Kültür SanatRöportaj

Sakarya Yazarlar Şairler Derneği 15.Yılında

2005 yılında Mustafa Kulaber başkanlığında kurulan derneğimiz, sırasıyla Muhammer Kılıç, Mehmet Bülent Uzöğüten, Kenan Balcı ve son 7 yıldır Çetin Elveren başkanlığındaki, Bşk.Yrd. Belgin Özkoç, Canan Ereren, İbrahim Açılan, Huriye Acar, Gürsu Erinç, Emrah Kirişçi yönetim kadrosu ile, kültür sanat etkinlik faaliyetlerine etkin şekilde devam ediyor.

Mustafa Kemal Atatürk’ün ” Sanatsız kalmış toplumun, can damarlarından biri kopmuştur” özdeyişini kendine düstur edinen Sayşad, Sakarya ve tüm ulusta, sanatı ilkeli biçimde, eşit mesafeli, halkımıza, genç kuşaklarımıza yayma ve halkla buluşturma çabalarını sürdürüyor.

Başlıca etkinliklerinden olan, her ayın ikinci cumartesileri

İl Halk Kütüphane şiir etkinliği (144.)

“Sayşad Değerlerini Anıyor” etkinlikleri

(Sayşad bünyesindeki yaşayan şairlerimizi anma gecesi),

Her ayın 4.C.tesi dernek binamızda “Edebiyat Sohbetleri” etkinliği ( felsefe,hikaye teknikleri öğretisi,şiir de kullanılacak teknikler öğretisi) ,

“Sayşad İmza Günleri” (üye şair ve yazarlarımızın imza günü), ulusal çapta şair, edebiyatçı ve sanatçıların katıldığı

” Şiir Dostları Buluşuyor” ulusal etkinlikleri ile

Sayşad Türk edebiyatına katkılarını 15 yıldır devam ettiriyor.

Sayşad Yazar ve Şairleri;

Hanifi Ali Osmanoğlu( Sonbahar Yalnızlığı)

Asuman Figen Tümer ( Gökkuşağı Tarlası)

Belgin Özkoç( Gel Kıyalım Şiirlere)

İbrahim Açılan ( Sen Şiirsin Türkiyem)

Ali Çetinkaya(Adı Duyulmamış Kahramanlar)

Canan Ereren( Kıyıya Vuran Dalgalar)

Reyhan Karagöz Çetin ( İpeğe Dizili İnci Taneler)

Tülay Mutlu (…..)

Şahande Başpınar ( Düşler Sokağı)

Emrah Kirişçi ( Varoluş İçin Kurmacalar)

Gürsu Erinç ( İstanbul’a Birşey Olursa Saraybosna Var)

Mehmet Kurnaz( Turnalardan Haber Yok )

Nurten Boz Hürel ( Mor Tual)

Didem Yağcılar(Vuslat Vakti)

Ayfer Şenel Çavuş (……)

Sayşad etkinliklerimize katkı veren başlıca sanatçılar;

Firdevs Altındaş

Kemal Dumanlıova

Hasan Cihat Örter

Sefer Beyenal

Suphi Köksoy

Akın Altınışık

Fahriye Güney

Engin Çir

Tuncay Yalın

Erol Güngör

Sayşad Yön.Krl.

Başkanı: Çetin ELVEREN

Sakarya’da sanat ve sanatın işleyişi nasıl olmalı, eksikliği durumundaki değişim bize ne getirir?

Sakarya’nın yetiştirmiş olduğu büyük sanatçılar var. Edebiyat dalında Sait Faik Abasıyanık, Faik Baysal. Müzik dalında Ziya Taşkent’imiz var. Söz yazarı Halit Çelikoğlu, Son dönemlerin Necati Mert’i var yine Edebiyat alanında tanıdığımız ve Ayşegül Aldinç yine Sakarya’mızın bir değeri.  SAYŞAD’da bulunan büyük sanatçılarımızda var. Derneğimiz üyesi olan Asuman Figen Tümer hanım çok değerli bir sanatçımız ve Sakarya’mız için de büyük bir değerdir. Amerika’da Newyork Life dergisinde Genel Yayın Yönetmenliği yapmış daha sonra ki hayatında Türk Hava Yolları’nda çalışmış ve hep sanatla iç içe yaşamış bir sanatseverimiz. Sait Faik mayası ile yetişmiş ve romanlar, öyküler yazmıştır. 1999 yılında “Ayarı Bozuk Çayevi” öykü kitabıyla “Oktay Akbal” ödülü almış bir sanatçı. Sakarya’da yetişen sanatçıların böyle ödüller alması bizim için çok gurur vericidir. “Kura’nın Şarkısı” adlı romanında da nehrin etrafında geçen olayları çok etkileyici bir şekilde aktarmış. Kura Gürcistan, Ermenistan taraflarında bir Nehrin adıdır. Asuman hanım Kafkas kökenlidir. Çok güzel betimlemeleri olan bir eser ortaya koymuş ve yine bu eseriyle de onur ödülüne layık görülmüştür. Yereldeki bir sanatçımızın dışarında böyle ödüllere layık görülmesi Sakarya’mız için çok anlamlıdır. Şimdi de Asuman hanımın “Gök Kuşağı Tarlası” adlı eserini okuyorum. Asuman hanım Sakarya’nın ve derneğimizin bir gururudur. 

Sanatçı muhalif olmalıdır. Platon’un mağara alegorisi kavramını benimsemek gerekir. İnsanların uzun yıllar mağaranın karanlık bölgelerine alışmış bir şekilde yaşaması ve dışarıdan geçen diğer kimseleri gölge olarak görmesi. Dışarıdaki kişileri hiç görmediği için gerçekliği gölge zanneder. İçerinin karanlığına alışınca dışarıdaki aydınlık; itici ve korkunç gelmeye başlar. Dışarıdan biri mağaradaki kişileri dışarı çıkartma eyleminde bulunduğunda şoka girerler ve korkuyla tekrar içeri girerler. Aydınlıktan kaçarlar. Birkaç kez dışarı çıktıklarında gerçeğin ne kadar bildiklerinden farklı olduğunu göreceklerdir. Yaklaşık ikibinbeşyüz senelik bir olaydır. Toplumda da sanat böyledir. Bazı gurupların istememesinden dolayı yani özgür düşünceye karşı konulmasından dolayı muhaliflik ortaya çıkıyor. 

Bir toplumda sanat olmazsa durum ne olur? Sanatın gerekliliği neden önemlidir?

Temel gereksinim hiyerarşisi içindedir sanat. Yemek yemek, barınmak, güdülenme ve üreme, toplumsal kaynaşma ve insanı diğer canlı varlıklardan ayıran işlev “sanat”. Yani sanat hem muhaliftir hem de müthiş bir gereksinim, temel ihtiyaçtır. Biz Edebiyatın en üst dalı olan şiir bölümü ile ilgileniyoruz. Şiir Edebiyatın özümsenmiş halidir. Anlatılmak istenen kısa ve öz bir biçimde ve armonik bir şekilde topluma sunabilmektir. Birçok meyvenin tadını aynı anda alabilmek gibidir. Bize sunulan tüm meyveler yazın Edebiyatı, bu meyvelerin konsantresiyse şiirdir. 

Cumhuriyet demek demokrasi, halkın kendi kendini yönetmesi demek. Entellektüelleşmek, toplumların modernleşmesi ve toplumun kendi kendini yetiştirmesi bir hazım meselesi. Fransa’da çok büyük kanlı devrimler gerçekleşti. Aylarca nehirlerinden kan aktı. Ülkemizde ise Mustafa Kemal İstiklal Mahkemeleri’yle çözdü tüm meseleleri. Fransız devrimindeki mayadan çok daha sağlam mayalar atmış. Onbeş yıldır söylerim mutlaka Mustafa Kemal’in ülküsü ve mefkûresi galip gelecektir. Sonuçta geldiğimiz nokta da budur. 

Sanat; hayatını ve bakış açını değiştirir. Bir dörtlükle hayatınızda şimşekler çakar. “Sen şiir yazmaktan vazgeçme öyle bir cümle kurarsın bir yerlerde Zülfüyâr şahlanır”. Yerelde siyasal etkisi olur. Herkes bir tarafa çekmeye çalışır ama sanatın özü muhaliftir. Engellemeyle sanatı durduramazsın. Sadece bir tarafın benimsediği özgür olmayan durumda sanat yapamazsın. Desteklenmiş sanat methiyedir, daha öteye gitmez. Çünkü sanatın özü ve ruhu muhaliftir. Sanat uyarıcıdır, görünmeyeni görmenizi keşfetmenizi kendinizi tanımanızı sağlar. Sanat toplumun ışığıdır. 

Sakarya’da şiire ilgi, gençlerin bakış açısı nasıl?

Biz bir sivil toplum kuruluşu olarak roman, hikaye, şiir için il halk kütüphanesinde etkinlikler düzenliyoruz. Ülkemizin birçok ilinden çeşitli sanatçılarımızla şiir geceleri, kitap tanıtımları, imza günleri düzenliyoruz. “Şiir Dostları Buluşuyor”. Çeşitli projelerimiz var ama biraz desteğe ihtiyacımız oluyor. Bu konuda derneğimiz geri planda tutuluyor. Gençleri tüm projelerimize dahil edip, yarışmalar düzenleyip onurlandırmak için ödüller alıp bu konuda güçlenme ve cesaretlenmelerine yardımcı olmak istiyoruz. Bizimle birlikte sahnede olduklarında sanatın içine yavaş yavaş girdiklerini hissediyorlar ve geliştiklerini görmek hepimize heyecan katıyor. 

Sanat konusunda en güzel söz yine en büyük üstat Mustafa Kemal’e aittir. “Sanatsız kalmış bir toplumun şah damarlarından biri kopmuş demektir.”  Yani insan sanatsız yaşayamaz. 

Şiir yazmak öğretilebilen bir şey mi yoksa herkes şiir yazabilir mi?

Herkes şiir yazar tabi ama önemli olan insana dokunabilmek, etkileyebilmek olduğundan en güzel şiiri çok okuyan ve derin duyguları olan hayatı en güzel haliyle yaşan, bir çiçeği dalından koparmayacak kadar ince olan insanlardan dinleyin. Hiçbir bilgisi olmayan kapalı bir alanda yaşayan kişi sadece etrafında görüp hissedebildiklerinden esinlenerek yazabilir. Fakat her yazarı okuyan bu sayede farklı duyguları tanıyıp gören kişi sizin kimsenin fark etmediği bir duygunuzu ön plana çıkartıp sizi etkilemesi daha olasıdır. Etkili şiir yazabilmek için çok okumak gerekir. Örneğin; Rapunzel’i, Leyla ile Mecnunu, Ferhat ile Şirini mutlaka bilecek ki yeni bir şeyler çıkarabilsin. 

Daha Fazla Göster
Başa dön tuşu