Röportaj

KÜLTÜRLERİNİ YAŞATIYORLAR

Gürcü ve Laz Kültürü’nü yaşatmak amacıyla kurulan Sakarya Kartvel Gürcü Laz Kültür Derneği’ne konuk olduk. Dil kursundan dans kursuna kadar Gürcü ve Laz Kültürü’nü gelecek nesillere aktarmaya yönelik faaliyetler gerçekleştiriyorlar. Komşu illerdeki Gürcü ve Lazlar derneğin çalışmalarına katılıyorlar. Derneğin öyküsünü Başkan Mustafa Kolat’tan dinledik.

Aidiyet Duygusu

İnsan yaradılışından kaynaklı dürtülerle kimlik sahibi olmaya ihtiyaç duyar. Bu, hepimizin içinde taşıdığı aidiyet duygusudur. İnsan bazen doğduğu yere, bazen hiç gitmediği dedesinin köyüne, bazen de orada doğmasa bile ömrünün geçtiği sokaklara ait hisseder kendini. Sakarya Kartvel Gürcü Laz Kültür Derneği de bu aidiyet duygusuyla ortaya çıkmış.

Köklerin peşinde

Gürcü kelimesinin kökeni Kartlos’a dayanır. Efsaneye göre Kartlos Gürcistan’ın kurucusu ve atası olarak kabul ediliyor. Lazlarınsa en eski ismi Kolha’dır. Haklarındaki en eski yazılı belge Urartu krallığına ait bir kitabede… Kral II. Sarduri’nin seferleri anlatılırken, kuzeydeki “Kolha” isimli bir ülkeden ve halkından bahsedilir. Gürcüler ve Lazlar kökleri çok eski zamanlara dayanan iki farklı etnisite… Bu iki etnik köken birçok konuda birbirlerinden ayrılırlar ve kendilerine has kültürlere sahiptirler. Her ne kadar farklılıkları olsa da aynı dil ailesinden gelmek gibi ortak noktalara sahipler. Bu iki etnik kimliği bir araya getiren derneği ziyaret ettik.

Derneğin Kuruluşu

Dernek Başkanı Mustafa Kolat 14 Mayıs 1979’da Sapanca’da doğmuş. Çocukluğunda aile büyükleri kendi aralarında Gürcü’ce konuşuyorlarmış. Dolayısıyla ana diline aşina bir çocukluk geçirdiğini dile getiriyor. Zamanla sosyal medyanın ve internetin de gücüyle kendi kimliğini daha fazla tanıma fırsatını bulduğunu ifade ediyor. 2014 yılında Sakarya’nın Geyve ilçesinin Nuruosmaniye Köyü’nde seçmeli ders olarak devlet tarafından Gürcüce kursları başlatılmış. Mustafa Kolat da Türkiye’de ilk olan bu kursun ilk öğretmeni.

Derneği kurarken “Sakarya’nın kültür ve sanat markası olacağı mızı iddia ederek yola çıkmıştık.“ diyor Mustafa Kolat. “2018’in yaz başlarında SATSO Başkanı Akgün Altuğ’la bir yerde tesadüfen karşılaşmamızda, kendisine “artık bizim de bir derneğimiz olsun” dedim. İlerleyen vakitlerde yaptığımız istişarelerde derneğin kurulabileceği fikri ağır bastı. SESOB Başkanı Hasan Alişan’la bu fikrimizi paylaştık. Başta derneğimizin yalnızca Gürcülere yönelik faaliyet göstermesini planlamıştık. Ancak Adapazarı’nda yaşayan Gürcü ve Laz kimliğine sahip iş adamları, çalışanlar, siyasiler ve bürokratlardan oluşan 30-35 kişilik bir kadroyla Lazları da kucaklayacak bir derneğin kurulmasına karar verdik.

Kartvel

Kartvel nedir sorusunu Mustafa Kolat şöyle cevaplıyor; “Kartvel Gürcülerin kendilerine verdikleri bir isim. Gürcistan’da yaşayan 4 akraba boy var. Gürcü ismi bize başkalarının vermiş olduğu, Farsçadan Osmanlıcaya geçmiş bir isim. Bu sebeple Gürcüler kendilerine “Kartvel” diyorlar. Dolayısıyla geçmişe atıf olsun diye derneğimizin bu isimle kurulmasını istedik. Gürcüler olacak ama Laz ismi de geçsin diye talepler gelince Sakarya Kartvel Gürcü ve Laz Derneği isminde karar kıldık ve 2018’in Eylül ayında derneğimizi kurduk” diyerek kuruluş aşamalarını özetliyor Mustafa Kolat.

Yönetim kurullarında Sakarya’da tanınmış, siyasiler, işadamları ve sanatçılar da yer alıyormuş. “Mehmet Muti, Mustafa Yavuz, İskender Sağıroğlu bu isimlerden bazıları. Herkesin yakından tanıdığı sinema sanatçısı Timur Acar da derneğin kuruluşuna müteakip, ben de elimi taşın altına koymak isterim deyince memnuniyetimizi ifade ettik. Böylece Timur Beyle görüşerek kendisini yönetimimize dahil ettik” diyerek yönetimde her alandan insanın bulunduğuna dikkat çekiyor.” Gürcü ve Lazların eşit sayıda olmasına dikkat ederek dengeli bir yönetim kurulu oluşturduk” diyerek dernekteki ahengi vurguluyor Mustafa Kolat.

“Aslında biz biraz zor insanlarız. Yani Gürcülerle Lazlar öyle derler, kendi aramızda geçinmeyi fazla beceremeyiz.” diyor. Hatta bu sebeple birçok kişi bu birliktelik yakın zamanda bozulur diye yorum yapıyormuş. Kolat: “Biz bir buçuk seneyi geçtik ve en ufak bir problem yaşamadık” diyor. Bunu nasıl başardıklarını sorduğumuzda “Bizim şöyle bir kuralımız var.

Derneğe girdiğimiz zaman, konuşacağımız, üzerine sohbet edeceğimiz bize ait iki unsur var. Biri Gürcülük, diğeri de Lazlık. Bizim şimdi 36 yöneticimiz var. Bunların arasında Cumhuriyet Halk Partisi, Adapazarı İlçe Başkanlığı yapmış Avukat İlker Yılmaz, Büyük Birlik Partisi İl Başkanlığı yapmış Ahmet Bayrak, Ak Parti’den içinde veya MHP’den arkadaşlarımız, Karasu Belediye Başkan Yardımcısı Murat Çelik ve Hendek Belediye Başkan Yardımcısı Hızır Çağrı Güngör gibi farklı siyasi görüşlerden kişiler var.

Biz bu insanları buraya toplayıp siyasi sohbet etmeye başladık mı, buradan çıkamayız” diyerek dernekte sadece Laz ve Gürcü Kültürlerine yönelik konuların konuşulduğunun altını çiziyor.

Kapımız Herkese Açık

“Öncelikli amacımız, kendi kimliğimizi unutmamak. Dansımızı, müziğimizi unutmamak. Mesela Kafkas Dansları denilince akla başka danslar geliyor ama dünyada kabul görmüş şekliyle Kafkas Danslarının merkezi Gürcistan’dır. Niye Gürcü Dansları demiyorum da Gürcistan Dansları diyorum? Çünkü içinde birçok halkın danslarını barındıran zengin figürlü bir dans grubundan bahsediyoruz” diyor.

Gürcü ve Laz oyunları yanı sıra şarkı ve türkü koroları da kuracağız. Bunu söylerken, buraya yalnız Gürcüler ve Lazlar gelsin diye söylemiyoruz. Çocuklarımızın hepsi gelebilir. Şu anda Abaza, Çerkez pek çok kesimden çocuklarımız burada çalışıyorlar.

Gürcüce Lazca dil kurslarımız aktif olarak devam ediyor. Dil öğrenmek isteyen herkes gelebilir” diyerek sadece tek bir alanda değil pek çok alanda faaliyet gerçekleştirmek istediklerini dile getiriyor.

“Kurslarımız Düzce Üniversitesinden Prof. Dr. Şorena Lomaia’nın gözetiminde pazar günleri saat 13.00 ile 15.00 arası Gürcüce, 15.00 ile 17.00 arası Lazca olmak üzere ücretsiz olarak devam ediyor. Bizim dernek faaliyetlerimizin tamamı ücretsizdir. Biz kültürümüzü öğrenmek için gelen insanlardan ücret talep etmenin doğru olmadığına inanıyoruz. İnsanları farklı kültürleri tanımaya teşvik etmemiz gerekiyor. Özellikle de çocuklarımız…” diyerek kurslara verdikleri önemi dile getiriyor.

Kral Tamara

“12.Yüzyılda kadının pek değerinin olmadığı bir dönemde Kafkasya’da bir Gürcü kadın Krallık mertebesine kadar yükseliyor. Kral Tamara dünyada Kral unvanını almış tek kadın. Bu bizim için gurur verici bir şey. Biz Gürcüler de Kral Tamara diyoruz. Bu hakikat Gürcü toplumunda kadının yerini de ortaya koymuş oluyor.” diyerek Gürcülerin anaerkil bir toplum olduklarına dikkat çekiyor.

Gürcistan’a özgü yemekleriniz var mı diye soruyoruz ve şöyle cevaplıyor: “Gürcistan’da bizim dünyaca ünlü, Haçapuri’miz var, peynirli pide olarak biliniyor. Bunun değişik formları var. En bilinen yemeklerimizden biri de Hinkali. Gürcü mantısı diyoruz biz buna. O da bölgesel olarak farklı farklı tariflerde yapılıyor. Sonra Lobio dediğimiz Fasulye yemeğimiz var. Geniş bir mutfağa sahibiz”.

Dans kursları hakkında bilgi almak istediğimizde; “Şu an, İstanbul’daki Kafkas Kartalları dans grubunda dans eden Ziya Serkan Doğan’dan yardım alıyoruz. Haftanın iki günü buraya gelebiliyor. Aslında Gürcistan Dansları için yeterli bir süre değil. Her gün çalışması gerekiyor. Çünkü çok zor ve karmaşık bir dans. Üstelik iyi bir kondisyon da gerektiriyor. Yani seyretmek kadar kolay değil. Hocamızdan yoğun işleri dolayısıyla haftada ancak iki gün istifade edebiliyoruz” sözleriyle Gürcü danslarının emek istediğini vurguluyor. Nisan ayında yöneticilerin derneğe fayda sağlamak, kültürel gelişim ve çeşitli ziyaretler için Gürcistan’a seyahat edeceklerini öğreniyoruz.

“Biz tüm Sakarya’ya ve bütün Türkiye’ye Gürcü ve Laz kültürünü en doğru şekliyle anlatmak istiyoruz. Bunu da amacımıza uygun organizasyonlarla sağlamak istiyoruz. “Gürcü ve Laz toplumunun öz değerlerine bağlı bireyler olması Sakarya’nın kültürünün zenginleşmesine katkı sağlayacak” diyerek hedeflerinin ne kadar büyük olduğunu dile getiriyor. 50’lerde, 60’larda bizim kendimize ait oyunlarımız vardı, Vohay dediğimiz bir oyun vardı ama modernleşme ile bunlardan yavaş yavaş kopmalar yaşandı. Biz kendi kültürümüzün farkında olalım ve bunu ulaşmak isteyen herkese de aktaralım istiyoruz.

Hep beraber daha kültürlü bir toplum inşa edebiliriz. Sakarya’da yaşayan her birey nitelikli olsun istiyoruz. Hangi milletten olursa olsun, derneğimizin kapısı ziyaret etmek isteyen herkese açık. Hafta içi öğlen 12.00 ile akşam 18.00 arası genellikle burada oluyoruz. Hafta sonları etkinlik olursa geç saatlere kadar kapımızı açık tutuyoruz ve bütün Sakaryalıları derneğimize bekliyoruz” diyor, Mustafa Kolat.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu