Kültür SanatRöportaj

Doğan Duru

Sürprizimiz var dedik ve de şükür ki gerçekleştirdik. Yerel müzisyen konuklarımızdan sonra Türkiye’de saygın ve popüler bir grup olan; 1996’dan bu yana kendilerini tekrarlamaktan daima kaçınan, yenilik yaparken özgün tarz ve duruşlarını hiç bozmayan, yedi stüdyo albümü, 1 konser DVD’si ve bir de soundtrack albüm yayımlayan Redd grubunun solisti ve şarkı yazarı sevgili Doğan Duru ile yeni çıkan ve ilk solo albümü olan “Epoch” hakkında konuştuk ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. 

11 şarkıdan oluşan albüm; samimi duygular içeren sözleri, melankolik atmosferi, elektronik efektleri ve bazen de retro dönemlere göz kırpan tınıları ile ruhumuza bir anda nüfuz edip bizi loş bir tünelde ağır ağır ilerlediğimiz içsel bir yolculuğa çıkarıyor. Bazen dudağımızda güzel anıların bıraktığı özlem dolu bir tebessümle kendimizi buluyor bazen de yüzleşmekten kaçtığımız duygularla sarmalanmış aynalı bir odaya giriyoruz. 

Bu içsel yolculuğa çıkmadan önce dinleyicilerine ısrarla not düşmeyi de ihmal etmiyor : “Albüm dinleme kültürüne saygılı zamanları yaşamış biri olarak; insanlar dinlesinler, bir daha dinlesinler. Bir daha dinlerken arkadaki detaylara ve derinlere insinler istiyorum.”

Dergimize varlığın ve sanatınla renk kattığın için teşekkür ederiz. Albümünü kutluyor ve tebrik ediyorum. Albüm aslında baharda çıktı, pandemiden dolayı yasaklı günlere denk geldi. Bu şekilde olması kafanı karıştırdı mı ya da kararlarını olumsuz yönde etkiledi mi?

Albüm çıkış zamanı böyle bir döneme denk geldi ama yapacak bir şey yoktu, açıkçası ertelemek istemedim. Videolar ve albümün tanıtım süreci biraz aksadı. Albümün adı çağ(Epoch) ve böyle bir dönemde çıkması tuhaf oldu. 

“Her yeni albüm bir öncekinden farklı olmalı.” Redd olarak yaptığınız albümlerden de alışkın olduğumuz bir felsefe… Ancak Mükemmel Boşluk ve Yersiz Yurtsuz Zamanlar albümleri ile birlikte değişim çok daha radikal oldu. Solo albümün Epoch‘ta kullandığın teknikler, sound ve müzikal formlar tabii ki tamamen sana özgü ancak özellikle Mükemmel Boşluk’taki melankolik atmosfer, hüzün ve iç sorgulamalar bu albümde de hakim… Epoch, Türkçe’de “çağ” anlamına geliyor, nasıl bir çağı tanımlıyorsun bu albümde? 

“Bazen kelimeler, duygular farkında olmadan tekrarlara girebiliyor. Önemli olan bu tekrarlardan uzak durabilmek ve eski duygulara yeni bir dil kazandırabilmek…” Müziklerde çok katmanlı melodilerle çevrelenmiş dramatik atmosferleri seviyorum ama her zaman bir aydınlık pencere de bırakmaya çalışıyorum. Epoch, kendi kendime ördüğüm bir ağ, bu defa şarkıların tüm enstrümanları kendim çaldım, düzenlemeleri ve tüm kararları tek başıma aldım bunun nedeni bugüne kadarki müzikal yolculuğumda neler yapabildiğimi ölçmekti, tecrübelerimin beni nereye götüreceğini görmek istedim. 

Dinleyicilerinden gelen olumlu tepkileri az çok takip ediyorum, Instagram’ı oldukça aktif kullanıyorsun. Sadece dinlemekle kalmıyorlar; kimi dans ediyor, kimi resim çiziyor, kimi enstrümanı ile yeniden yorumluyor ve sen de profilinde paylaşıyorsun çoğunu. Bu çok güzel bir duygu olmalı. Böylesi bir duygu seli senin için sürpriz mi oldu yoksa zaten albümden emin miydin? Nasıl değerlendiriyorsun? 

Uzun zamandır albümlerden beklentim yok, Redd’in olması gereken yer burası değil, bunun çok nedeni var bazılarına hakimiz bazıları bizim dışımızda konular. Yine de çok üretiyor, arkamızda güzel şarkılar bırakıyoruz, dinleyici kitlemiz ve sevenlerimiz sürekli artıyor. Beklentilerimden çok inancım yüksek, iyi şeyler yaptık, insanlar bunun farkında olur ya da olmazlar, biz yolumuza devam ediyoruz. 

İlk solo albümün ve üretimin çoğu aşamasında tek başına olduğunu ifade ettin. Bu albümle birlikte daha önce bilmediğimiz yeteneklerinle karşılaştık; daha önce denenmemiş klavye tonları, synthesizer, gitar riffleri, Mikrofon ve Saykodelik Kader şarkılarındaki gitar soloları mevcut. Hepsi birbirinden güzel ve bütünlük içinde. Nasıl bir tecrübe oldu senin için? 

Daha iyisini yapana kadar neler yapabildiğimi görmek için kendimle yarıştığım bir deneme oldu benim için, bu sadece solo albüm değil gerçekten solo yapılmış bir albüm oldu.

Senin de deyiminle albüm dinleme kültürüne saygılı zamanları yaşamış biri olarak müziğin sırasıyla plak, kaset ve cd ortamlarından flash belleklere oradan da Spotify gibi streaming platformlarına evirilmesi sana göre üretme sürecine olan saygıyı ve tüketme biçimlerini nasıl etkiledi? 

Müzik değersizleşmeye en açık sanat dallarının başında gelir. Müzik tarihine bakarsanız bunun yüzyıllar içinde nasıl yavaş yavaş değersizleştiğini anlarsınız. Bu değersizleşme devam ediyor eskiden bir albüm almak için bekler ve harçlığımızla o albümü alır sonuna kadar tüketirdik şimdi 15-TL gibi bir ücret ödediğinde dünyadaki tüm müziklere sahip olabiliyorsun. Bu tüketen için güzel olabilir ama üreten için de müzik için de iyi değil.

Duygu aktarımı konusunda çok yetenekli ve etkili bir müzisyensin. Özellikle Mükemmel Boşluk ve Epoch‘ta bu daha da belirgin. Henüz yayımlanmamış yüzlerce besten var. Bunca etkileyici şarkı nasıl ortaya çıktı? Çoğu kendi yaşamından kesitler mi yoksa hiç yaşanmamış bir hikaye de bir anda ortaya çıkabiliyor mu  

Şarkılar, sözler gerçekliğin bir yansıması elbette ama içindekilerin ne kadarı benim hayatımdan ne kadarı beni etkileyen konulardan orasını ölçmeye çalışmak zor olur. Yaşamımızda birçok hayal ve gerçek iç içe girmiş şekilde anılarımızda duruyorlar. Duyguya dönüşmeye hazır olduğunda bir şekilde ortaya çıkıyor sanki hep oradaymış da göremiyormuşum gibi bazen bazense daha önce hiç görmediğim tanımadığım biri gibi çıkıp geliyor karşıma, “hadi beni şarkı yap” diyor. Yine de ona giydirdiğim elbise benim hayatımın bir parçası, sonuçta hepsi senin bir parçandan ortaya çıkıyor. 

Son olarak buradan dinleyicilerine neler aktarmak istersin? Birçok dinleyicin yeni çıkacak Redd albümünü heyecanla bekliyor.

Redd’in planları ve yapacaklarını Covid-19 virüsü biraz erteledi ama yakında çok farklı olaylar olacak, Redd’i takip edin ve bizden haber bekleyin. 

Daha Fazla Göster
Başa dön tuşu