Yazarlarımız

İPEKYOLU ŞEHRİ TOKAT

Kabul ediyorum, benim hatam. Tokat’ı görmemiş olmam kabul edilebilir, ama gitme fırsatı çıktığında “ne işin var Tokat’ta?” diyenlere verecek bir cevabım olmalıydı. Mesela demeliydim ki, “Tokat’ın tarihi zenginliği başka hiçbir ilimizde yok” ya da “Ballıca Mağarası’nı görmeye gidiyorum”. Maalesef Tokat birçok Anadolu kentimiz gibi tarihi zenginliklerini ve doğal güzelliklerini yeterince anlatamamış bir şehir ve gitmeden önce bunların
hiçbirinden haberim yoktu.

Yazılarımda sıkıcı olmamaya çalışırım. Tokat’ı size detaylı yazarken sadece tarih severlere hitap edersem bir tanıtım yazısı olmanın dışına çıkamam. Bu nedenle Tokatlıların affına sığınarak baştan söylüyorum ki eğlencenin de içinde bulunduğu bu yazı çok da ciddi olmayacak.

Bir cumartesi sabahı 10:40 uçağı ile Sivas’a oradan da 1 saatlik bir yolculukla geldiğimiz Tokat’ta bizi Tokat Kalesi karşıladı. Sarp bir kayanın üzerine yapılmış doğal bir hisar konumundaki kale M.Ö 30 yıllarında yapılmış. Çok eski zamanlarda yapılmış olan iki kaya mezarı da içinde barındıran kale, Kont Drakula olarak bildiğimiz Eflak Prensi III. Vlad’ın bir süre gözetim altında tutulduğu yer. Vaktimiz olsaydı kaleyi gezecektik ancak yapılan restorasyon o kadar kötü olmuş ki belki de düzeltilinceye kadar görmememiz daha iyi olmuştur.

Gezimizin ilk gününün en önemli bölümü, 1987 yılında keşfedilerek 1996 yılında halkın ziyaretine açılan Ballıca Mağarası için ayrılmıştı. Buna benzer bir mağarayı en son Güney Afrika’da gezmiştim ancak orada karşılaşılan oluşumlar hep aynıydı. Oysa Ballıca Mağarası’nda her galeride farklı bir şekillenme ve mineral oluşumu vardı. Mağaranın her bölümü başka bir zarafetli el tarafından yapılmış farklı şekillerden oluşuyordu.
Her bir galerinin farklı ısı ve neme sahip olması bile sarkıt ve dikit oluşumlarının farklılığını tetikliyor. Doğanın bu kadar hassas olması
ve 3-4 milyon yıl boyunca sabırla mağarayı dantel gibi işlemesi inanılmazdı.

Ballıca henüz keşfedilmemiş bölümleri ile maceraya açık. Örneğin; Sifon bölümü tam da ismine layık. Dev bir klozet düşünün, klozetin derinliği 180
metreyi buluyor ve klozetin başından aşağıya bakıyorsunuz. Buraya sifon denmez de ne denir? Mükemmel bir isimlendirme. Tokat; Hitit, Frig, Pers, Büyük İskender, Pontus, Roma, Bizans, Arap, Danişmend, Selçuklu, Osmanlı ve sayamadığım onlarca toplulukla birlikte tarihi M.Ö 5500’lere inen bir şehir. Üstelik tüm bu tarihi yaratanlar, eserlerini aynı bölgede 900 adım atarak görebileceğiniz 900 yıla dağıtmışlar. Bu nedenle Tokat’ın tanıtımında “900 adımda 900 yıl” söyleminin büyük önemi var. Anadolu’nun başka hiçbir bölgesinde tek bir bölgede farklı yüzyıllara ait bu kadar çok tarihi eseri bir arada görmek mümkün değil. Sezar Pontus Kralı’nı yendikten sonra Roma’ya gönderdiği önemli mesajı olan veni vidi vici (geldim,
gördüm, yendim) sözünü de Tokat’ta söylemiş. Bu sözün çıkış noktasının Tokat olduğunu bilmek ilginç oldu.

Tokat’ta en çok etkilendiğim eserlerden biri Yağıbasan Medresesi’ydi. Danişmend Sultanı tarafından 1148-1157 yılları arasında yapılan medrese, Anadolu’nun ilk Türk-İslam üniversitesi. Medrese açık olduğu dönemde astronomi dersleri için de kullanılmış. Son derece etkileyici ama bir o kadar da sade bir mimariye sahip. Mimarlık öğrenimi gören veya sanat tarihine ilgi duyanların mutlaka adım adım gezmesi gereken bir şehir Tokat. Bu güzel tarihi eserlerin yanında birçok kentimiz gibi Tokat da çarpık kentleşmeden nasibini almış. Çoğu zaman yakın tarihin estetikten yoksun binaları arasında tarihi eserlerimizi seçmeye çalıştık. Yapılan bu zarif eserlerden biri de restorasyonu devam eden Tokat Mevlevîhanesi. Mevlânâ’nın Tokat insanını severek burada bir dergâh kurmak istemesi ve I. Ahmet’in vezirlerinden Sülün Muslu Ağa tarafından yaptırılan ahşap.

Sezar, Pontus Kralı’nı yendikten sonra Roma’ya gönderdiği önemli mesajı olan “Veni Vidi Vici “Geldim, Gördüm, Yendim” sözünü de Tokat’ta söylemiş.

Mevlevîhane’nin her bir köşesi büyük bir incelikle yapılmış. Her detayında sade bir ihtişam barındırıyor. Bu dergâhta beni en çok etkileyen, incelikli ahşap oymalara güneş vurduğunda oluşan gölgeler duvarda Mevlevi külahlarına dönüşmesi… Detaydaki inceliğin güzelliğine bakın! Tarihten çıkarmamız gereken derslerden biri de kaybettiğimiz sanatsal yönümüzü bulmak olmalı.

Bereketli Topraklar
İçinden geçen Yeşilırmak sayesinde Tokat bereketli topraklara sahip. Tokatlılar, “çekirdeğin toprağa düşmesiyle yeşermesi bir olur” diyorlar. Her türlü sebze ve meyvenin çıktığı Tokat’ta zeytin bile yetişiyor. Tabii bu kadar
tarımsal zenginliğin olduğu bir yerden en az iki kilo alarak döndüm.
Turizm işi yapan biri olsam Tokat’ın yöresel lezzetlerine yönelik bir gurme turu planlardım. Yaprak sarmasını çok seven bir millet olarak biliniriz. Burada 6 çeşit yaprak dolmasının olduğunu ve parmak ucu kadar küçücük
sarmaların ağızda dağıldığını nasıl anlatabilirim bilmiyorum; tatmanız gerekiyor. Tokat kebabı, bat salatası, madımak isimli yöre otundan yapılan sebze yemeği, katmer, nohut mayalı cevizli çörek, bezde kurutulan sucuk, üzüm şırası ile yapılan alıç ve kuşburnu marmelatı (içine şeker konmuyor
sadece üzüm şırası)… Hepsi çoksağlıklı ve lezzetli. İstanbul’da asla
tadamayacağımız yiyeceklerdi. Ceviziyle de ünlü ilimizde ceviz yemeklerde vazgeçilmez bir paya sahip. Salatalarda ve mezelerde de sıklıkla kullanılıyor.

Ahşap Ağırlıklı Mimari
Latifoğlu Konağı’nı gezerken birbirindengüzel odalarında ahşap oymacılığının en güzel örneklerini gördük. İki ahşap sütunun yekpare ağaçtan yapılmış olması ve her ağacın bir kesim dönemi olduğunu öğrenmek beni çok şaşırttı. Mesela Karaağaç dolunay döneminde kesiliyormuş. Ustalar ağaçtan en iyi verimi almak için ne zaman kesilmesi gerektiğini biliyorlar ve sadece o dönemlerde ağaç kesiyorlarmış.
Tarihi koridorda gezerken dünyanın en eski tuvaleti olduğu söylenen bir yapının önünde durduk. Dünyanın en eski tuvaletinin adının “sık dişin helası” olduğunu biliyor muydunuz? Daha güzel bir isim bulunabilir miydi, bilmiyorum. Tokat’taki güzellikler sadece gördüğümüz fiziki yapılardan ibaret değil. Tokat yöresine ait, erkeklerin kadına verdiği değeri gösteren
omuz halayı beni çok etkiledi. Oyunun sonunda kızlar erkeklerin omuzlarında yükseliyorlar.

Anadolu’da kadının yeri aslında omuzların üstü ve ne mutlu ki bu halay Bektaşi köylerinde hala severek oynanıyor. Sonra başka bir güzellik daha öğrendik. Biz, büyük şehirlerde sonradan türeyen çarpık yapılaşma veya fakir yerleşim bölgelerine “varoş” ya da “gecekondu
bölgesi” deriz. Tokat’ta bu mahallelerin adı “Şehre Küstü Mahallesi.

Anadolu insanının zarafetine bakar mısınız? Bu yerleşimleri daha güzel ifade eden bir söz olabilir mi? Tokat Müzesi’nden çok etkilendiğimi belirtmek isterim. Kapalıçarşı gibi bir bedesten güzel restore edilerek, Tokat’a layık bir müze haline getirilmiş. Bir yanda M.Ö 3000 yılına ait tunç çağından kalma heykeller, diğer yanda Osmanlı dönemine ait eserler bizi
çok uzun bir tarih yolculuğuna çıkardı.

Bu yazıda değinemediğim bir çoktarihi eseri gördük, gezdik, hepsini anlatamadığım için affedin. Tokat’ı bize adım adım tanıtan tarih sevdalısı Tokat İl Genel Meclis Üyesi Hasan Erdem ve İl Kültür Müdürü Âdem Çakır beylere sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Gezimizin büyük bölümünde zengin tarihi bilgileri ve samimi açıklamaları ile Tokat’ın değerlerini bizlere aktarmak için canla başla uğraştılar. Tokat Dedeman Otel Genel Müdürü Tolga Bey ve Pazarlama Müdürü Tuna Bey’e de teşekkür ediyorum. İlgileri sayesinde,Dedeman Oteli’nin konforunda Tokat’ı tanımak çok güzeldi. Son teşekkürüm de gezi boyunca bizimle olan Dedeman Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Murat Dedeman için olacak. Daveti ile geldiğimiz bu güzel şehirde, gezinin mimarı olarak her dakika bizlere “iyi ki gelmişiz” dedirtti. İpekyolu üzerinde tarihin önemli ticaret yollarından biri olan Tokat, yeniden keşfedilmeyi bekliyor. Tarihi güzelliklerle dolu, üzerinde çokça düşünülmesi gereken bir şehrimiz. Henüz iç turizmin bile radarında olmayan Tokat için ne yapılsa az. O zaman son olarak bize de şunu söylemek düşüyor: Ne yapalım yani, sahipleneni az diye hakikate hürmet etmekten vaz mı geçeceğiz?
Daha detaylı ilgilenenler için yazımızda kullanılan görsellerde de
istifade ettiğimiz www.tokatkulturturizm.gov.tr adresini paylaşmasam
olmazdı.

Didem Özalp – Bankacı, Blog yazarı

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu