Mekan

Bir hayalin peşinde

Benim 15 16 yıllık hayalimdi. Ben çocuklarım büyüdükten sonra böyle Cafe-pastane açmak aslı hayalim vardı çocuklarını büyütürken de bunun altyapısını Evde kendim oluşturmaya başladım mutfağa çok meraklıydım hep denemelerle yapıyordum.

Dükkanı çocuklar büyüdükten sonra açmaya karar verdik. Onur Bey ve Demircan beyle beraber bu yola çıktık. Firmamızı kurduk fakat evde yaptığımız gibi olmuyor dükkan da açılınca. Daha farklı olduğunu gördük evdeki ve dükkandaki imalatı çıkışı çok farklıydı. Teknik bilgi eksikliğim olduğunu gördüm bunun için ne yapmam gerek diye araştırken İstanbul’da mutfak Akademisi ile tanıştım. Orada pasta ve ekmek şefliği bölümünü bitirdim. Benim için çok zor bir süreçti çok ciddi fedakarlık istiyordu. Dükkanın yeni açmıştım her sabah Buradan 5’te İstanbul’a gidiyordum 13 saatlik bir eğitim oluyordu. Her akşam geriye geliyordum. Ertesi sabah yine cumartesi pazar da dükkan da oluyordum.

Dükkan açıktı 6 aylık sıkıştırılmış programa katıldım ama bunun bana geriye dönüşleri benim için daha çok faydalı oldu hem dükkanın imalat açısından hem dükkanın işleyiş teknik bilgiler aynı zamanda Çiftçyi bitirdim ben, yiyecek-içecek işletmeciliği bitirdim ama 2 yıl çocuklarımı görmedim komşular ve annemler baktı çünkü sabah erken gidip gece geliyordum. Çocuklar ben geldiğimde uyumuş oluyordu.

Ben Almanya doğumluyum. İzmit’ten Sakarya’ya 96 yılında geldim Sakarya’da ikamet giderken hiçbir pasta alamıyordum doğrusu şanti ve yağ ağırlıklı görüyordum. Bu yüzden kendi evinde yapıyordum benim 2 abim de yeme-içme sektöründeler biri İstanbul’da biri de İzmit’te yani mutfağa çok yabancı değilim. Ama ben Unlu Mamulleri seçtim onlar yemek seçtiler

İlk açıldığımız zaman Adapazarı’nda ilgi gördüm bu kadar bir anda yoğunluk beklemiyorduk. Şöyle ki dükkanın dekorasyonundan içindeki yiyeceklere kadar Sakarya için bir ilk olduğunu düşünüyorum. Biz mimarsız çalışıyoruz onu gönül rahatlığı ile söylüyorum gelen Mimarlar çok beğeniyor mağazalarımızı

Dediğim gibi Yurtiçi ve yurtdışı inanılmaz seyahat ettim burası açılana kadar. Fransa Lüksemburg benim İşimle alakalı her yere seyahat edip gezdim ve orada her beğendiğim noktayı fotoğrafladım ve onları burada hepsinin birleşimi ortaya çıktı diyelim. Güzel bir şey güzel bir şey yaptığıma inanıyorum şöyle Adapazarı’nda ilk şubeyi açtığımız zaman dere otlu poğaçayı Sakarya’ya ilk getiren bizdik.  Bigcake firmasıydı. Çilekli pasta yine aynı şekilde Sakarya dereotu ve Çilek tüketimi en fazla olan dükkanım diye düşünüyorum. Ciddi bir kullanım sağlıyoruz.

Dükkanı açmadan önceki felsefem benim kendi yemediğim hiçbir şeyi müşteriye satmayacağım. Zaten bundan hiçbir zaman taviz vermedim maliyetler artsa da ben hep bir şeyde tutmaya çalıştım.

Adapazarı şartlarında mesela gelen İstanbul’dan müşteriler bir yanlışlık mı var diyorlar, kasaya geldiklerinde. Çünkü ciddi fiyat farkı var İstanbul’da burayla ile kıyaslayınca o fiyata aldıkları zaman şaşırıyorlar ve hesaplamada yanlışlık mı var diye kasada çok karşılaşıyoruz.

İlk başta müşterilerimiz çok korktu. Sonradan dile getirdiler mesela girmeye bile korkan müşterilerimiz vardı. Yani Adapazarı’nda ilk açıldığında o siyah tente tuğla dekorasyonu bile çok değişik geldi. Ben çok mutlu oluyorum markamızı her yerde siyah tente ve tuğla kullanıldı. Bu bizim ve benim için çok güzel bir şey 2. şubeyi açtık orada gri rengi kullandık mesela sonra bütün şeyler gri renkli kullanmaya başladı. Rekabet bence her zaman için iyidir ve yeniliği getiriyor. Sakarya’da birçok şey ve dükkan kendini toparlamaya başladı, ben çok gurur duyuyorum böyle olduğunu görünce hiçbir zaman ne meslektaşlarıma ne de kendi yerlerine olan bir kıskançlığım olmadı. Keşke benim üstüme çıktılarda ben de onlardan bir şey kapayım diye baktım. Ben çok profesyonelce yaklaşıyorum bir işyeri açıldığında Ben kesinlikle hayırlı olsuna gidiyorum.

İlk dükkanda yoğun ilgiyi görünce bize yetmemeye başladı. İmalatımız aynı bahçe içindeydi. Biz kendimiz de dedi ki bizim hayatımızı başka bir bölgeye tanışalım o arada da Serdivan’dan çok müşterimiz vardı. İlla Serdivan olsun biz çarşıya kadar gelmeyelim Serdivan’a gidelim. Sonra Serdivan’daki bu lokasyonda bulunan dükkanı yapmaya karar verdik. İmalatımız orada büyüttük. Açıkçası 50 metrekare iki katlı soğuk havası olan imalata geçtik Tabii imalat ekibimiz de çok rahatladı. Aynı zamanda açıldığından beri aynı kemik kadro ile devam ediyoruz sadece yan elemanlarımız değişiyor

Akrabalık bağımız yok, imalat ekibimin ana Kemik kadromuz Hendekli kendileri burada 5’i Hendek’ten açıldığımızdan beri beraberiz. Fakat biz de başladıktan sonra senede 3-4 kere pasta şefimle yurtdışı seyahatlerim oldu. Diğer ülkelerdeki diğer tatları her şey benim görmem yetmiyor. Onu da görmesi gerekiyordu yani birbirimize yatırım yaptık. Benim meslekten aldığım eğitimin katkısı ürün anlamında değildi pastada ki diğer her şeyi ben oradan öğrendim. Şefimle paslaşmalar çok daha rahat oldu İşimle ilgili çok şey bildiğim için şefle tartışmaya da neden olabiliyor. Çünkü niye böyle oldu diye değil de siz bilmezsiniz de getiriyor ama artık öyle bir şansı yok maalesef yani.

 Çalışanlarımız çok güzel bir motivasyon var 9 yıldır hiçbir çalışanım yanımdan kavga ederek veya tartışarak ayrılmadı. 9 yıl önce çalışıp şimdi mimar olan, mühendis olan, doktor olan çalışanlarım var. Her zaman görüşüyoruz ve hep bir abla kardeş ilişkisi içinde geçirdik. Ben bunun böyle olmasını hep arzu ettim çünkü çalışan bir patron değil, ben de onlarla beraber yeri geldi mutfağa girdim yeri geldi tuvaletleri bile temizledim.

Hatta onlar bana siz patron modelinde değilsiniz diye yaklaştılar çünkü onlar için patron akşam gelir hasılatı toplar sağ sola kızar ve gider ama ben bu şekilde kendimi rahat hissediyorum burada. Çalışanlarımla hem iyiyi de kötüyü de her şeyi beraber paylaşarak gidiyorum 2 günlük sana gelmeyeyim hepsi beni ararlar Neredesiniz diye çünkü patron gelmeyince niye ararsınız ki? bakın keyfinize diyorum onlar hayır diyorlar Siz burada olduğunuzda biz kendimizi daha güvende ve sizin enerjinize almak bizim daha çok hoşumuza gidiyor zaten güzel bir ekibimiz var.

Beraber tasarımlara karar veriyoruz senede 2-3 kere yenilemek zorundayız kendimizi. Yeni tatlara ulaştırmak istiyoruz. Hep bir ar-ge içindeyiz o konuda. Meyve tüketiminde falan her şeyimiz günlük alınır. Burada Sakarya’dan Taraklı’dan yakın ilçelerden çileğimizi alıyoruz. 2 aydır çilekte sıkıntı yaşıyoruz onu da Antalya’dan çileğimizi alıyoruz böğürtlenimiz, frambuazımız her şey bizim için üretiliyor.

Sakarya’nın ilçelerinde önce tabi ki bizim için varsa, dışarıdan ithal aldığımız ürünlerimizde var. Onları da alıyoruz, ama burada da kendi çiftçimize üreten olduktan sonra sahip çıkıyoruz mesela bizden sonra çok böğürtlen yetiştirmeye başlayanlar oldu. Çünkü ben bir sezon da bahçeyi kapatıyorum Ekim ayına kadar olan süreçte. Güzel bir şey, aynı zamanda ticaret odasında da kadın girişimciler Başkan Yardımcısıyım ben. Kadın istihdamı Üzerine de çok güzel çalışmalarımız oldu. Bu konuda Adapazarı ilçesi Geyve yöresine uygun ürünler merkezde çok güzel bir üretim merkezi oldu. Belediye, Üniversite ve Ticaret Odası ile ortaklaşa yürüttük şu an 40 kişi çalışıyor orada. Bizim için gurur verici.

Bütün çalışanlar kadın evlerinden çıkan kadın 210 kadın arasından Bizzat ben de bulundum seçmelerde. Seçtik, onlar da kendilerini geliştirdiler benim işimden dolayı ben biraz daha Tabi vakit geçirdim onlarla bu şekilde gitti. Orası da çok güzel bir yer oldu bu şekilde devam ediyoruz şimdi yeni projelerimiz var. Onların üstünde çalışıyoruz Ben Bigcakenin dışında bir catering açacağım kendime ait çalışmalarını yürütüyorum. Aynı zamanda Biz sosyal sorumluluk projelerine çok önem veriyoruz Sakarya’daki bütün okullarda ki liseler gençlere elimden geldiğince sponsor olmaya çalışıyorum onların hazırladığı seminerlere katkılara yapmayı düşündükleri an hemen bana gelirler. Onların hemen 3 günlük 4 günlük tatlısını tuzlusunu burada ben elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum bigcake firması olarak. Ben kendi şahsım, engelliler, yaşlılar ve çocuklara karşı aşırı bir zafiyetim var bu konuda çok hassasım. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum beni vicdanen çok rahatlatıyor.

Mesela 10 yıldır her gün yemek gönderdiğim yaşlı bir amcamız var bizim, bu şubeye her gün gelen karnını doyurmak için gelen müşteri, müşterilerim ile aynı standartta yer içer. 2 gün gelmese çalışanlarım ile beraber biz merak ederiz. Acaba iki gündür bir şey mi oldu, hasta mı diye, bu şekilde gidiyor. Çok kurumsal bir firma değiliz, burayı bir aile şirketi gibi düşünün, biz artık evimiz varsayıyoruz burayı. İnanın sabah çıkıyoruz gece giriyoruz. Her şeyi burada beraber paylaşıyoruz. Çalışanlarımın içinde öğrenciler var, onların canı ne istiyorsa yemek programını bile beraber yaparız.  Ve ben çalışanlarıma her zaman diyorum, buraya gelen müşterileri işinin stresinden çıkarak buraya geliyor, senin suratını çekmek zorunda değil, suratın asık ise burada tezgâhta durma, moralin mi bozuk biz burada çok yaşadık. Sevgilisinden ayrılıyor, ailevi nedenler, hemen diyorum al çantanı çık 2 saat kafanı dağıt, dağıttıysan gel, dağıtamıyorsan evine git. Burada kimse kimsenin suratını çekmek zorunda değil. Müşterilerimiz hizmet almaya geliyor, biz bu hizmeti vermek zorundayız. Senin özel nedenin müşteriyi hiçbir şekilde ilgilendirmiyor sen bu hizmeti güler yüzünle vereceksin. Ben her zaman çalışanlarımdan istediğim güler yüz, kötü enerjiyi istemiyorum burada. Benimde kendime ait hayatımla alakalı derdim oluyor, sıkıntım oluyor ama ben bunu hiçbir zaman müşterilerime yansıtmadım, yansıtmamda. Mesela bazı müşterilerim var karamandan buraya geliyor sırf diyor sizin enerjiniz için. Gelince diyorlar ki hiç mi derdiniz yok, olmaz olur mu ama ben bunu işlerime yansıtmak istemiyorum. Burada her gelen müşterim ile muhakkak sohbet ederim çok güzel dostluklar ve arkadaşlıklar edindim. Evime gelen misafir gibi görüyorum ben açıkçası şu kapıdan giren her müşteriyi, bu şekilde devam ediyoruz, güzel sıcak bir ortamımız var.

Big Cake büyük pasta demek biliyorsunuz, Sakarya’da ki büyük pastayı biz bu düşüncelerimizle alırız diye yola çıkarak başladık, ortaklarımla beraber oturduk logolarımızı da ismini de o şekilde karar verdik. Dediğim gibi günlük pasta üretimi olacak, çeşitlerimizi menümüzü belirledik, büyük bir ilgi ile karşılaştık.

Ben de sonuçta baktığınızda ev hanımlığından geldim buraya, ama herhalde ikili iletişimlerin verdiği o sıcak ortamdan dolayı diyorum böyle bir anda 9 yılda 3 şube marka haline gelmek çok gurur veriyor benim için. İstanbul’da bile Big Cake adını duyunca tanıyanlar oluyor, mesela dükkân açılmadan önce anlatayım size. İnşaat aşamasından bitişine kadar her daim içindeydim ben, akşam olunca eve gidiyordum, tekrar arabaya gidip geliyordum, dükkânın karşısına arabayı çekip böyle saatlerce karşıdan dükkanı izliyordum, hep hayalimde çarşıda gezerken Big Cake poşeti elinde müşteriyi görmek, Allah nasip etti. Herkese biz başardık demiyorum, sizde başarabilirsiniz diyorum.

Big Cake’i bütün Marmara’ya yaymak sanıldığı kadar kolay değil. Çünkü biz günlük üretim yapıyoruz. Donuk üretimimiz yok, donuk üretimimiz olsa soğuk zinciri kurarsınız bütün Marmara’ya yayılırsınız. O zaman ben özelliğimi yitiririm, onu istemiyorum. Sakarya’nın oldu zaten, İstanbul’a gitmek isterimsiniz derseniz, gideriz ürünlerime güveniyorum ve İstanbul’da bu sayıda bu kadar ürünün aynı mağaza da olduğu yer çok da parmakla sayılır derece de var. Orada da başarılı olumuyum, olacağımıza inanıyorum, fakat hizmet sektöründe başında durursanız oluyor, durmazsanız öyle ben buraya ekibimi kurayım, sandalye masa koyayım maalesef o şekilde yürümediği için büyümeyi düşünemiyoruz. İstiyoruz ama çok da kolay değil, ortaklarımın başka işleri olduğu için çok mesai harcayamıyorlar, burada genel mesai en çok ben vakit harcıyorum, keyifte alıyorum. Her gece gidip yarın gelemeyeceğim diyorum, gözümü açıyorum kendimi yine burada buluyorum. Pazar dahil her gün buradayım, özel işlerim olduğunda arada kaçamaklarım oluyor.

Sakaryalı oldum, 21 yaşındayken Sakarya’ya geldim, 24 yıldır buradayım. Şimdi İzmit’e gittiğimde İzmit’e yabancı oldum, buralı oldum.  Bazen tanıdıklarım diyor iyi ki Sakaryalı değilsin, bu kadar çok çevre, Seviyorum burayı.

Çok isterim ama maalesef gençlerimiz çok tembel, gençlerde hiç azim görmüyorum ben, hiç pratik zekâ görmüyorum, gençler telefon ve teknoloji ile o kadar hazıra alışmışlar ki maalesef o ışığı gençlerde göremiyorum. Keşke görsek bizim önümüze kendi çocuğumdan pay biçeyim kızım 23 yaşında Turizm bitirdi, keşke benim yüzde 1’imi alsa diyorum. Ben onun yaşında bu imkanlara sahip olsaydım kim bilir şimdi nerelerde olurdum diye düşünüyorum.

Önce cesaret sonra belirli bir riskin içine gireceksiniz, risk alacaksınız bunu göze almalısınız ama ciddi anlamda fedakâr ve özverili bir şekilde çalıştığınız zaman başaramayacağınız hiçbir şey yok, ben öyle bakıyorum. Ben çok özveride bulundum. Yani Big Cake olana kadar gerçekten sabah altıda dükkâna geliyordum gece birde eve gidiyordum. Çok çalışmak ile alakalı ve kendinizi yenileyeceksiniz bu esnada, ben bunu yaptım tamam oldu diye bir şey yok. Bunun her zaman üstüne çıkacaksınız, çıkmak için de kendinizi geliştireceksiniz. Ne iş yaparsanız yapın işin arka mutfağını bileceksiniz.

Devletin kadrosuna neden girmeye çalışıyor, devlete dayayım sırtımı, maaşımı alayım oturayım diyor, bayramım var tatilim var diyor. Bunu yapmamaları için ilk önce işlerini sevmeleri gerekiyor, özellikle hizmet sektörü, turizm sektörü ne iş yaparsanız yapın. İşinizi sevmiyorsanız o işi hiçbir şey katamazsınız. İşinizi en başta sevmeniz gerekiyor. Ben iş yerime mutlu gelmeliyim, severek gelmeliyim, isteyerek gelmeliyim mesela gençlerde ben çok fazla o anlamda ışık görmüyorum. Ya bir yere puanı tuttuğu için giriyor gerçekten onu meslek olarak görmüyor. Mesela çok çalışkan değildir ama elektriğe meraklıdır sanat üstüne bir okula gitmesi gerekir elektrik anlamında ama bizde o şey henüz oturmadı. Boğaziçi’ni bitirip bir araya getiremez ama bir kuaför çırağında yetişmiştir çok başarılı olmuştur benim için sosyal insan çok önemli. Hani bir okul eğitim değil de her şey eğitim deil bence. Kendini yetiştirmesi geliştirmesi ben burada çalışanlarıma her zaman diyorum ki buraya gelen müşteriler ile sohbet edin ağırlayın. Ağırlarken de tanımaya çalışın bizim müşteri kitlemizde avukat var, öğretmen var, doktor var, bankacı var bunlarla sohbet edip sonrasında bana gelip diyorlar ki gerçekten dilek abla hastaneye gittik hiç beklemedik bizim müşterimizmiş.  Bunlar çok önemli size geriye dönen şeyler.

Burayı bayanlara yönelik yaptım. Ben buraya başladım ilk önce kahvaltıya ağırlık vermem gerek dedim. Ben dışarıya kahvaltıya gittiğim zaman fabrikasyon kahvaltı görmek istemiyorum, yemekte istemiyorum. Herkesin evindeymiş gibi hareket etmesini istedim bu yüzden oturdum zeytin yağım İzmir’den geliyor, peynir grubum Balıkesir’den geliyor, zeytinlerim İznik’ten özel bahçeden yetişip geliyor. Yani ev ortamında olsun istedim. Sonrasında beş çayı düşündüm artık herkes dışarıda yemek bir kültür haline geldi. Şimdi herkes dışarı çıkıyor özellikle de hanımlara hitap etmek isteyince ne yapabilirim dedim ve şimdi Sakarya’da beş çayı vermeyen yer çok az kaldı. Bu iyi bir şey benim için bazen erkek müşterilerim geliyor bizim içinde artık bir şey yap. Ne yapacağım diyorum.

Evde yaptığınıza değmiyor bu yüzden de tercih sebebi oluyorsunuz.

Big Cake benim çocuğum gibi resmen iki çocuğumun yanında 3 çocuğum daha oldu. Big Cake’de olmaktan burada çalışmaktan varlığımın bulunmasından her zaman gurur duyuyorum. Müşterilerimi çok seviyorum evime gelen misafir gibi görüyorum. En iyi şekilde ağırlamaya çalışıyorum.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu