Kültür SanatRöportaj

“HERKES AŞKA İNANIYOR.”

Müzikal Yolculuğun Başlangıç Hikayesi;

“HERKES AŞKA İNANIYOR.”

Sanatsever bir anne ve babanın çocuğu olarak şanslıydı ve müziğe ilk adımını 8 yaşında piyano öğrenerek başladı. Lise son sınıf ve üniversiteye başladığı ilk yıllarda (2002-2004) gitar çalmayı öğrenmeye, dönemin popüler şarkılarını seslendirmeye başladı. Müzik kulağı ve ritim algısı oldukça kuvvetli olmasıyla da kısa sürede hem çalıp hem seslendirmeye başladı. Çalmaya başladığı ilk zamanlarda Sakarya’nın sahil kasabalarında çoğu zaman tek başına, bazen de farklı enstrüman çalıp arkadaşlarını davet ederek kafe ve barlarda popüler şarkılardan oluşan repertuvarı ile canlı müzik programı yaptılar ve o yılların başlarında düzenli olarak her yıl Ağustos ayında düzenlenen benimde iki şarkı ile sahne aldığım Kocaali Fındık ve Kalkan Festivali’nin ilk ikisinde Gökhan Tepe ve Rafet El Romanın sahne aldığı senelerde grubu “E5” ile birlikte alt grup olarak sahne aldılar.

Müzik yolculuğuna hiç durmadan devam etti ve bir yandan da yeteneklerini geliştirdi. Keman ve Şan eğitimi alıp çok kısa bir zamanda hem yeni bir enstrümanla tanıştı. Hem de aldığı ses eğitimi ile daha önce söyleyemediği yüksek oktavlı şarkıları da söylemeye başladı. Bu sayede hem tek başına sahne aldığı zamanlarda hem de grubu ile birlikte sahne aldığı zamanlarda müziklerine ve şarkılarına zenginlik ve renk kattılar.

Sakarya’dan sonra düzenli olarak en çok İzmir, İzmit ve İstanbul başta olmak üzere her yaz sezonu grubu ile birlikte turnelere çıktılar ve çeşitli festivallerde sahne aldılar. Tecrübe ettiği özünde yorucu olan sahne performansları aslında gelecekte yapacağı çalışmaları besleyen dinamikler olarak ona çok şey kattı.

2014 yılında ilk solo çalışması ve teklisi olan sözü ve müziği kendine ait “bildiğin gibi” adlı, akustik gitarıyla yorumladığı şarkısını çıkardı ve Furkan Eroğlu aranjörlüğünde ilk klibini çekti. Devam eden yıllarda yine cover çalışmaları ile sosyal medya ve youtube’da gündeme gelip beğeni topladı. 16 Eylül 2019’da yine söz ve müziği kendine ait olan ikinci teklisi “gökyüzüm” adlı şarkısına klip çekerek sosyal medya ve youtube hesabında yayınladı. Aynı zamanda spotify müzik platformuyla anlaşma yapıp albümlerine burada da yer verildi. Gökhan Yalçınkaya yönetmenliğindeki klipte Deniz’e müzisyen arkadaşı Fatma Baba hem güzel sesi hem de varlığıyla eşlik etti. Şarkıyı birlikte seslendirdiler ve çok beğenildi. Her ikisi de sevenlerinin ruhuna dokundular ve kariyerlerindeki çıtayı yükselttiler.

25 Mart 2020’de “deyme keyfime” adlı üçüncü teklisini çıkarttı ve yine Gökhan Yalçınkaya yönetmenliğindeki şarkısına Stüdyo Gofret’te  klip çekip sosyal medya hesaplarında ve yotube’da yayınladı.

Son olarak yakın zamanda sosyal medya ve youtube üzerinden koronavirüs sebebi ile hastalanan herkes için ve gecelerini gündüzlerine katıp kendilerini hastalananların hayatını kurtarmaya adamış doktor ve hemşirelerimize ithafen kendi etkilenip yazdığı “herkes aşka inanıyor” şarkısını herkese moral olması için klip çekerek yayınladı.  Hikayenin geri kalanını ve kamera arkasını bir de şimdi Deniz Kara’nın kendisine sorduğumuz sorulardan aldığımız cevaplarla sizlere aktaracağız .

Tarzının oluşmasında etkisi olan ilham aldığın, öykündüğün pop ve rock sanatçıları var mı? Mesela ben seni yakından tanıdığım için Nev’i çok sevdiğini ve dinlediğini biliyorum. Bize kısaca bahseder misin?

Her sanatçının ilham aldığı gibi benim de ilham aldığım bir çok sanatçı var. Bunlardan bir tanesi özellikle lise yıllarımda dinlediğim ve bana rock müziğini sevdiren BON JOVİ grubudur. O grubu çok dinlerdim ve takip ederdim. Hatta onlar gibi giyinmeye bile çalışırdım. Bir de Sezen Aksu ve Bülent Ortaçgil beni çok etkileyen sanatçılardır. Bu sanatçılar bence Türkiye’nin müzik filozoflarıdır. Yazdıkları sözler beni çok etkiliyor ve bana ilham veriyor. Bir dönem Nev de çok takip ettiğim sanatçılar arasındaydı. Şarkılarında Elektrogitar motifleri kullanarak Türk müziği yapıyor. Repertuarımda ona ait bir kaç tane şarkı var. Mümkün mertebe her sahnede o şarkılardan bir tane söylüyorum.

Bir dönem tek başına devam ettin. Sonrasında grup E5’te solist ve müzisyen olarak uzun yıllar çaldın söyledin. Grubun kuruluş hikayesini ve senin gruptaki yerini anlatır mısın?

Sakarya’da canlı müzik denince insanların aklına ilk gelen müzik grubu E5 grubuydu. Grup 2007 yılında Sakarya’da kuruldu. Biz 5 kişiydik. Hepimiz de çocukluk arkadaşıydık. Tabi zamanla grubu geliştirmiştik. Değişen ve farklı zamanlarda gruba eklenen müzisyen arkadaşlarımız da oldu. Sakarya insanı bizi çok takip ederdi. Sahne performansımız beğendikleri için tercih edilen bir gruptuk. Ben grupta hem keman çalıyordum hem de solistlik yapıyorum. 2008 yıllarında amcamın oğlu Zihni Kara çark caddesinde Cafe açmıştı. Uzun yıllar orda sahne aldık. Kendi mekanımız olduğu için bir dönem hem sahne aldım hem de abime yardımcı oluyordum. Grup E5 bizim kafenin bir parçası olmuştu adeta. Tabi farklı mekanlarda da sahne alıyorduk. 2009 yılında Balıkesir’in Akçay ilçesine gittik. Çok kısa bir süre sonra oradan da İzmir’e geçtik. Bir kaç sene İzmir’de Grup E5 ile birlikte sahne aldım. Daha sonra aynı sahnede solo olarak devam ettim. Orkestramda E5 grubundan müzisyenler de vardı ama, ben o dönem gruptan ayrılıp farklı bir orkestra kurup Deniz Kara olarak yoluma devam etme kararı almıştım. Şimdiki orkestramla çok mutluyum. Uzun yıllara dayanan bir dostluğumuz var. Her şey yolunda gidiyor.

Şarkıların yapılış aşamasındaki ruh hallerinden ve çıkış hikayelerinden bize kısaca bahsedebilir misin? Seni belki bilmeyen Sakarya life dergisi okurları ve sevenlerin en çok da bu kısmı heyecanla okuyacaklardır diye tahmin ediyorum?

Ben çok küçük yaşlarda hikayeler yazar kendime şiirler biriktirirdim. Okumayı ve üretmeyi çok seven biriyim. Hatta gelecekte bir kitap yazma hayalim bile var diyebilirim. Yazmaya ve üretmeye çok alışkın biri olduğumu düşünüyorum. Şarkı yazarken insanların daha önce hiç dinlemedikleri sözlerden duygulardan ve melodilerden bahsetmeye çalışıyorum. Bu yüzden çok seçici ve titiz davranıyorum. Bazı şarkılarım tabi ki yaşanmış hikayeler, duygular aşklar yada ilham aldığım insanlar sayesinde meydana geliyor. Ama, bazen o an ne hissediyorsam onu da yazarak şarkı yaptığım oluyor. Bence her şarkının bir hikayesi vardır. Bazen önce söz yazıp sonra müziğini yapıyorum. Bazen de aklıma gelen sözlere doğaçlama müzik yaparak üretmeye çalışıyorum. Bu durum ruh halime göre değişiyor.

Müziğe çok erken başlamana rağmen profesyonel anlamda yaptığın kayıt ve görsel çalışmalar 2013’ten sonra ortaya çıkmaya başladı. Öncesinde sosyal medya hesaplarından ve de youtube dan bir çok popüler şarkıyı hem seslendirdin hem de onları büyük bir titizlik ve özenle yayınladın. Beğeni topladın. Redd grubunun solisti senin bu çalışmanı kendi sosyal medyasında paylaştı. Bu durum seni heyecanlandırdı mı, neler hissettin?

Hoşuma giden sesime yakıştırdığım bazı şarkıları kendi tarzıma göre uyarlamayı ve başkalaştırmayı çok seviyorum. Redd grubunun “Nefes bile almadan “ şarkısı bunlardan bir tanesiydi. Grubun solisti sevgili Doğan sağolsun kendi hesaplarında videomu paylaştı ve beni onurlandırdı. Hala takip ettiğim bazı sanatçıların şarkılarını söyleyip sosyal medya hesaplarımda paylaşıyorum. Ama profesyonel olarak kendi şarkım olan “Bildiğin gibi” isimli akustik formlu teklimi ilk olarak Ocak 2014 yılında Furkan Eroğlu Müzik yapım etiketiyle tüm digital müzik kanallarında yayınlamayı başardık. Bir de o dönemin şartlarına göre YouTube’da yayınlamak üzere klip çektik. Sonra uzun bir süre ara versem de sevgili Fatma Baba ile Eylül 2019’da “Gökyüzüm” adlı bir düet çıkardık. Yaklaşık 1 senedir aktif bir şekilde YouTube’a video içeriği hazırlıyorum.

Son dönemde yaptığın çalışmalar neler, Bir de ortak işlettiğin ve grubunla çalıp söylediğin bir mekanınızın olduğunu biliyoruz, biraz bahsedebilir misin?

Son dönemde “Deniz” ve “Değme Keyfime” isimli şarkılara akustik düzenlemeler yaparak klip çektik. Bu tarz düzenlemelere devam edeceğiz. Planlarıma göre ekim gibi yine bir single çıkartmayı planlıyoruz. Evet İstanbul’da ortak olduğum bir restoranımız vardı. Uzun bir süre hem orayı işlettik hem de sahne aldık. Daha sonra programlarımın yoğunluğu nedeniyle oradan ayrılmak zorunda kaldım. Şimdi hayatımda sadece müzik var.

Sakarya’da müzik yapmak nasıldı . Sana neler kattı? 2000’li yılların başından beri çeşitli ortamlarda sahne almış biri olarak Sakarya’nın bu konuda başladığı ve geldiği yeri 70’li ve 90’lı yılları da araştırmış bir müzisyen olarak nasıl değerlendiriyorsun?

Ben Sakarya’da doğup büyüdüm ve geliştim. İyi ki de öyle oldu. 2000’li yıllarda Sakarya’da çok müzisyen vardı. Hepimiz birlik ve beraberlik içinde kendimizi geliştik. Hatta o dönemde müzisyenler derneği vardı. Orda sahne alır kendimizi gösterirdik. Yeni müzisyenlerle tanışırdık. Çok keyifli yıllardı. Benim gelişmemde bu ortamların bana çok katkısı olduğunu düşünüyorum. Çok sık olmasa da Sakarya’da hala sahne aldığım zamanlar oluyor. Burada beni tanıyan takip eden çok dinleyenim var.

Korona günlerini nasıl geçirdin? Yazıp üretmen için baya vaktin olmuştur. İlerleyen zamanlarda sevenlerin güzel projeler ve sürprizlerle karşılaşacaklar mı?

Bu zor günlerde herkes gibi ben de karantinada İstanbul’da evimdeydim. Sıkıcı olsa da aslında benim için bir nevi inziva günleriydi diyebiliriz. Üretmek için bolca vaktim oldu. Yeni şarkılar yaptım. Ama, Sakarya’daki arkadaşlarımı çok özledim. Çalıştığım stüdyo ve orkestram Sakarya’da olduğu için, onlardan ayrı kaldığım bu 3 aylık karantina döneminde uzaktan da olsa elimizden geldiği kadarıyla online kayıtlar yapmaya çalıştık ve sosyal medyada paylaştık . Şimdi yeni projelerimiz olacak. Yine yeni bir düeti sizlerle paylaşacağız . YouTube kanalımızda VLOG çekimlerimizi, kamera arkası görüntülerimizi, stüdyoda geçirdiğimiz günlerimizi ve kliplerimizi bizi takip eden dostlarımızla paylaşmaya devam edeceğiz.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu