiğince iyi hizmetlerde bulunmaya gayret gösteririm. Hayatım boyunca hep hedefler içerisinde oldum. Bende bu başarıları oturduğum yerden almadım. Çalışarak çabalayarak buralara geldim. Yeterli derecede İngilizcem olmasında rağmen haftada iki gün İngilizce eğitimi almaya devam ediyorum. Niye daha da başarılı olabilmek için. Ben yaptığım işlerden gocunmam yeri geliyor spikerlikte yapıyorum, en son Sakaryaspor kongresinde de spikerlik yaptım. Ama yeri geldiğinde protokolde oturmasını da bilirim. Yani kısacası yapmak gereken neyse onu yaparım. Ve en iyisini yapmak için çabalıyorum.

Dünya Hakem kurulu üyesisiniz ve burada ki düzen nasıl işliyor?
Özellikle şimdi Avrupa Dünya hakem federasyonunda her sene sınv yapıyoruz. Ve burada başarılı olan hakemlere görev yerlerini tebliğ ediyoruz. Zor bir durum ortada bir karmaşa olmaması lazım, pretosto durumuyla karşılaşmamamız lazım. Burada en iyisini yapmak zorundasınız. Hakemleri sınava tabi tutuyoruz. Ama ne yaparsan yap bir taraf mutlu olurken bir taraf olmuyor. Bu durum gerçekten zor eleştiriye tabi kalabiliyorsunuz. Çok sayıda İngilizce maillere cevap vermek için zor durumda stresli durumda kalabiliyorsunuz.

Arkanızdan gelen genç yetenek var mı?
Aslında çok kişi vardı, en büyük örnek Memduh’tu ona da geçen söyledik. Artık bir karar ver seni şampiyona için hazırlayalım diye o da biraz zaman verin dedi. Var daha arkadaşlarımız var Şevki Abakoç dediğimiz bir arkadaşımız vardı ama oda antrenörlüğü seçti. Sadece hakemlikle geçinmek zor olduğu için antrenörlüğü tercih ediliyor. Biz herkesin önünü açıyoruz ama bu sadece bizim önünü açmamızla olmuyor bu durum federasyon tarafından da destek görmesi şart. Bu dönemlerde o arkadaşlarımızı çizdiği yol yüzünden şu aşamada biraz daha zaman var diye düşünüyorum.

Türk Karatesine vermek istediğiniz mesaj nedir?
Aslında karateye değil Türk toplumuna mesajım şu ki, yaptığınız işi bıkmadan usanmadan devam etmeleridir. Belirli bir noktaya gelmek için çok fazla fedakârlık yapmak gerekiyor, fedakârlık yapmadan bir yere gelinmiyor. Kendimi tanımak için kendi cebimden harcama yaparak vaktimi harcayarak buralara geldim. Çünkü bu noktalara gelebilmek için fedakarlıklarda bulunanlar başarıları elde edeceklerdir. Hala da İngilizce yaparak fedakârlık yapmaya devam ediyorum. Oturduğumuz yerden kimse bize bir şey sunmaz, sunsa da kalıcı olmaz. Herkes her şeyin farkında olmalı. Ama farklı beklentiler içinde olmamak gerekiyor. Bana sorarsanız gerekli kamuoyu desteğini görmedim. En büyük manşeti atan Sakarya Yenihaber gazetesi oldu. Ve diğer basın organlarından haberi olmayan bile vardır. Toparlarsak Sakarya’nın toprağı meşhurdur, ilgiyi sevgiyi ve vefayı zamanında görmeliyiz, bu durum bu yönde olursa başarı kaçınılmaz olacaktır. Sakarya Life dergisine başarılar diliyorum. Denizimiz var, doğamız var ve bu tanıtımı bu yönde yapmalıyız. Yayın hayatınızda tekrardan sizlere başarılar diliyorum. Kocaali ilçemizde bir salon desteği görebilirsek gerekli tüm desteği sağlamak adına elimden gelen her şeyi yaparım.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu