SakaryaSporSpor

Efsane Başkan TUNCER TEPE

Bir başkan düşünün maçlara gitmeyen, sporla dahi ilgisi olmayan bir adam. Görevde olduğu yıllardaysa Sakaryaspor’ a altın çağını yaşatmış bir başkan. Hem sporla ilgili olmadan hem de bu kadar sevilen ve başarılı bir başkan nasıl olunur? Sakaryaspor’ un efsane başkanı Tuncer Tepe, onu efsaneleştiren başkanlık hikayesini anlattı bize.

Tuncer Tepe kimdir?

1942 senesinde Tepekum mahallesinde doğdum. Çocukluk yıllarım dedemin savaş anılarını dinleyerek geçti. Çocukluğumda yoksulluk çekmedim çünkü çalışkan bir aileye sahiptim. Tatillerde ailemize katkı sağlamak için çobanlık ve çiftçilik de yaptım, sonra ilk diplomalı aile ferdi olarak İstanbul’a üniversite okumaya gittim. Edebiyat Fakültesi mezunuyum. 1966 yılı geldiğinde ticaretle tanıştım.1972 yılında da eşim Sema Tepe ile evlendim. Zehra, Nurettin, ve Hande adında üç çocuğumuz oldu. 1975 yılında Türkiye’nin en başarılı nakliye şirketlerinden birine sahiptim. 1980-1981 senesinde Sakaryaspor ’da başkanlık kariyerim başladı. 1981’de ayakta yirmi dakika alkışlandığım anı asla unutamam. 1982 yılına geldiğimizde yurt içi ve yurt dışında tanınan başarılı bir iş adamı olmuştum. Hayatım boyunca birçok iş gezisi sayesinde elliye yakın ülkeye gitme fırsatı buldum. Çeşitli din ve kültürleri hem görüp hem de tanıma fırsatım oldu. İşlerimden kalan zamanı da çeşitli yardım kuruluşları ve derneklere katkıda bulunarak değerlendirdim.

Sakaryaspor hikayeniz nasıl başladı?

Bizim zamanımızda işleri iyi olan maddi durumu yerinde olan insanlara “gel sen şu derneğe veya kuruluşa başkan ol” derlerdi. Bizim işlerimiz iyiydi, benzinliğimiz, lokantamız vardı, nakliyecilik de yapıyorduk. Günün birinde Sakaryaspor yönetimi bana gelip formanın göğsüne reklam yaptırmak ister misiniz dediler. Kabul ettim ve yüz bin liralık bir çek kestim. 1978-1979 yılında formanın göğsünde Tepe Tesisleri yazdı böylelikle. Ben hiç maça da gitmedim, Sakaryaspor kulübünün üyesi de değilim. Yönetim kuruluna beni yazdıklarını duydum, madem yazdılar toplantılarına gideyim dedim. Bir iş hanının dördüncü katında dediler, kravatımı takıp ciddi bir şekilde toplantının yolunu tuttum. İki tane yan yana odayı birleştirmişler, perdeleri dahi yok eski gazete kağıtlarından perde yapmışlar. Oturdum biraz, başkanlar ve yardımcılar geldi. Uzun bir yönetim kurulu masası vardı.

Sakaryaspor’un yegane şeyleri olan bir Atatürk büstü bir de kara defteri vardı. Herkes bir kese kağıdına fındık fıstık almış anılarından maçlardan bahsediyordu. Ben sınıf takımlarında voleybol, basketbol oynamışımdır, başka bir sporculuk hayatım da olmadı, sporla hiç ilgim yok, dinliyorum öyle derken bana bir söz hakkı geldi. Bir soru sordum “Geçen seneki bütçeniz ne kadardı?” ben bu soruyu sorunca etraf buz kesti herkes sustu. Siz de desteklediniz bir şeyler yapıp kümede kaldık diyerek geçiştirdiler konuyu. Sonralardan öğrendim ki kulübün bütçesi seksen bin lirayken ben onlara yüz binlik çek yazmışım. Sonra bir seçim oldu beni de mali işlerden sorumlu başkan yardımcısı yaptılar. Toplantı bitti ayrıldık. O zamanlar Rauf Batuboylu, Özcan Öner gibi gençlerin gidelim Fenerbahçe’den şu futbolcuyu alalım diye haberlerini okuyordum. Başkan Fikret Şen, yardımcıları Necati Müftüoğlu gibi yönetimin büyük bir kısmı maceracı bir grup geldi buraya bunlar kulübü batıracaklar diyerek istifa ettiler. Bir toplantı yaptık yeni başkan seçilene kadar sen vekalet et dediler yaşça da büyük olmanın vesilesiyle de başkan oldum.”

Sakaryaspor ’un Başkanı olduğunuzda neler değişti?

Yapılacak işler için sermayeyi bulduk öncelikle. Sakarya ili insanları çalmaz da çaldırmaz da getirdiğimiz futbolcunun parasına Sakarya’dan destek de bulduk, kısaca tüm Sakarya’yı Sakaryaspor’ a destek yaptık. İlk senemizde çok büyük transferler yaptık. Eskiden her şey kara borsaydı, çimento, demir, ampul bile kara borsaydı. Bir liraya ithal edip iki liraya da toptancı elektrikçilere veriyordu, vatandaşsa on liraya alıyordu ampulleri. Vali dedi ki size iki liraya temin edeyim bakanlıktan, siz de bunu paraya çevirin dedi.

Şaban Batuboylu, Rauf Batuboylu’nun babası elektrik dükkanı vardı vilayetin karşısında, topladı gençleri ampulleri verdiler 3 liraya satın dediler. Yüz bin, bir milyon derken satışlar hızla çoğaldı bir milyon satış demek bir milyon kar demek. Böylelikle çok büyük kar etmiş olduk. Kurduğumuz bu sermaye ile Fenerbahçe’den altı yedi tane futbolcu aldık.

Milli takımda oynamış Yenal, Coşkun gibi futbolcular bunlar. Antrenörlüğe de Necdet İş’i getirdik. Ben kulüp başkanı olsam bile Sakaryaspor ‘un hiçbir işine karışmadım tek lirasına dokunmadım. Başarılı bir hoca getirdim takımı ona emanet ettim. İhsan Ayhan adında çok mükemmel bir insan vardı rahmetli oldu. Nakit kasamız da İhsan’a emanetti. Toplantıda şu gelir var şunlara harcanmıştır diye her ayrıntıyı tek tek söylerdi. Ben hep iki toplantı arası bunları sorgulardım para gerekli yerlere harcandı mı? Böylelikle hiçbir sorun yaşamazdık. Bizim en büyük farkımız parayı bulmuştuk bu sayede Fenerbahçe gibi birçok takımla da aramız iyiydi. Fenerbahçe idarecileri Bizim takımdan giden idarecileri kapıda karşılıyorlardı. Bir yıl önce bütçemiz yüz bin lirayken bir yıl sonra Fenerbahçe’den dört milyon liraya a milli takım oyuncusu Tuna Güneysu’yu aldık. Sakarya destekledi bizi, Sakaryalılar kadar üstün vasıflı insan tanımıyorum. Yaptığımız bu transferlerle bitime dört maç kala şampiyonluğu garantileyip birinci lige çıktık.

Birinci ligde uzun süre beşincilikten aşağı düşmedik, üç büyükleri yenen bir hale geldik. Sakaryaspor sevilmeyen bir haldeydi hatta bir keresinde yine Sakaryaspor için reklam almak için gittiğimiz bir dükkan sahibi bizi direk kovmuştu dükkanından. Sakaryaspor iyi bir konuma gelince onu protokolde gördüm dedim ki atacaksınız bu adamı bilet alıp öyle izleyecek izlemek istiyorsa. Sakaryaspor takımı bize peşin parayla bile yemek yemeye gelmesin diyen lokantalar vardı. Biz bu başarıları elde ettikçe lokantalar bize gelin bedava yemek yiyin demeye başladı. Bu bir itibar işidir.”

Sakaryaspor’un şu anki yönetimini nasıl buluyorsunuz?

Sakaryaspor dernek olarak yola çıkmış bir kuruluş. Kulüp başkan ve yöneticileri maaş almıyor. Bana göre hangi ligde olursa olsun fark etmiyor. Bir gününü bir saatini Sakaryaspor’ a harcayan insan eleştirilemez benim gözümde, kutsal insandır bana göre. Dernekte hayır işlerinde çalışan insanların eleştirisi olmaz, ellerinden geleni yaptıklarına inanıyorum. Sonuçta bu biraz da şans ve para işi ama sadece parayla bile olmuyor bazen. Gördüğünüz gibi Koç’un oğlu Fenerbahçe’de patinaj yapıyor.” Böylesine Sevilen Bir Başkanken Sakaryaspor Maceranız Nasıl ve Neden Son Buldu? Ben günde yirmi saat çalışan bir insanım doyum noktasına geldim artık, geliyorum Adapazarı’na yorgunum. Ayda iki defa Londra’ya haftada bir de Adana’ya gidiyorum işler sebebiyle. Çok fazla yoruluyordum. Başkanlık yaptığım zamanlarda Sakaryaspor’u çok ciddiye aldım, sonuçta şehrimizin takımı. Adapazarı’na gelirken 54 plakayı gördüğümde gözlerim yaşarıyor benim. 1986’da kongre kararı aldık, bırakacağım diye karar verdim. Yemin ediyorum o an hafiflediğimi hissettim. Böylelikle İkinci ligde aldığımız takımı birinci lige çıkardık birinci ligde de borçsuz bir şekilde teslim ettik.

Son olarak Sakaryaspor’la ilgili unutamadığınız bir anınız var mı?

Yabancı transfer etmenin ilk çıktığı zamanlarda maliye, hesaplarını kontrol ediyordu spor kulüplerinin. İstanbul Karaköy’de tüm spor kulüplerinin mali hesaplarını kontrol eden büyük bir vergi dairesi var. Biz de yabancı bir futbolcu almıştık bizim defterleri de istemişler. Hesap uzmanlar kurulu var orada demişler ki başkan buraya gelecek. Ben çok meşgul bir insandım o zamanlar gitmedim, ısrarla çağırmaya devam ettiler.

En sonunda bir fırsat bulup gittim. Kurul başkanı dedi ki ısrarla sizi çağırmamızın sebebi sizi kutlamak içindi. Eski, kenarları siyahlaşmış şu bakkal defteri Fenerbahçe’nin, iki defter daha gösterdiler bunlar da Galatasaray ve Beşiktaş’ın dediler. Hepsi yıpranmış eski defterler. Eski kulüp de oldukları için defterleri yıpranmış haliyle, bizim defter yeni bir defterdi. “Bu defterin içi dışı yeni biz bu kadar güzel defter görmedik. Sizin muhasebecinizi ve sizi kulüp olarak kutluyoruz” dediler. Sakaryaspor sadece sahadaki başarıları değil yönetimiyle de mükemmel bir takımdır. Bana göre Sakaryaspor ‘un en önemli anıdır bu. “Sakaryalılar bilsin ki Sakaryaspor’un içi dışı birdir.”

Sakaryaspor dernek olarak yola çıkmış bir kuruluş. Kulüp başkan ve yöneticileri maaş almıyor. Bana göre hangi ligde olursa olsun fark etmiyor. Bir gününü bir saatini Sakaryaspor’a harcayan insan eleştirilemez benim gözümde, kutsal insandır bana göre.

Sakarya destekledi bizi, Sakaryalılar kadar üstün vasıflı insan tanımıyorum. Yaptığımız bu transferlerle bitime dört maç kala şampiyonluğu garantileyip birinci lige çıktık.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu