Röportaj

KENTSEL DÖNÜŞÜMLE BAŞARACAĞIZ.

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden 21 yıl geçti. 21 yıldır Sakarya’nın deprem riskinin fazla olduğunu, tedbir alınması, çalışmalar yapılması gerektiğini artık biliyoruz. Geçen bu zaman diliminde Sakarya olarak Deprem konusunda ne noktaya gelmişiz. Eksiklerimiz neler ve 20 yıldır neden giderilmedi? Olası bir depremde bizi neler bekliyor, karşılaşacağımız tablo nedir?

Ekrem Yüce

Öncelikle 17 Ağustos depreminde hayatını kaybeden deprem şehitlerimizi rahmetle anmak isterim. Hepimizin zihninde o günlerin acıları hala taze. Deprem hepimiz için bir ibret aslında. Biliyorsunuz ben o yıllarda Erenler Belediye Başkanlığı görevini yapıyordum. Oturduğumuz ev yıkıldı. Beni ve ailemi enkaz altından çıkardılar. O gün ve devam eden süreçte gördüklerimin ve yaşadıklarımın hepsini ibret nazarıyla ele aldım. Şimdi Sakaryalıların teveccühü ile Sakarya Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı görevini yürütüyorum. O ibretlik manzaraların bir kez daha yaşanmaması için tüm ekibimle birlikte canla başla çalışıyoruz.

İsterseniz önce depremden sonra yapılan çalışmaları kısaca size izah edeyim. Ardından göreve gelir gelmez yaptığımız ilk çalışmaları anlatayım. Sonrasında proje ve faaliyetlerimizi değerlendiririz.

Depremden bugüne 21 yıl geçti. 21 yıl içerisinde pek çok tedbir alındı. Örneğin daha önce imar planında şehir merkezideki binalar için 5 kata kadar izin verilirken 2000 yılında imar planında yapılan değişiklik ile bina yükseklikleri 2 kata kadar düşürüldü. 2014 yılından sonra da 3 kata kadar müsaade edilmeye başlandı. Bunun dışında Sakarya yerleşime uygunluk haritaları hazırlatıldı. Zemin değerlendirmeleri yapılarak Karaman, Camili, Korucuk ve Alandüzü gibi bölgelere imar izni verilerek şehrin ağırlığı bu bölgelere taşınmak istendi.

Mesela orta hasarlı yapılarda kat alımı, güçlendirme, zemin iyileştirme gibi uygulamalara gidildi. Ağır hasarlı binalar yıkıldı. Kamuya ait ve hasar görmüş binaların bulundukları merkezler temizlenerek vatandaşımızın hizmetine sunuldu. Örneğin Valilik binasının bulunduğu yere meydan yapıldı. Zirai Donatım Fabrikası’nın olduğu yer yeşil alan haline getirildi. SGK binasının bulunduğu alan park yapıldı, gibi.

Ayrıca düzenleme yapılan her imar planında jeolojik-jeoteknik etütler ve zemin etütleri şart koşuldu. Binalar için verilen ruhsatlarda zemin raporlarını kontrol etmek için bakanlık onaylı Zemin Laboratuvarı kuruldu. Ki biliyorsunuz yakın zamanda görevini tamamlayan bu kurumun faaliyetleri durduruldu. Mahalle Merkezleri ismiyle deprem farkındalık eğitimleri veren hizmet birimi 2017 yılına kadar hizmetlerini sürdürdü.

Biz göreve başladığımızda ekip arkadaşlarımızla deprem konusunu enine boyuna irdeleme gayret gösterdik. Gördük ki depremi yaşamış, deprem geçirmiş binaların olası muhtemel depremde performanslarının nasıl olacağına dair bir çalışma yapılmamış. Bu analizlerin yapılması ve riskli bölgelerin belirlenmesi hayati önem taşıyor. İşte biz de buradan hareketle planladığımız deprem sakınım master planını bu envanter çalışmaları temeline oturttuk. AFAD ile iletişime geçerek toplanma ve barınma alanlarının fiziki durumuyla ilgili bilgiler aldık. Bu alanların altyapı ihtiyaçlarını gidermek için çalışmalara başladık. Sonra Güneşler’de bir Afet Eğitim Merkezi kurmak için planlamalar yaptık. Ama tüm bunların yanında olmazsa olmaz bir çalışma var. Nedir o? Kentsel Dönüşüm…

Kentsel dönüşüm kapsamında yürütülen çalışmalarınız neler ve hangi aşamada? Son olarak hazırlanan raporun beklediğini söylemiştiniz. Onaylandıktan sonra, ilk olarak nereden başlanacak?

Biliyorsunuz kentsel dönüşüm yıllardır tüm Türkiye’de söylenilen ve arzulanan bir şey. Konuyla ilgili pek çok proje ve çalışma yapıldı. Son olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 2023 vizyonu kapsamında ‘kentsel dönüşüm uygulamalarında karşılaşılan sorunların çözümü, dönüşüm sürecinin iyileştirilmesiyle yerleşim ölçeğindeki kentsel dönüşümün bütüncül bir şekilde yönetilmesini sağlamak’ amaçlı yeni bir yaklaşım planı hazırlandı. Biz de planladığımız kentsel dönüşüm projesini bu kapsamda yeniden ele aldık.

Göreve geldiğimiz üçüncü ayda konuyla ilgili tüm personel atamalarını yaparak ekibimizi kurduk. Kendimize bir yol haritası çıkararak tüm ilçe belediyelerimizi ziyaret ettik. Onlara dedik ki, biz bir kentsel dönüşüm planı hazırlıyoruz. Bunu hep birlikte yapmamız gerekiyor. Bize destek olun. Biz tüm ön hazırlıkları, başvuruları, projeleri hazırlarız. Nitekim hazırladık da! Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Genel Müdürlüğü ile görüşüp yol haritamızı çıkardık. Sakarya özelindeki kentsel dönüşümün ilkeleri ne olacak, onu belirledik. Ardından stratejimizin ne olacağını planladık. Sonra geçen sene yani 2019’un Temmuz ayında tüm ilçe belediyelerimizden gelen yetkili arkadaşlarla geniş katılımlı bir toplantı yaptık. Onlara ilkelerimizi ve stratejimizi anlattık. Biz de istişare çok önemlidir biliyorsunuz. İlkelerimizin ve stratejimizin geçerliliğini hep birlikte tartıştık. Tüm bunlar olurken ilçe belediyelerimizden de kendi sınırları içerisindeki riskli bölgelerle ilgili verilerini bize iletmelerini rica etik. Neredeyse tüm ilçelerimiz bu belgeleri gönderdiler. 1-2 ilçemiz kaldı. Bu veriler de gelirse proje tamamlanmış olacak ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunulacak. Bakanlık onayı ile kentsel dönüşüme başlayacağız inşallah.

Peki, nasıl bir dönüşüm olacak? Nereden başlanacak?

Öncelikle kent merkezini iki bölgeye ayırıyoruz. İlk bölgemiz yaklaşık 14 hektar. İkinci bölgemiz de yine yaklaşık 6 hektarlık bir alan. İlk bölgenin saha çalışmalarını 2020 yılı Mart ayında tamamladık. Mülkiyet dokuları ve tematik haritalarını hazırlıyoruz.

Şimdi modellemeyi planlarken artık şunu biliyoruz: İmar planlarında yeni yerleşimlerin zemini sağlam bölgelere kaydırılmak istense de bu başarılı olamadı. Kent merkezindeki yapılaşma azalmadı. Hatta arttı. O yüzden çözümü şehir merkezinde arayacağız. Adapazarı, Erenler, Serdivan ilçeleri ve Arifiye ilçe merkezindeki 5-6 katlı yapılardan oluşan pek çok mahallesinde kentsel dönüşüm ihtiyacı var. Yine Adapazarı-Erenler sınırında yer alan Dörtyol Sanayi Sitesi’nin kentsel dönüşüme ihtiyacı var. Biliyorsunuz 2009 yılında burası için bir proje hazırlandı fakat dönüşüm sağlanamadı. Sonra kent merkezini zorlayan fabrika, lojman, sanayi siteleri, askeri alanlar dönüşüme ihtiyaç duyuyor. Sonra Erenler’deki gibi aşağı yukarı 1200 haneye tekabül eden kaçak yapıların dönüşüme ihtiyacı var.

Kentsel dönüşüm konusunda merak edilen diğer bir konu da kat izinlerinde bir sınırlama olacak mı, kat izinlerinde ne gibi bir kriter kullanılacak?

Bu sorunun çok geniş bir cevabı var aslına bakarsanız. Sadece kat izinleri ve yükseklik olarak düşünmemek lazım. Mesela hangi bölgelere okul, ibadethane, alış veriş merkezleri, konut yerleşimi, çarşı düzeni kurulacak gibi teferruatlı bir çalışmanın sonucunda ortaya çıkacak. Şimdi elimizde şehrimizin her bölgesi her ilçesi için ayrı ayrı hazırlanmış imar planı var. Bunun yanında tüm Sakarya’yı ilgilendiren bir imar planı var.  Bu planların bize çizdiği yol üzerine hareket edeceğiz. İmar planlarında yer alan jeolojik-jeoteknik etüt durumu, kurum ve kendi çalışmalarıyla edindikleri bilimsel, nesnel veriler ve görüşlere göre şekillenecektir. Tabi şu da unutulmamalı ki bu planlar bir kere yapıldığında sonuna kadar stabil kalmazlar. İmar da insan gibi şehir gibi dinamiktir. Günün koşullarına göre güncellenebilir.

Deprem ve Zemin Araştırma Şube Müdürlüğü kurdunuz. Bu müdürlük hangi çalışmayı yürütüyor? Örneğin afet hazırlıkları nedir?

2020 yılı Haziran ayında yaptığımız atamayla birlikte müdürlüğümüz kurduk. Bu müdürlük imar planlarının; kentsel dönüşüm çalışmalarının; mevcut ve yeni yapılaşmaların jeolojik, jeofizik, jeoteknik ve jeomorfolojik açıdan kontrollerini ve işleyişini sağlayacak. Gerekli raporlama ve haritalama çalışmalarını sürdürecek. Sonra üzerinde yaşadığımız karanın kütle hareketlerini gözlemleyecek. Afete karşı tedbir ve uygulamaları planlayacak. Ne gibi uygulamalar: Mesela deprem farkındalığını artırmak üzere özellikle çocuklar olmak üzere vatandaşımıza deprem ve afet farkındalık eğitimleri verilecek. Hemşerilerimizin deprem öncesi, deprem anı ve deprem sonrası alınması gereken tedbirler konusunda bilinçlendirecek. Mesela konuyla ilgili olarak Temmuz ayı itibariyle kamu spotu çalışmalarına başladık.

Sonra müdürlük bünyesinde görevli arkadaşlarımız riskli bölgelerin tespiti ve çözüm önerileri konusunda üniversiteler ve akademisyenler ile kurumumuz arasında köprü görevi üstlenip raporlama çalışmalarını yürütüyorlar. Şehrimizin çevresinde bulunan fay hatlarının hareketlerinin takibi konusunda akademisyenlerimizden destek alıyoruz. Mesela İstanbul Teknik Üniversitesi ile afet yönetim eğitimi konusunda bir protokol hazırladık ve yakın zamanda uygulamaya koyacağız. Sadece deprem değil tabi sel, heyelan, kaya düşmesi gibi doğal afetler için de risk haritaları hazırlıyor, buradan çıkan sonuçlara göre tedbirlerimizi alıyoruz.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu