Röportaj

İnşaat Mühendisleri odası

İnşaat mühendislerinin 3458 sayılı yasaya tabi olduğunu ve bu yasanın da 1938 yılında çıkarıldığını söyleyen Sakarya İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Hüsnü Gürpınar, “Yasa o yıllardaki ihtiyaca göre tasarlanmış. Bugünün ihtiyaçlarını karşılaması mümkün değil” dedi.

Sabah uyanmamızda inşaatın içindeyiz. İşyerinde de öyle. Ziyaretlerimiz ve hatta gelecekle ilgili düşlerimiz…

Hayatımız inşaatla birbirine sıkı sıkıya bağlı. Ev planlarımız inşaatla alakalı, yazlık hayallerimiz de öyle. İş yaşamımızın büyük bölümü kapalı alanlarda geçiyor. Bu da inşaatın ürünü. Peki bu denli hayati bir sektör gerçekten güvenli mi?

Bu konularla alakalı Sakarya İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Hüsnü Gürpınar ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Gürpınar’a göre çağın çok gerisinde bir yasa ile idare ediliyoruz. Okullarda alınan teorik eğitim yeterli değil. Her mühendis odaya kayıtlı olmak zorunda ama odanın sicil kaydı tutması mümkün değil. Yani mühendisin ne yaptığından odaların haberi yok.

Yeni mezun olan mühendisler ile yıllarını mesleğe vermiş mühendisler aynı imza yetkisine sahip. Bu da meslekteki kaliteyi düşürüyor.

Her gün yeni mühendisler mezun oluyor ve giderek işsiz inşaat mühendisleri ordusu kuruluyor.

Hayatımızı emanet ettiğimiz inşaat sektörünün içinde bulunduğu durumu bir de Gürpınar’dan dinleyelim.

İnşaat Mühendisleri Odasından ve çalışmalarınızdan bize biraz bahsedebilir misiniz?

İnşaat Mühendisleri Odası Anayasa’nın 135. Maddesine göre kurulmuş, 6235 sayılı değişik 7303 sayılı kanuna göre kurulmuş, Kamu Kurumu niteliğinde bir meslek odası.

Dolayısıyla bizim çalışma alanlarımız, şunu belirteyim, İnşaat Mühendisleri Odası’nın Türkiye’deki yapılanması da 26 tane şube Türkiye Genelinde ve 120 tane temsilciliği bulunan, 120 bin üyesi olan bir meslek örgütü.

Üyelerimizin tamamı İnşaat Mühendisidir. 4 yıllık lisans eğitimini tamamlamış İnşaat Mühendisleri. Sakarya Şubemiz de bu 26 şubeden biri.

Sakarya il genelinde hizmet veriyoruz. Şunu ifade edeyim, serbest çalışan (Kamuda çalışanlar hariç) her inşaat mühendisinin odamıza kayıtlı olma zorunluluğu var.

Odamızın ana görevlerinden bir tanesi kayıtlı üyelerimizin sicilini tutmak.

Bir de serbest çalışacak- çalışan proje konusunda çalışacak üyelerimizin İşyeri Tescil Belgesi dediğimiz eski adıyla Büro Tescili, bunların çalışma izni tarafımızdan veriliyor.

Geçmiş yıllarda daha geniş kapsamlı bir çalışma alanlarımız vardı ama son yıllarda, 2013 yılında çıkarılan bir yönetmelik ile bürokrasiyi azaltmak adına, açıkçası meslek odamız devre dışı bırakıldı.

Bizim ortada ciddi sıkıntılarımız var. Ne anlamda var? Odamızın ve üyelerimizin özellikle ana çalışma görevlerinden bir tanesi depreme hazırlıklı olmak, depreme hazırlıklı olmak adına da güvenli yapı üretimini temin etmek için gerekli çalışmaları yapmak.

Burada 2013 yılından sonra üyelerimizin sicilini tutmak ve proje kontrolü anlamında devre dışı bırakıldık. Dolayısıyla o görevimizi şu anda yapamıyoruz. Olması gereken nedir? Olması gereken, gelişmiş ülkelerin tamamında olduğu gibi üyelerin sicilinin meslek odaları tarafında tutulması, gerekli eğitimlerin verilmesi ve bu eğitimler çerçevesinde de her üyenin çalışacağı alanın tespit edilmesi.

Bizim rahatsız olduğumuz konulardan bir tanesi de 3458 sayılı Mühendislik Yasası. Ben buna kısaca “1938 model bir yasamız var!” diyorum.

Hakikaten 1938 yılında çıkmış bir mühendislik yasası var. Bu yasada mezun olan, lisans eğitimini tamamlayan her inşaat mühendisi, sonsuz- sınırsız bir yetkiye sahip oluyor. Bunun artık düzelmesi gerektiğini biz her yerde her ortamda yüksek sesle dile getiriyoruz. 1938 yılında çıktığı zaman o yasa bu günkü şartlarda günün ihtiyaçlarını karşılıyordu ama bugün artık günümüz ihtiyaçlarını karşılamıyor. Bu günümüzün ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için de, kesinlikle bu yasanın değişmesi, günümüz şartlarına uygun hale getirilmesi ve inşaat mühendisliğinde, adını ne derseniz deyin, yetkin mühendislik uzman mühendislik veya profesyonel mühendislik, adı ne olursa olsun.

Lisans eğitiminin yeterli olmadığını mı söylüyorsunuz?

  • Lisans Eğitimi yeterli değil şu anda. Lisans eğitimi ön şart olmalı ama tek şart olmamalı. Yeterli değil şu anda. Yani meslek yapmak için.

Lisans eğitiminden sonrasında kesinlikle gelişmiş ülkelerde olduğu gibi belgelendirme sisteminin gelmesi lâzım.

Bu sürdürülebilir bir olay değil. Bunu gelecekte de göreceğiz.

YÖK’ün açtığı 12 bin kontenjandan % 58’i doldu, bu yıl açılan 7 bin kontenjanın, 5 bini boş kaldı.

Yani bu da şunu gösteriyor. İnşaat mühendisliği eğitiminin eğitim sonrasındaki sıkıntıları vatandaşımız tarafından anlaşıldığını gösteriyor.

Ama idare edenler, karar vericiler maalesef daha bunu anlamış değil.

Orada sıkıntılarımız var. Nasıl sıkıntılarımız var? Gerekli alt yapı olmadan her yere inşaat mühendisliği bölümleri açıldı.

Ve buralarda gerekli eğitimleri almadan, laboratuvarı olmadan, gerekli ve yeterli hocası olmadan mezun olan bir sürü inşaat mühendisleri var.

Bir de bunlara sonsuz sınırsız yetki verdiğiniz zaman işte piyasadaki duruma geldik, bugün.

Acı ama gerçek, asgari ücretle iş bulamayan mezun arkadaşlarımız var. Maalesef eğitimde de ciddi sıkıntılarımız var.

Artık eğitimde 2. öğretimlerin kapatılması gerekir. Kontenjanların azaltılması, arz- talep dengesi gözetilerek öğrenci ve inşaat mühendisi yetiştirilmesi ve bu çerçevede de kalitenin yükseltilmesi gerekir.

  • Siz sistemden ve sistemdeki kalitesizlikten şikâyetçisiniz herhalde? Yani nitelikli İnşaat Mühendislerinin olmayışı daha ciddi!
  • Aynen öyle. Şimdi zaten artık bu öyle bir yere geldi ki sürdürülebilir bir durum değil. Onun için diyoruz ki kesinlikle artık lisans eğitiminden sonra yani mezuniyetten sonra bir belgelendirme sisteminin gelmesi lâzım.

Meselâ bu gün Almanya’da “Bir yapı denetim sisteminde çalışacak inşaat mühendisinde en az bir 35 yaş sınırı olması gerekir” diyor. “Bununla birlikte en az 10 yıllık bir tecrübe olması gerekir” diyor ama maalesef bizde böyle bir yaş sınırlaması yok.

Yeni lisans mezun olan bir inşaat mühendisi sonsuz, sınırsız bir yetkiye sahiptir. Bir örnek de Amerika’dan vermek gerekirse Amerika’da lisans mezunu bir inşaat mühendisi bir eyalette çalışacağı zaman o eyaletin kurallarına göre belirlediği kıstaslara göre bir sınava- eğitime belgelendirme sistemine tabi tutuluyor. Belgeyi alıyor ve o eyalet bünyesinde mesleğini icra ediyor. Bir başka eyalette çalışacağı zaman o eyalette aldığı belge, geçerli olmuyor.

Yeni çalışacağı eyaletin kıstasları çerçevesinde bir eğitim ve belgelendirmeye tabi tutuluyor ve ondan sonra çalışıyor.

Bizde böyle bir sistem yok.

Bizde 3458 sayılı yasadan kaynaklanan bir sonsuz- sınırsız yetki var.

Bunun kesinlikle düzeltilmesi gerekir. Biz açıkçası 2006 ve 2008 yıllarında İnşaat Mühendisleri Odası olarak öyle bir düzenleme yaptık yönetmelik çıkardık. Yönetmelikte şunu yaptık. “Mezun olan her inşat mühendisi imzasını direkt kullanmasın” dedik ve 3 yıllık bir tecrübe şartı aradık ve bunu uygulamaya başladık.

Bu yönetmelik 1- 2 yıl sonra Danıştay tarafından iptal edildi. Birilerinin başvurusu üzerine tabii!

Danıştay şunu söyledi açık ve net olarak. Dedi ki “Siz, bu yönetmeliği çıkarmakta yerden göğe kadar haklısınız. Ama bir yönetmelik çıkarabilmeniz için bir yasaya dayanması lâzım. Dayanağın yasa olması lazım.

Sizin de bağlı olduğunuz bu 3458 sayılı yasada böyle bir belgelendirme sistemi yok. Dolayısıyla yasaya aykırı olduğu için ben bu yönetmeliği iptal ediyorum, dedi ve ondan sonra da bir düzenleme yapılmadı.”

Şimdi benim burada üzerinde durduğum, her ortamda da söylediğim, kesinlikle karar vericinin bu mesleği, bir deprem bölgesinde de yaşıyoruz.

Ülkemizin % 95’i deprem bölgesi. Deprem bölgesinde can ve mal kayıpları asgari düzeye inmesi için kesinlikle bu inşaat mühendisliği mesleği çünkü binaların güvenliğinden direkt sorumlu olan bir meslek grubu.

Can ve mal güvenliği. Bu meslek grubu kesinlikle bir disiplin altına alınması gerekir, diye düşünüyorum.

  • Sayın Hüsnü Bey, yeni mezun olan gençlere tavsiyeleriniz nelerdir? Neden Sakarya’da kalmalılar ya da Sakarya’da ne yaparlarsa bir yerlere gelebilirler, inşaat mühendisleri?
  • Netice itibarıyla Türkiye’nin genel yansıması bizim burada da var. Yeni mezun olan arkadaşlarımıza ben üniversitede 2 saat moda tanıtımı hem meslek tanıtımı ile ilgili bir derse giriyorum.

Orada şunu söylüyorum. Eskiden 1 tane yabancı dil yeterli idi. Artık bir tane yabancı dil yeterli değil. Kesinlikle 1 ve 2 yabancı dili öğrenmeleri gerekiyor. Artı mesleği ile ilgili teknolojik gelişmeleri takip etmeleri ve kendilerini yenilemelidirler.

  • Sakarya’da kalmalarını tavsiye ediyor musunuz? Burası Deprem Bölgesi. Burada daha çok mühendisliğe ihtiyaç var mı?
  • Ülke genelinde baktığımız zaman şu anda bizde nüfus başına baktığımızda inşaat mühendislerinin sayısı Amerika’nın 2 katı.

Yani Amerika Birleşik Devletleri’nde yanlış hatırlamıyorsam 1.700 kişiye 1 mühendis düşüyor. Bizde şu an 600-700 kişiye 1 mühendis düşüyor.

Yani bu ne demektir? Bu, mühendis başına düşen iş sayısının azalması demektir. Onun için biz diyoruz YÖK’ün yüksek öğretimde açtığı kontenjanların azaltılması, 2. öğretimlerin kapatılması, arz talep dengesi gözetilerek kaliteli mühendis yetiştirilmesi.

  • Peki, Sakarya Mühendisler Odası’nın Sakarya’ya kattıkları, “Biz Sakarya’da şunu şunu yaptık ya da yapamadık, aslında bunu da yapmak isteriz” dediğiniz, “Oda’nın daha da canlanması ya da yatırıma ihtiyacı var” dediğiniz durumlar var mı?
  • Biz bir defa üyelerimizin sicillerini biz tutmak isteriz. Biz şu anda üyelerimizin sicilini tutma şansına sahip değiliz. Niye değiliz? İşte o 2013 yılında çıkarılan bir yönetmelikten dolayı.

     Şu anda bizde 1.400 civarında Üye var. Bu üyenin ne yaptığını ben bilmiyorum. Bu gelişmiş ülkelerde Meslek Odaları tarafından tutuluyor.

Üyeme mükâfat vereceksem de bizim vermemiz lâzım, ceza vereceksek de bizim vermemiz lâzım.

Ama şimdi şu anda Belediyelerin de açıkçası Meslek Odalarıyla biraz diyalog içinde olmaları lâzım. Mesela ben noksanlık olarak görüyorum bunu.

Yapı ruhsatı ile Yapı ile ilgili veya hem yatırım ve hem ruhsat düzenleme ile ilgili bütün kamu kurum ve kuruluşlarında İnşaat Mühendisliklerinin istihdam edilmesi ve yetkili olması gerekir.

Ama bu şu anda maalesef yok. Yani yapı ruhsatı düzenleyen belediyelerin çoğunda inşaat mühendisi yok. Veya olması gereken yerlerde değil. Vekâleten götürüyorlar.

Bunun ötesinde çok da mütevazı olmamak lazım.

Biz Sakarya’da netice itibarıyla kamu adına görev yapan bir kurumuz.

Geçmiş dönemlerde bugün Gar Meydanı’nın veya Stadyum’un, Millet Bahçesi olması bizim inşaat mühendislerinin sayesindedir. Eğer İnşaat Mühendisleri Odası o günkü şartlarda bir hukuki süreç başlatmasaydı bu gün oralarda da beton yığını olacaktı.

Bizim alan üstünde durduğumuz nokta da şu açıkçası; Güvenli yapı yapmak. Bir de yapı stoğumuzu güvenli hale getirmek.

Bunun için de piyasa onu maalesef kullanıyor. Mezun olan lisans mezunu kardeşlerimizin, üyelerimizin sonsuz ve sınırsız yetkisinin kaldırılması lâzım. Kesinlikle 3458 sayılı yasa üstüne basa-basa vurgulayarak söylüyorum.

3458 sayılı yasanın değiştirilmesi, günümüz şartlarına uygun hale getirilmesi, lisans diplomasının ön şart olması ama tek şart olmaktan çıkartılması ve kesinlikle bir belgelendirme sisteminin, buna ne derseniz deyin, yetkili mühendislik, uzman mühendislik veya profesyonel mühendislik, bu sistemin gelmesi lâzım.

     Bunun başka alternatifi yok. Bu gelecekte de sürdürülebilir bir olay değildir.

  • Sakarya’ya olan katkılarınızdan dolayı çok teşekkür ederiz. Sadece son olarak sadece yeni mezun olan gençler ne yapmalı? Onlar da şaşkın durumda. Neyin içine girdiklerini bilemez bir durumda işin içine girip işin bir parçası olmaya çalışıyorlar. Gençlere bir tavsiyeniz var mı?
  • Yeni mezun olan gençlere şunu söylüyorum: Attığınız imzayı, niçin imza attığınızı bilin. İleride herhangi bir sorumlulukla hem maddi ve hem de manevi sorumlulukla karşılaşmamaları adına, attıkları imzanın sorumluluklarını bilsinler.

Ama iş bulma açısından açıkçası ben de üzülüyorum. Her gün buraya 4- 5 tane genç arkadaşımız iş aramak adına geliyor.

Maalesef bahsettiğim bu arz-talep dengesi gözetilmeden açılan okullar yüzünden ciddi bir işsizlik problemi var.

Yani ülkenin genel ekonomisinin de buna katkısı var.

Bir de tabi ülkenin ekonomisini inşaatla ayakta tutmaya çalıştığınız zaman işte bu kaçınılmaz bir sonuçtur.

Yani üretim ve istihdama yönelik ekonomiyi ayakta tutmak gerekir. İnşaat netice itibariyle öyle ya da böyle tüketimdir.

Ekonomi biraz sıkıntıya girdiği zaman bunun en fazla iş kaybı olan inşaat sektörüdür. İnşaat sektöründeki arkadaşlarımızdır.

Bunların mühendisi de ustası da kalfası da dâhil olmak üzere, yakın zamanda sektörde 500 bin civarında işten çıkarılan arkadaşımız var. İş olmayınca işsiz kalıyorlar.

  • Bir tık öne çıkabilmeleri için, “Arkadaşlar şunu yapsa daha iyi olur” dediğiniz?
  • Benim söylediğim hep o. Yabancı dil artı mesleğinde kendisini bir konuda kesinlikle her şeyi yapmaktan öte ihtisaslaşmaya yönelsinler.

Onu yaptıkları zaman zaten şu anda mesela o konuda kendisini yetiştiren arkadaşlarımız pek fazla işsiz kalmıyor. Ama “Ben her şeyi yaparım” diyenler, işsiz kalıyor. Geçenlerde bir firma benden 5 yıllık tecrübesi olan, çelik yapılar konusunda hem imalat ve hem de şantiyede tecrübeli olan, o konuda yetişmiş bir eleman istedi. Bulmakta zorlanıyorsun.

  • Bir tık öne çıkmak için?
  • Bir tık öne çıkmak ilgi duydukları bir alanda çalışmaları, kendilerini yetiştirmeleri ve o konuda teknolojiyi takip etmeleri, bilmedikleri konularda da yapacakları işi iyi öğrenmeleri gerekir.
  • Sayın Başkanım, verdiğiniz bilgiler ve Sakarya’ya katkılarınız için çok teşekkür ederiz.
  • Ben de sizlere teşekkür ediyor, başarılar diliyorum.
Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu