Röportaj

Sakarya Ticaret Borsası

“Amacımız koltuktan güç almak değil, koltuğa güç vermektir” şiarıyla görevini ifa eden Başkan Adem Sarı, Sakarya Ticaret Borsası olarak çiftçilerin karşılaştıkları sorunları ortadan kaldırmak için neler yaptıklarını bizimle paylaştı. Kendisiyle bu aralar gündemde olan, çiftçilerin ürünlerini güvenle saklayabilecekleri lisanslı depo projesini, projenin kapsamını ve detaylarını konuştuk.

Adem Bey sizi tanıyabilir miyiz?
1967 yılında Sakarya’nın Akyazı ilçesinde doğdum. Hendek’te yaşıyorum, ailecek ticaretle uğraşmaktayız. 1999 yılından bu yana Sakarya Ticaret Borsası’nda yöneticilik yapıyorum. Bu dönem başkanlık nasip oldu. Amacımız koltuktan güç almak değil, koltuğa güç vermektir. Seçildiğimiz ilk gün de bunları söylemiştik, bunun gereğini yapmaya çalışıyoruz.

Sakarya Ticaret Borsası olarak neler yapıyorsunuz?
Sakarya Ticaret Borsası’nın çiftçiyle direkt bir bağlantısı yok. Ticaret Borsası tarım ürünlerinde alınan satılan bir ürünün fiyatını tescil eder ve bunu ilan eder, Ticaret Borsası’nın görevi budur. Ancak biz sosyal sorumluluk projesi olarak bu anlamda projeler yapıyoruz. Köylerde 50-60 yaşın altında şu anda çiftçi yok. Genç çiftçi yok, çünkü köyde yaşam alanları yok. Bu konuyla alakalı büyük projelerimiz var.

Sakarya Ticaret Borsası olarak birçok projemiz var. Bunların başında lisanslı depo projesi geliyor. Lisanslı depo aslında çiftçileri ilgilendiriyor, çiftçilerimiz için çok avantajlı bir sistem. Bu dünyada kullanılan bir sitem ancak Türkiye’ye biraz geç gelmiş. Türkiye’de bazı borsalar buğday için lisanslı depolar yapmış durumda. Biz de öncelikle mısır içinin saklanması için; sonrasında fındık içinin saklanması için lisanslı depo yapmak istiyoruz. Bu konudaki çalışmalarımız devam ediyor.

Lisanslı depolar Sakarya’nın tarımdaki durumunu nasıl değiştirecek ve projeniz ne aşamada?

1950’den beri şehirleşme ve sanayileşme adı altında köyler boşaltıldı şehirlere göç oldu. Tarım demode oldu. Herkes tarımdan kaçtı. Halbuki asıl temel olan esas olan tarımdır. Çünkü insanın midesi doymadan ne kafası çalışır ne adım atabilir bu nedenle çok önemlidir. Tarım çok önemli, bu zaten kendini hissettirdi. O dönemlerde nüfusun çoğunluğu köyde yaşıyordu ve herkesin kendi ambarı, deposu vardı. Burada ürettiği ürünü mısır, buğday, fındık aklınıza ne geliyorsa kendi deposuna koyardı. Daha sonra uygun fiyat bulduğunda sonra peyderpey ürününü satardı. Rençberlik derler buna.

Eskiden Sakarya’nın bir sürü ova köyleri vardı hala da görebilirsiniz mısır ambarları vardır, köylere gittiğinizde görürsünüz. Şimdi bunlar kalktı direkt tarladan farikaya gidiliyor.  Sıfır ürün 1 yıl boyunca Türkiye’ye yetecek olan ürün bu diğer tarım ürünleri için de geçerli. 1 ayda pazara iniyor, 1 ayda pazara indiği için de bir sel gibi yoğunluk oluyor ve ürün gerçek değerini bulamıyor. Bu nedenle çiftçimizin ürünlerini saklayabileceği bir alan oluşturmak önemliydi.

Lisanslı Hububat Deposu için Hayvanpazarı’nın bulunduğu Alancuma mevkiinde 260 dönüm arazinin Milli Emlak’tan yer tahsisini yaptık. Proje içerisinde yatılı Tarım Okulu yer alıyor. Proje hazırlandı ve inşaata en kısa zamanda başlanacak. Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından Büyükşehir Belediyesi’ne devredilen bu yeri, Büyükşehir Belediyesi de bize devretti. Hedefimiz depoyu Ağustos ayı sonuna kadar bitirerek mısır hasadına yetiştirmek. Artık üreticimiz tarladan direk depoya ürününü teslim edebilecek.

Bankaların bu projeye bir desteği olacak mı?
Üreticilerimiz ürünlerini lisanslı depoya teslim ettiklerinde, devlet buna banka aracılığıyla nakliye desteği, depolama desteği veriyor. Üretici aynı zamanda depoya bıraktığı fındığı ve mısırı kiralama karşılığında bir belge alıyor. Bu belge ile Ziraat Bankası’ndan teslim ettiği ürünün yüzde 75’i kadar faizsiz kredi alabiliyor. Ve ürününü satmadan ihtiyaçlarını karşılayabiliyor.

Konuşmanızda “Tarım Okulu” isimli bir okuldan bahsettiniz, bu konuda bilgi verebilir misiniz?
Proje içerisinde Türkiye’de bir ilk olacak olan Tarım Okulu da yer alıyor. Köyler boşalmış durumda. Biz çiftçiliği canlandırmak ve nitelikli tarım uzmanı yetiştirmek istiyoruz. Ortaokuldan temeli tarım olmak üzere en az 3 dil bilen donanımlı çocuklar yetiştireceğiz. Yatılı olan okulumuza özellikle dezavantajlı aile çocuklarını alarak, topluma kazandırmak istiyoruz. Çünkü bizim her alanda nitelikli insana ihtiyacımız var. Her şeyi sorgulayacak insana ihtiyacımız var.

Tarım uzmanı olacaklar aynı zamanda donanımlı başka türlü yeteneklerini de ortaya çıkaracakları bir eğitim görecekler. Önceliğimiz dezavantajlı aileler olacak. Burada yetiştirdiğimiz çocuklarda da Sakarya’daki atıl durumda olan arazileri tarıma kazandırmak istiyoruz.

Köylerin eski kıymetlerine kavuşması için neler yapılabilir?
Köylerde yaşam alanları açılabilir, köylerde sadece yaşlanmış amcaların camiye gidip gelirken kullandıkları köy kahveleri var. Bunun haricinde bir sosyal alan yok. Köyleri küçük şehirler haline getirebiliriz, köylerin doğal yapısını bozmadan. Mini hastane, mini postane, her köy için demiyorum merkezlenme sistem yapılabilir 5-10 köyün bir araya gelebildiği, Batı Avrupa tarzında Kantonlar var İsviçre’de o tarzda olabilir. Köyde yaşasa bile ekonomik durumu iyi olsa bir genç evlenmeye kalksa kız haklı olarak köye gitmiyor. Dünya değişiyor, gelişiyor, teknoloji gelişiyor, dünyadan haberdar olmak zorundasınız. Bu amaçla köylerde yaşam alanları açılabilir. O insanları şehre gitmekten alıkoymak gerekiyor. Sosyal alanlar açmak gerekiyor, bunlar yapılabilir şeyler özellikle kırsal kesimlerde. Böyle bir projemiz de var. Köyleri tekrar cazip hale getirebiliriz. Ve aslında çok büyük bir fırsat var, biraz önce söylediğim gibi köylerde nüfus azaldı.

Sakarya Ticaret Borsası’nın biraz önce anlattıklarınızdan başka girişimleri var mıdır?
Tabii, başka sosyal sorumluluk projelerimizde var. Geçtiğimiz ay Tanzanya Büyükelçisi geldi. Cumhurbaşkanımızın da hedef pazarlarından birisi Tanzanya. Biz hep Afrika ülkelerine Kâbeler savaşı, çeteler savaşı, can güvenliği olmayan, hastalıkların olduğu bir yer deriz.  Ama Tanzanya çok özel bir yer. Ben bunu yeni öğrendim. Doğu Afrika’nın açılan kapısı bir liman kenti. Yüzde 70 tarım ülkesi, 55 milyon nüfusu var ama 500 milyon nüfusa hitap ediyor. Liman kenti olduğu için tren ve karayolları diğer Afrika ülkelerine açılıyor. Ticaret hacmi yüksek. Tanzanya Devleti orada yatırım yapabilecek olan Türk şirketlerine arazi tahsis ediyor. Bankalar aracılığıyla faizsiz kredi veriyor gümrük muafiyeti veriyor can güvenliği olan bir ülke. 60 yıldır istikrarlı bir devlet yapılanması var. Çok cazip pazar için. Yakın zamanda Tanzanya Büyükelçisi borsamızı ziyarete geldi, ülkelerindeki imkanları bize anlattı. İlimizdeki şirketler belli bir büyüklüğe geldiler, bu nedenle artık yurtdışına açılmaları lazım. Ticarete yeni bir nefes lazım ve bu Tanzanya olabilir. Bu çerçevede Şubat ayı içerisinde büyük bir iş adamı kafilesiyle Tanzanya’ya gitmeyi planlıyoruz.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu