Yazarlarımız

Teminat senetlerinin hukuki durumu ve ispat sorunu

Av. Zeynep C. Kolaylı, teminat senetlerinin uygulamada sıklıkla kullanılan ve teminatın yerine getirildiği durumlarda dahi senedi düzenleyen kişi açısından sorun oluşturan bir senet türü olduğunu ifade ederek bir senedin teminat senedi olduğunun neden belirtilmesi gerektiğini ve ne şekilde belirtileceğini açıkladı.

Türk Ticaret Hukuku’nda kambiyo senedi olarak isimlendirilirken günlük kullanımda kısaca “senet” olarak tabir edilen ve kişilerin, bir şeyin devri, satın alınması gibi işlemleri nakit kullanmaksızın gerçekleştirmek amacıyla imzaladıkları senetler, “sebepten mücerret/bağımsız”dır.

Sebepten mücerretlik ile anlatılmak istenen, olaya konu senedin ne için verildiğinin, senedi elinde bulunduran açısından bir öneminin olmadığıdır. Senedi eline alan kişi, bu senedin hangi amaçla düzenlendiğini, senet karşılığının yerine getirilip getirilmediğini bilmekle yükümlü değildir.

Öğrencilerin yurtlarda kalmak amacıyla geleceğe yönelik imza ettikleri senetler, kişilerin araba kiralamak için kiralanan araba ile kaza yapılması ihtimaline binaen teminat amacıyla verdikleri senetler (ve bu gibi, karşılığında henüz bir hizmet alınmadığı halde hizmet sağlayıcısının kendisini geleceğe yönelik güvene almak amacıyla hizmet alana imzalattığı başkaca senetler) ise teminat senetleridir.

Senetler, sebepten bağımsız olmaları nedeniyle, kişinin borcu olmadığına dair beyanlarının somut bir delille ispatı gerekmektedir. Bu somut delil de ancak yazılı bir delil olacaktır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200. maddesinde de, “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.” hükmüne yer verilmiştir. Hükümde belirtilen ikibinbeşyüz Türk Lirası 6763 sayılı Kanun’la Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen Ek Madde 1 uyarınca her takvim yılı başından itibaren yeniden değerleme oranı uygulanarak güncellenmektedir. 2020 yılı için belirlenen parasal sınır henüz belirlenmemekle birlikte 2019 yılı için belirlenen sınır belirlenen bu parasal sınır, 2019 yılı için 3.660-TL olarak belirlenmiştir.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2011/16553E. , 2012/6545 K. sayılı ve 17.04.2012 tarihli ilamında, “Kambiyo senetleri, sebepten mücerret borç senetleri olup, kambiyo senedinin ticari defterlere kaydedilmemiş olması senette mündemiç alacağın talep edilebilmesine engel teşkil etmez. Senede karşı ileri sürülen iddiaların yazılı delille ispatı gerekir. Mahkemece bu ilkeler gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” hükmüne yer verilmiştir.

Yine Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin,  2013/10762 E. , 2016/14033 K. sayılı ve 17.09.2013 tarihli ilamında, “Dava, senet sebebiyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindirSenede karşı ileri sürülen her türlü iddianın yazılı delille ispatı gerekir.” ifadesine yer verilmiştir.

Yine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2014/440 E. 2014/2904 K. sayılı ve 13.02.2014 tarihli ilamı, “Davalının elinde bulunan senet, kambiyo senedi niteliğinde olup, davacılar somut olayda ileri sürdükleri iddiaları usulen kanıtlamakla yükümlüdürler.” şeklindedir.

Aktarılan hususlar çerçevesinde, borçlu tarafın borçlu olmadığını ispatlamak için ikame ettiği menfi tespit davasında, alacaklının elindeki senede dayanması halinde (çek, bono vs.) borçlu olunmadığının ispat yükü davacı borçludadır ve davacı, aynı nitelikte bir delil ile borçlu olmadığını kanıtlamalıdır. Davacının borçlu olmadığını beyan etmesi yeterli olmayıp, davaya konu senede ilişkin ileri sürülecek her türlü iddia, ancak bir yazılı delil veya senet vasıtasıyla mümkün olacaktır.

Bu noktada mücerretlik çerçevesini biraz da olsa sınırlamak adına Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nce bir yol ileri sürülmüştür. Buna göre senedi imzalayan tarafın, senet üzerine, bu senedin ne için imza edildiğini yazması halinde kendisi açısından bir kurtuluş yolu doğacaktır. Şöyle ki Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2014/11410 E. , 2014/13843 K. sayılı ve 09.05.2014 tarihli ilamında, “Dava, bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı senedin teminat senedi olmasından bahisle takibin iptali istemine ilişkindir. Takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir … Mahkemece, borçlunun iddiasını yazılı bir belge ile ispat edemediği ve alacaklı tarafından da takip dayanağı bononun teminat senedi olduğuna yönelik bir kabul beyanının bulunmadığı gözetilerek, bu yöndeki itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.” denilmektedir.

Aktarılan hususlar çerçevesinde, özellikle teminat senedi olarak verilen senetlerin “teminat senetleri olduğu”,  “teminat amacıyla verildiği” gibi hususların senet üzerine yazılması senedi düzenleyen kişi açısından yüksek fayda sağlayacak, zarar oluşmadığı/kullanım gerçekleşmediği halde takibe koyulan senetleri ödeme yükümlülüğü ortadan kalkacaktır.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu