Gezi SeyahatMekan

Sakin şehir TARAKLI

Bu sayımızda, evleri ve eşsiz doğasıyla son zamanlarda keşfedilen Sakin Şehir Taraklı’ya konuk oluyoruz. İlçemizde gezerken kendinizi yaşayan bir tarihin içinde buluyorsunuz. Doğallığını yitirmeden varlığını gelecek nesillere taşıyan Taraklı’ya gittiğinizde bir tablonun içinde gezindiğiniz hissine kapılıyorsunuz. Gelin bu eşsiz güzelliği daha yakından tanıyalım.

TURİZM ARZ POTANSİYELİ

Taraklı, sahip olduğu doğal ve tarihi değerler açısından turizme oldukça elverişlidir. Taraklı yöresi tarihi eserleriyle, özellikle de henüz bozulmamış “Tarihi Taraklı Evleri” turistik yatırım bekleyen yayları, kaplıcalarıyla ve eşsiz doğasıyla eko turizm, yeşil turizm, alternatif turizm, kırsal turizm, kültür turizmi, yayla turizmi, termal turizmini tercih edenler için zengin bir coğrafya, tarih ve kültürel birikime sahiptir.

DOĞAL TURİSTİK DEĞERLER

Taraklı, doğa turizmi açısından, eşine az rastlanır yörelerden biridir. Yüz ölçümünün %60’ı ormanlarla kaplı olan ilçe, coğrafi yapısıyla, bitki örtüsüyle, tabiat harikası mesire yerleri olan Karagöl Yaylası, Güngörmez Şelalesi, Kemer Köprüsü, Acı Su, Hıdırlık Tepesi, Gürleyik Suyu, Belengermesi, Hamza Pınarı, Çile Pınarı, Ak Çeşme, Çoban Çeşmesi ve Asırlık Çınar Ağacı ile görülmeye değer bir doğa turizmi destinasyonudur.

Karagöl Yaylası: Samanlı Dağlarının batı yakasının uç kısmında bulunan Karagöl Yaylası, Akyazı ve Taraklı ilçelerinin arasında bulunmaktadır. Yayla bölgesindeki doğal dokunun güzelliği kendisini ziyarete gelen insanları adeta büyülemektedir.

Belengerme: Karagöl Yaylası’nın kuzeybatısında bulunan Belengerme Tepesi’nde güneşin batışını seyretmek Nemrut Dağı’ndaki kadar zevklidir. Karagöl Yaylası’na gelen her insan mutlaka Belengerme Tepesi’ne çıkıp güneşin batışını mutlaka seyretmelidir.

Dört Oluk: Karagöl Yaylası’nın batısında, Alballar Köyü Yaylası’nın yakınında bulunan Dört Oluk adını kaynağında bulunan dört oluklu çeşmeden almıştır. Suyun bulunduğu yer çam, şimşir ve köknar ağaçları ile kaplı tabiat harikası bir mesire yeridir. Buraya pikniğe gidenler bahse girip ayaklarını bir dakika suda tutmaya çalışırlar. Fakat bugüne kadar bahsi kazanan olmamıştır.

Hamza Pınarı: Karagöl Yaylası’nın kuzeybatısında, Belengerme Tepesi’nin arka yüzünde kalan Hamza Pınarı, içimine doyum olmayan nefis bir soğuk suya sahiptir. Burasını orman işletmesi, halka açık piknik alanı olarak düzenlemiştir. Sudan ne kadar içilirse içilsin, insana herhangi bir rahatsızlık vermediği gibi insanı çabucak acıktırır.

Çile Pınarı: Karagöl Yaylası’nın kuzeyinde, yaylaya beş yüz metre uzaklıkta bulunan Çile Pınarı da oldukça soğuk bir suya sahip olup, doğal güzellikleriyle insanların ilgi odağıdır. Karagöl Yaylasına kamp yapmaya gelenlerin ilk tercih ettiği yerler arasında gelir. Tercih sebebi bulunduğu yerin tabiat güzelliği, nefis soğuk suyu ve Belengerme Tepesine yakın oluşudur.

Gürleyik Suyu: İlçeye 9 km uzaklıkta bulunan Mahdumlar Köyünde yer alan Gürleyik Suyu’nun doğduğu yer, insanların sürekli ilgisini çekmektedir. İki tane büyük kaya kütlesinin arasından, tek kaynaktan çıkan bu su, sağlık açısından özellikle tercih edilmektedir. Suyun doğduğu yerin 50 m. aşağısına alabalık üretme tesisi kurulmuştur. Yine halk arasında “kara değirmen” olarak adlandırılan su değirmeni bu suyun gücüyle müşterilerine un öğütmeye devam etmektedir. Güngörmez Şelâlesi: İlçeye 9 km. uzaklıkta, Mahdumlar Köyü’nün Taraklı çıkışında Gürleyik suyu yatağında bulunan şelâle, adını bulunduğu yerin oldukça az güneş görmesinden almıştır. Hark Kanyonu: İlçeye 17 km. uzaklıkta ve ilçenin kuzey batısında bulunan kanyon, görülmeye değer bir tabiat harikasıdır. Kanyona, Karagöl yaylasından, ilçeden, Hark köyünden arabayla gidilebilir.

Çınar Ağacı: İlçenin Yusuf Bey Mahallesi’nde asırlık çınar ağacı Osmanlı kültürünü gelecek nesillere aktarmaktadır. Osmanlı devleti, topraklarına kattığı her yerleşim yerine çınar ağacı dikme geleneğini Taraklı’da sürdürmüştür. Asırlık çınar ağacı büyük bir yangın tehlikesi atlatırken, çok büyük bir zarar görmeden kurtarılmıştır. Çevresi 11 metre olan çınar ve yanındaki çeşme, Taraklı’ da ki tescilli kültür ve tabiat varlıklarındandır.

KÜLTÜREL TURISTIK DEĞERLER

Hıdır Dede Pilavı Etkinlikleri: Her yıl, haziran ayının ikinci hafta sonu, Hıdırlık Tepesi’ndeki Hıdır Dede türbesinde yapılan etkinliklere katılanlara çullu (etli) pilav, ev yapımı yumuşatılmış yufka ve ayran ikram edilir. Bu etkinliğine yerel halk “Hayır Pilavı” adını vermiştir. Bu etkinlik kıştan sağ salim çıkmanın şükranlık ifadesi yaz mevsiminin bolluk ve bereket içinde geçmesi için bir yapılan bir çeşit dua niteliği taşımaktadır. İlçede asırlardır sürdürülen bu gelenek çevre ilçe ve köyler başta olmak üzere herkesin davet edildiği bir festivaldir. Taraklı halkı geleneklerine ne kadar bağlı ve misafirperver olduğunu bu etkinlik oldukça güzel anlatmaktadır. “Hıdırlık Pilavı” son 10 yıldır ilave edilen çeşitli sosyokültürel ve eğlence faaliyetleriyle zenginleştirilmiştir.

Hıdrellez (Hıdır İlyas) Şenlikleri: Hıdırellez ya da Hıdrellez, Türk dünyasında kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan Hıdrellez günü, Hızır ve İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gündür. Yerel halkın inancına göre Hızır yaşam suyunu (ab-ı hayat) içerek ölümsüzlüğe ulaşmış, özelliklede bahar aylarında aramızda dolaşarak bolluk, bereket ve sağlık getirdiğine inanılmaktadır.

Taraklı’da hıdrellez kutlamaları, 6 Mayıs – 15 Haziran tarihleri arasında Taraklı Gölpazarı yolu üzerinde bulunan Düz Türbe mevkide kutlanmaktadır. Taraklı halkı, baharın taze bitkilerini toplayarak geleneksel lezzetlerden olan ‘Sallandırma, tuzlu buğday, cevizli malak, yaprak sarma ve un helvası’ yaparak ve birbirlerine ikram eder. Diğer bir inanışa göre Hıdrellez günü kırlardan toplanan çiçek ve otları kaynattıktan sonra suyu içilirse bütün hastalıklara iyi gelineceğine inanılır.

Taraklı halkı Hıdrellez gecesi, yiyecek kaplarını, ambarları ve para keselerini açık bırakır. Ev, bağ, bahçe, araba isteyenler kurdele ve çaputları gül ağacına asarlar. Aynı zamanda büyük bir ateş yakılıp, dilek dilenir sonrada ateşin üzerinden atlayarak gece sonlandırılır. Yerel halk bu günü dini bir törenden daha çok, bir festival gibi kutlamaktadır. İlçede geleneksel pazar kurulur ve halk bütün günü alış-veriş yaparak geçirir. Kırgınlıklar ve küskünlükler bir kenara bırakılıp, bu mutlu günün heyecanını yaşar.

Taraklı Yöresi Halk Oyunları: Taraklı’da bugün unutulmamış ve hala halkın ve çeşitli oyun gruplarının oynamış olduğu oyunlardan bahsedecek olursak, Taraklı Karşılaması, Taraklı Çiftetellisi ve Manav Havası gibi oyunları sayabiliriz. Halk özellikle düğünlerde ve festivallerde davul ve zurna eşliğinde geleneksel halk oyunlarını sergiler. Ayrıca Abdalların gırnata, darbuka ve klarnet eşliğinde yaptıkları müzik ziyafeti görülmeye değerdir.

Taraklı’da Giyim Kuşam: Taraklı ‘da gençler çağdaş giysiler giydiği halde, yaşlılar üzerinde geleneksel giysiler yaygındır. Özellikle kadın giyiminin şıklığı ve yerel motifleri yansıtması, geleneksel Türk kadınını güzelliğini yansıtmaktadır. Taraklı kadınının günlük kıyafeti: İçlerine kanaviçe işlemeli iç göleği (fanila), üzerine el yapımı işlik (bluz), yine elle dikilen çeşitli çiçek desenli şalvar ve başlarını örttükleri ince dallı (desenli) örtme, işlemeli beyaz örtü veya kırep adı verilen iğne oyalı parlak eşarp ve bu kombini tamamlayan dikme deri ayakkabı şeklindedir.

Entari, hırka, yelek, yün çorap, günlük kadın giyiminin diğer parçalarıdır. Kadınlar, özel günlerde ise yerel halk tarafından “Bindallı” denilen sırma işlemeli elbise, bel bölümüne işlemeli kemer ya da kırep bağlanan geleneksel kıyafet giyilmektedir. Erkek giyiminde ise halk modern kıyafetleri benimsemiştir.

Kumaş pantolon, gömlek, ceket ve başlarına kasket ya da tekke günlük kıyafetleri oluşturur. Ancak köylerde, paçaları dar, baldırdan yukarısı bol pantolonlar giyildiği görülmektedir. Kış aylarında yün çorap ve arazi şartlarına uygun “Ankara gosgos” denilen kara lastikten yapılan ayakkabı tercih edilmektedir.

Taraklı’da El Sanatları: Bir ulusun kültür değerlerini en iyi yansıtan öğe olan el sanatları asırlar boyu toplumların sanat anlayışları, gelenekleri, yaşam tarzlarını aktarmada önemli bir rol oynamıştır.

Taraklı’da icra edilen el sanatları ve zanaatlar: Ağaç oymacılığı (kaşık, tarak), demircilik, mutaflık, dokumacılık, semercilik ve kunduracılıktır. Taraklı ismini yıllardır süregelen geleneksel el sanatı olan tarakçılıktan almıştır. Halk uzun süre geçimini bu şekilde sağlamıştır. Günümüzde Taraklı’da ve civar köylerde bulunan 12 büyük atölyede kaşık oymacılığı ve tarak yapımı aktif bir şekilde devam etmektedir. Önceleri yurt dışına da gönderilen bu ürünler, şimdilerde sadece iç pazara hitap etmektedir. Ayrıca ilçenin Yenidoğan mahallesinde 5 büyük demir atölyesi bulunmaktadır. Burada bulunan demirciler, balta, nacak, kazma gibi tarım ve iş aletlerinin yanı sıra bu aletlerin tamirini de yapmaktadırlar. Bunlardan başka kapı kulpu, iç ve dış mekan aksesuarları, bahçe duvarı ve parmaklık da yapılmaktadır. Bir diğer geleneksel el sanatı ise “mutaflıktır”.

Mutaflık, dokumacılığa benzemekle birlikte hammaddesi yalnızca keçi kılıdır. Mutaf, keçi kılından, kilim, heybe, kılçan, yem torbası, çuval ve urgan yapabilir. Bu el sanatı unutulmaya yüz tutmuştur. Günümüzde küçük bir atölye dahi bulunmamaktadır.

Taraklı’da yaşatılmaya çalışan el sanatları içinde dokumacılık, son yıllarda oldukça ön plana çıkmıştır. Öyle ki ‘’Taraklı Bezi’’ denilen dokumalar marka olma yolunda ilerlemektedir. Halk Eğitim Merkezi ve Taraklı Belediyesi’nin açtığı kurslarla Taraklı‘da dokumacılık yeniden canlandırılmıştır. Taraklı bezi keten bitkisinden elde edilen iplikler ve ipek böcekçiliğinden elde edilen ipek ipliklerini bitki kökleriyle doğal olarak boyayarak yapılmaktadır.

Taraklı’nın belli başlı el sanatlarından birisi de semerciliktir. Eşek, beygir ve katır gibi binek hayvanlarının sırtına yerleştirilen yük ve insan oturtmak için tasarlanmış bir nesne olan semer bazı yörelerde palan olarak isimlendirilmektedir. Semer yapımı çok özen isteyen bir sanat dalıdır. Dengesiz yapılmış bir semer hayvanın sırtının yaralanmasına neden olabilir.

Semercilik 1-2 atölye dışında hemen hemen terk edilmiştir. Taraklı ’da kunduracılık ise tamamen yok olmuştur. Eskiden 50 – 60 tane kunduracı kalfası olduğu söylenmektedir. Bu kunduracılar; kundura, iskarpin, zenne, gelin ayakkabısı ve çocuk ayakkabısı yapar. Tamamının deriden yapıldığı bilinmektedir.

TARIHI TURİSTİK DEĞERLER

Taraklı Evleri: Sivil mimari örneği evleri bozulmamış dokusuyla Taraklı tarihe tanıklık etmektedir. Şehir içinde dağınık bir şekilde geniş bir alanda konuşlanmış olan 100 adet sivil mimari örneği eski evler; Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ulusal Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğü ‘nün 25.02.1992 tarih ve 1675 sayılı kararı gereğince SİT alanı içine dahil edilerek koruma altına alınmıştır.

Yaşları 100-300 sene arasında değişen, iki ve üç katlı yapılardan oluşan bu evlerin hemen tamamına yakını halen mesken ve işyeri olarak kullanılmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu mekanlar eskimekte, yıpranmakta ve zamanla bakıma ihtiyaç duymaktadır.

1992 yılında alınan karar nedeniyle bu evlere sahipleri tarafından çivi çakmak ya da boya badana yapmak yasaktır. Çok köklü bir tarihe sahip olan Taraklı, bu değerlerini koruması sadece yerel halkın değil toplum olarak hepimizin görevidir.

Hiç birisinin yerine yenisini aynı şekilde yapamayacağımıza göre, kalanları korumaktan başka çare kalmamıştır. Son yıllarda Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Taraklı Belediyesi’nin yürüttüğü ortak çalışmalarla bölgedeki 45 adet tarihi evin plan ve projesi hazırlanmıştır. Bunlardan 5 tanesinin yenileme çalışmaları tamamlanmış ve Taraklı ‘ya kazandırılmıştır. Bu tarihi konaklar şu anda pansiyon olarak hizmet vermektedir. Bunlar Hanımeli Konağı, Çakırlar Konağı, Kadirler Konağı, Abdi İbrahim Konağı ve Hisar Konağıdır.

Yunus Paşa Cami: Taraklı İlçe merkezi Camii Ulucami Mahallesi’nde bulunan Yunus Paşa Camii’nin girişindeki Türkçe kitabede 1517 tarihini yer almaktadır. Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi sırasında Vezir-i Âzamı Yunus Paşa tarafından 1517 yılında yaptırılan Yunus Paşa Camii, kubbesi kurşun kaplı olduğundan, halk arasında “Kurşunlu Camii” diye anılır.

Camii kesme taşlardan kare bir plan üzerine inşa edilmiştir. Camiinin ön cephesindeki üç adet eyvan dört adet mermer sütunla desteklenmiştir. Eyvanların içi süslenmiş vaziyettedir. Ana giriş kapısının üzerinde, Arapça olarak ayet yazısı bulunmaktadır. Kitabede Râd Süresi 24. ayet bulunmaktadır: “Selamün aleyküm bima sabertüm fenime ukbeddâr. Sabrettiğinize karşılık size selam olsun!” Sahanlık bölümünün, sol yanından camiinin balkonuna çıkılmaktadır. Alt kısımda 10 adet hücre biçiminde penceresi bulunmaktadır. Bu pencerelere içten tahta kapılar takılmış.

Üst kısımlarında 8 adet üstleri kemerli süslü, renkli camlı pencereleri vardır. Bahçesinde şadırvanı mevcut olup, camiinin sol yanında ve arka bahçesinde mezarlar vardır. Cephe duvarları, ince yontu küfeki taşından inşa edilmiş olup, yine küfeki taşından işlenmiş saçak kornişleri ile sonuçlanmaktadır. Camiinin toplam arsa alanı 1.265 metrekare ve iç alanı 144 m² olup, 180 kişilik kapasiteye sahiptir. Camiinin içindeki tüm hat yazıları Taraklılı merhum hattat hafız Saim Özel tarafından yazılmıştır.

Tarihi Han (Hacı Atıf Hanı): İpek Yolu üzerinde olan ve geçmişte kervanların konakladığı Hacı Atıf Hanı, Taraklı’da Ulucami Mahallesi’nde bulunmaktadır. Alt katlar dükkân, üst katlar otel olarak kullanıldığı han iki katlı “U” biçimindedir ve “U”nun açık kısmı kuzeye bakmaktadır. Temeli moloz taş üzerine hımışık duvar (ahşap ve çamur karışımı) olarak yapılmıştır. Ana giriş kapısının sağ tarafında bir, sol yanında iki büyük penceresi yer almaktadır. Binanın üstü de ahşap çatı olup, kiremitle örtülüdür. Sol tarafındaki bölümde, büyük bir hol bulunmaktadır. Üzeri balkon tarzında ve revaklarla düzenlenmiş, hanın üst katında odalar yer almaktadır. Orta bölümün üzeri yuvarlak ahşap kemerlerle dışa açılır. Kemerler Bağdadi tekniği ile yapılmıştır.

Kemer biçimlerinden ve yapı elamanlarından, XIX. yüzyılın sonu ile XX. Yüzyılın başına tarihlenir. Hanın doğu kanadı yıkılarak dükkân yapılmıştır. Batı kanadı ise eve dönüştürülmüştür. Üst kat odalarının tavan ve taban döşemeleri tamamen ahşaptır. Geleneksel konut açısından yörenin tek hanı olması yanı sıra Türk kültürünün misafir ağırlama geleneğinin yaşatılabileceği yöredeki son mekânı olan han şu anda kullanılamaz durumdadır. 1950- 1965 yılları arasında postane olarak kullanılmıştır. Ancak Evliya Çelebi Seyahatnamesinde de Taraklı’da bir handan söz edilmektedir. Yapının ikinci kez yaklaşık olarak günümüzden 200 yıl önce tekrar yapıldığı sanılmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Taraklı Belediyesi’nin katkılarıyla Hacı Atıf Han’ında restorasyon çalışmaları devam etmektedir.

Haşim Ağa Konağı (Fenerli Ev): Taraklı Rüştiye sokağında bulunan ve ilçe eşrafından Haşim Ağa’ya ait olması nedeniyle “Haşim Ağa Konağı” olarak da isimlendirilen XIX. yüzyıl yapımı görkemli bina, çatısındaki 360 derece açıyla tüm ilçeyi görme imkânı veren cihannüması (feneri) nedeniyle Sakarya’nın en ilgi çekici yapısı olma özelliğini taşımaktadır. Halk arasında “Fenerli Ev” olarak da isimlendirilen yapı, doğal yıpranmalar sonucunda büyük tahribat görmüştür. Ancak yapılan restorasyon çalışmaları sonucu aslına uygun olarak 2015 yılında hizmete açılmıştır.

Taraklı Kültür Evi: Taraklı merkezinde, II. Abdülhamit dönemi mimarisine sahip, uzun yıllar ilk ve ortaokul, bir süre de hükümet konağı ve belediye binası olarak hizmet veren bina, ciddi bir restorasyon sonucunda, 2000 yılından bu yana yöresel el sanatlarının sergilendiği, kültürel programların icra edildiği bir kültür evi olarak hizmet vermekte, ilçeye gelen yerli ve yabancı turistler tarafından da büyük ilgi görmektedir.

Tarihi Hamam: Hamam, ilçe merkezinde, Yunus Paşa Cami’ne yakın bir yerdedir. Hamamın ilk yapıldığı yıllarda, hamamdan çıkan buhar, yakınındaki Yunus Paşa Camii’ni merkezi sistemle alttan ısıtılmasında kullanılmıştır. Osmanlı döneminden kalma tarihi bir hamamdır. Ayrı bölümlerde eski ve yeni iki havuzu var. Huzur dolu ortamında, doğanın içinde şifalı sularla yapılan kürlerden sonra kendinizi iyi hissetmemek imkânsız. Hamam şu anda kullanılmamaktadır.

Asırlık Çınar Ağacı: İlçenin Yusuf Bey Mahallesi’ndeki asırlık çınar ağacı Osmanlı kültürünü gelecek nesillere aktarmaktadır. Osmanlı devleti, topraklarına kattığı her yerleşim yerine çınar ağacı dikme geleneğini Taraklı’da da sürdürmüştür. Asırlık çınar ağacı büyük bir yangın tehlikesi atlatmış, çok büyük bir zarar görmeden kurtarılmıştır. Çevresi 11 metre olan çınar ve yanındaki çeşme, Taraklı’daki tescilli kültür ve tabiat varlıklarındandır. Çeşme kesme taştan yapılmış, XVIII. yy. eseridir

Hisar: İlçenin savunulmasında stratejik öneme sahip olan “Hisar Tepesi” tarihî kalıntılar olan su sarnıçları ile ilçenin kalesi görünümündedir. Hisar tepesindeki iki su sarnıcı M.Ö.1000 – M.Ö.2000 yılları arasına tarihlenmektedir.

Su Değirmeni: Akarsuların başında kurulmuş, su enerjisini dönel hareket enerjisine çeviren çark sisteminden güç alarak dönerek öğütmeye yarayan; halk dilinde “kara değirmen” olarak anılan, beş taşlı veya iki taşlı su değirmeni köylüler tarafından günümüzde de kullanılmaktadır.

Etiketler
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı