Röportaj

Doğal Afetler ve Deprem Gerçeği

17 Ağustos depreminin üzerinden geçen 21 yılda şehircilik alanında bizler için neler değişti, depremden kaçmak mümkün mü, depremin etkilerini azaltmak için neler yapmalıyız? İmar ve Şehircilik Hukuku alanında uzman Av. Gürsel Öngören konuya ilişkin açıklamalarıyla bizleri aydınlattı..

17 Ağustos 99 depremi üzerinden 21 yıl geçti, bugün, olası bir depremde bizi neler bekliyor? Tehlikenin boyutu nedir, nelerle karşılaşacağız?

Öncelikle 1999 depreminde kaybettiğimiz hemşehrilerimizin yakınlarına sabırlar diliyorum. Kayıplar, aradan 20 yıl da geçse unutulmuyor. Allah kayıplarımıza rahmet eylesin. Gelecekte olması beklenen deprem için çok farklı görüşler bulunmakla birlikte önemli olan bilim insanlarının tespitleridir. Marmara fayında önümüzdeki yıllar içinde ciddi bir kırılma yaşanması, bu kırılma sonucu yaklaşık 7,5 büyüklüğünde bir deprem olması bekleniyor. Bizim de bu bilimsel görüşler doğrultusunda kendimizi hazırlamamız gerekiyor. Hazırlıklı olursak Japonya gibi 100’lerle ifade edilen kaybımız olur, ancak gerekli hazırlıkları yapamazsak yüzbinlerce can ve mal kaybı gündeme gelebilir.

Depremin etkilerini azaltmak elimizde mi? Yöneticiler ne yapmalı, bireyler nasıl davranmalı?

Tabii ki elimizde… Depremi önleyecek sistem yok ama depremin vereceği zararları önlemek elimizde. Ülkemizdeki il, ilçe, belde, köy gibi yerleşim yerlerinin %70’i fay hatları üzerine kurulu. Kamu yöneticileri bilim insanları ile bir araya gelerek bu konuda yapılması gerekenleri ortaya koydu. Ülkenin depreme dayanıksız alanlarının ve fay hattının durumu ortaya koyuldu. 

Vatandaşlar açısından yapılması gereken ilk iş deprem anında yapılacaklar eğitimi almaktır. İkinci olaraksa kırmızı bölgelerde yaşayan kişilerin evlerinde ve işyerlerindeki eşyaları sabitlemeleri gerekmektedir. Bunlar maddi bir maliyet gerektirmiyor. Devlet yetkilileri açısından yapılması gereken, ulaşım ve haberleşme sisteminin deprem anında çalışabilmesini sağlamaktır. Bu sistemin büyük çoğunluğu kuruldu. Ayrıca yollar, köprüler, viyadükler, elektrik hatları, içme suyu, kanalizasyon gibi altyapı unsurlarını depreme dayanıklı hale getirmek gerekmektedir. Son tespitlere göre; 2007’den önceki deprem yönetmeliğine göre yapılan ev ve işyerlerinin yarısının elden geçmesi gerekiyor. Bu yarının 2/3’ü yıkılıp yeniden yapılacak, 1/3’ü ise güçlendirilip depreme dayanıklı hale getirilebilir. 

Vatandaşın bina güvenliğini sağlamak için yapması gereken ilk husus, binasını güçlendirme imkanını araştırmaktır. Günümüzde öyle teknolojiler ve malzemeler var ki, binayı yıkmaya gerek olmaksızın, binayı yeniden yapmış gibi birkaç ayda güçlendirebiliyorsunuz. Yıkıp yapmak ortalama 18 ayda oluyor, güçlendirmeyse 3 ayda bitiyor. Yıkıp yapmanın maliyeti 7 ise güçlendirme 2’ye mal oluyor. Bu yüzden vatandaşlara binalarını acilen inceletip, uygunsa binalarını güçlendirmeye başlamalarını tavsiye ediyorum. Güçlendirme ile en az 2 milyon konut ve işyerinin hemen depreme dayanıklı hale gelebilmesi mümkün. Binada güçlendirme yapılamıyorsa o zaman biraz kredi çekip, araya müteahhit de sokup, hızla binayı yıkıp yeniden yapmak lazım. Bu nitelikte de yaklaşık 4 milyon konut ve işyerinin olduğu düşünülüyor.

Binalarımızı neye göre tercih etmeliyiz?

Yeni bir konut veya iş yeri alırken özellikle 2007 yılında yürürlüğe giren deprem yönetmeliğine uygun olarak yapılanları tercih etmek gerekiyor.

Sakarya’nın yerleşim planını doğru buluyor musunuz?

Son imar planları açısından bir sorun yok. Sakarya’da kamu yöneticileri bu konuda oldukça bilinçliler. Bir şey yapılacağı zaman önce depremi hesap edip, sonra detaylara bakıyorlar.

Kentsel dönüşüm olgusu hakkında bilgi verebilir misiniz? Sakarya’da kentsel dönüşüm uygulanabilir mi?

Kentsel dönüşüm depremin yanısıra pek çok şehircilik problemini çözerek, yerleşim yerlerini sağlıklı, güvenli ve estetik olarak yenileme yoludur. Kentsel dönüşümü eskiyen ve köhneleşmiş bir bölgeyi yenilemek için kullanabildiğiniz gibi deprem ve diğer afetlerin zararlarını yok etmek için de kullanabiliriz. Kentsel dönüşümün bir aşaması binaları yenilemek olurken, diğer aşaması da çevredeki su, elektrik, kanalizasyon, yol unsurlarını da yeniden planlamaktır. Kentsel dönüşüm, insanların o mahalde mutlu bir yaşam sürmelerini sağlamak için, planlanan nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak üzere yeşil alanlar, çocuk parkları, hastane, okul gibi sosyal donatı alanlarının da yapılmasıdır. Kentsel dönüşüm sadece binayı değil, tüm çevreyi sağlık, güvenlik ve estetik açıdan yenilemektir. Bu açıdan baktığınızda Sakarya’da ve ilçelerinde kentsel dönüşüm yapılacak çok alan, mahalle, bölge ve semt var.

Kentsel dönüşüm mülk sahiplerinin maddi olarak zarar etmesine neden olur mu?

150 m2 olan ve şu anki haliyle 200 bin TL eden depreme dayanıksız bir daire kentsel dönüşüme girdiğinde 110 m2’ye düşer ama 110 m2 yeni bir dairenin değeri 300 bin TL olur. Maddi olarak bir kayıp yok. Ancak daire sahibi şu anki rahatının devam etmesini, dairesinin küçülmesini istemiyorsa binasını yıkmak yerine güçlendirebilir. 

Unutmayın; deprem öldürmez, çürük bina öldürür. Bu noktada herkesin olası bir depreme karşı hem evlerinde hem de iş yerlerinde hazırlık yapmalarını tavsiye ediyor, sağlıklı günler diliyorum.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu