Yazarlarımız

EĞİTİM ve ÖLÜMSÜZLÜK

Bir ülkenin en önemli stratejik kurumlarından birincisi Türk Silahlı Kuvvetleridir, diğeri ise ilim irfan ordusudur. 

Mustafa Kemal Atatürk Kütahya’da öğretmenlere seslenirken bakın bunu nasıl ifade etmiştir: “Sizler, vatanın namusu, bağımsızlığı ve kurtuluşu için ölen ve öldüren birinci orduya niçin öldürüp niçin öldüğünü öğreten bir orduya sahipsiniz.”, “Savaş meydanlarında kazanılan zaferlerin devamlı sonuçlar vermesi irfan ordusuyla mümkündür. Bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun kazançları ölüdür.”

İşte bu nedenle eğitim ve öğretim milli olmalı, sürekli kendini yenileyebilmeli, insanlığa umut ışığı olmalıdır. Atatürk, eğitim ve öğretim konusunda en önemli düşüncesini 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi’nde açıklamıştır. “Bölge ayırt etmeksizin Kars’tan Kırklareli’ne, Van’dan İzmir’e bütün ülkeyi kuşatan köy enstitüleri açılacak ve buradan yetişen öğretmenler, sağlıkçılar ve her türlü mesleki teknisyenler bu aydınlanmanın mihenk taşları olacaklardır.”

Dünyada eşi benzeri görülmeyen bu eğitim ve öğretim hamlesi ne yazık ki sonraki yıllarla birlikte günümüze kadar kendini yenileyememiş problemler kronikleşerek buzdağına dönüşmüştür. Sorunların neler olduğunu tek tek açıklamak yerine çözüm önerilerimden bahsetmek istiyorum.

Eğitim sistemi yaşayarak öğrenmek üzerine kurulmalı, düşünme ve fikir üretmeye açık olmalıdır.

Öğretmenlerimiz YKS gibi sınavlarda en az %10’luk dilim arasından seçilmelidir. 

Eğitim süreleri 6 yıl olmalı. 

Milletvekili maaşları öğretmen maaşını geçmemelidir.

Atatürk’ün Türk Ulusu bilincinden yola çıkarak herkese eşit eğitim imkanı verilmelidir. Edirne’den Kars’a ülkemizdeki bütün çocukları kendi çocuğumuz gibi kabul etmeliyiz.

Eğitim devletin tekelinde olmalı, özel sektör milli eğitimden uzaklaştırılmalıdır. 

Devletin en büyük bütçesi ve yatırımı milli eğitim üzerine olmalıdır.

Yaşadığımız coğrafyaya ismini veren özgür ve bağımsız bir millet olarak gelecek bin yıl daha Anadolu’da hüküm sürmek,

Sağlıklı, mutlu ve yaşam kalitesi yüksek bir millet olmak,

Çocuklarının geleceğe umutla bakıp, hayaller kurmasını sağlamak,

Mazlum milletlerin güvenli limanı olabilmek,

Dünyada adalet ve huzurun tesis edilmesine katkıda bulunmak istiyorsak,

Milli eğitim sisteminde çağın gerektirdiği atılımları yapmak zorundayız.

Salgın hastalıklardan, milli aşı uygulamalarına…

Ata tohumundan, desteklenen tarım ve su politikalarına…

Savunma sanayinden yeraltı zenginliklerine…

Toplumsal barıştan, deprem felaketlerine kadar geniş bir yelpazedeki bütün milli ve stratejik meselelerin hepsinin çözümü kaliteli eğitim sistemi ile mümkündür.

Gelin ülkemizde çağdaş milli eğitim seferberliğini başlatalım, bu konuda ciddi adım atacak her siyasi tarih sayfalarında altın harflerle “ölümsüzler” diye anlatılacaktır.

Ölümsüzlüğün adı aslında Kasım ayında saklıdır. 1881 yılında doğduktan sonra hiç ölmeyen Mustafa Kemal Atatürk’ün et ve kemikten oluşan vücudu değildir.

Ölümsüz olan fikirleridir, insanlığa sunduğu aydınlanmadır.

Geldikleri gibi giderler diyebilecek imkansız denileni gerçekleştirecek inançtır imandır.

Memleketin her köşesinde yeni bir fikir yeni bir hayat ve uyanıştır.

Emperyalizme karşı dik durmak, zincirlerden kurtulmaktır.

Görmemizi istemedikleri tuzakları görebilmek, tedbirlerini yıllar önceden alabilmek asla kandırılmamak asla aldanmamaktır.

Türk ulusal kimliğidir.

Büyük ülkü için çok çalışan, üreten, aydın ve savaşçı bir topluluktur.

Liyakattir, güzel ahlaktır, akıl ve bilimdir.

Kula biat etmek değil, Allah’a teslim olmaktır.

Bir daha sarışın mavi gözlü beklemeyecek kadar şuurlu olabilmektir.

Çünkü o biziz, o sizsiniz, o hepimiziz.

Geçici olmayan, sonsuza kadar yaşayan gerçek Mustafa Kemal işte budur. 

Emperyalizmin, Türk ve İslam düşmanlarının karşı oldukları, korktukları sır en büyük Türk Atatürk’ün anlamında saklıdır.

Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

Ne Mutlu Türk’üm diyene…

Saygıyla, rahmetle, minnetle dua ile anıyorum…

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu