Güzellik & Sağlık

Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Melih Erol

16 Kasım 1969 Sakarya Karasu Kuyumcullu köyünde doğdum. İlkokulu Kuyumcullu İlkokulu’nda, Ortaokulu Karasu Lisesi’nde okudum. Lise 2 sınıfta ayrılarak öğrenimimi Bursa Cumhuriyet Lisesi’nde tamamladım. Aynı yıl 1986 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandım. 1992 yılında buradan mezun oldum. Mezuniyetten sonra 6 ay Londra’ya giderek hem mesleki eğitim hem dil eğitimi aldım. 1993 yılında Londra’dan dönerek mecburi hizmetimi yapmak için Şırnak’ta göreve başladım. Şırnak Merkez, İdil, Cizre Beytüşşebap’ta hekimlik yaptıktan sonra mecburi hizmetimi tamamlayıp Bursa’ya tayin yaptırdım. 1997 yılına kadar Bursa’da çalıştıktan sonra ihtisası kazanarak İstanbul Bakırköy’de beyin cerrahisi ihtisasına başladım. 2002 yılında ihtisasımı bitirdim. 2003 yılında Bakırköy Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi’nde beyin cerrahı olarak göreve başladım. 2015 yılına kadar çalıştıktan sonra devletten ayrılarak özel sektöre geçiş yaptım. Beyken Üniversitesi Hastane Yönetimi mastırımı tamamladım. Hastane yönetimi uzmanıyım aynı zamanda. Yine İstanbul Üniversitesi’nde hastane yönetimi doktoram devam ediyor. Şu an da İstanbul Esenler Güney Hastanesi’nde görevime devam ediyorum.

BEL FITIĞI AMELİYATLARINDA MİKROCERRAHİ TEKNİĞİ

Bugünkü yazımızda toplumumuzda yaygın görülen bel fıtığında, mikrocerrahi tekniğiyle yapılan ameliyatların % 98’e varan başarı oranı ve de hasta memnuniyetinden bahsedeceğiz.

Ameliyat tekniğine girmeden önce kısaca bel fıtığı nedir, nasıl oluşur, belirtileri nelerdir, nasıl teşhis konur, nasıl tedavi ediliri anlatalım.

Bel bölgemizde 5 adet bel omuru bulunmakta olup her iki bel omuru arasında kıkırdak yapı (disk) bulunmaktadır. Bu kıkırdak yapılar omurgayı taşıyan faset eklemler bel kaslarıyla birlikte bizim vücudumuzun yükünü taşırlar. Bir nevi bu kıkırdak yapıyı (diskleri) arabanın amortisörlerine benzetebiliriz. Ağır yük kaldırma, dengesiz yük kaldırma, düşme, trafik kazası gibi sonrası bu disklere kıkırdak yapının üzerine aşırı yük binmesi sonrası bu kıkırdak yapı ya koparak omuriliğin içine girmekte ya da bombeleşerek omuriliğe ayağımıza giden sinirlere bası yapmakta ve bel fıtığı oluşmaktadır.

En sık l4 – 5 (dördüncü ile beşinci bel omurları arası ) ve de l5 – s1 (beşinci bel omuru ile kuyruk sokumu kemiği sakrum arası) mesafelerinde oluşmaktadır. Bu iki mesafede tüm bel fıtıklarının yaklaşık % 82’si görülmektedir. Neden bu bölgede fazla görülüyor sorusu aklımıza gelebilir. Bunun cevabı da bel omurlarının en hareketli olan yeri ve de en fazla yükün bindiği yer bu iki omurun bulunduğu disklerdir.

Peki, bel fıtığı olan birinde hangi şikayetler görünür. Bunlar başlıklar halinde şöyledir:

AĞRI: Bel ağrısı, sağ ya da sol kalçaya ya da iki kalçaya birden vuran kalça ağrısı, sağ ya da sol bacağa ya da ikisine birden vuran bacak ağrısı olabilir. Bunlar tek tek ya da üçü bir arada da olabilir. Yani sadece bel ağrısı yapabileceği gibi bel, kalça, bacak ağrısı üçü de bir arada olabilir. kalça ve de bacağa vuran ağrı genelde ilerlemiş fıtıklarda olur.

PAREZİ (GÜÇ KAYBI): hafif güç kaybından kısmi ya da tam felce kadar gidebilir. Kabaca l4 – 5’te fıtık mevcutsa hasta topukları üzerinde, l5 – s1 mesafelerinde fıtık mevcutsa ayak parmakları üzerinde yürüyemez. Kısmi felce bağlı ayak düşer. l1 – 2 ve l2 – 3 fıtıklarında uylukta güçsüzlük belirgin olur.

HİS KUSURU: l4 – 5 fıtıklarına ayak baş ve de ikinci parmağında olabileceği gibi l5 – s1 fıtıklarında tüm ayak tabanında da olabilir. İleri dönem fıtıklarda tüm bacağa yayılabilir.

İDRAR, BÜYÜK ABDEST KAÇIRMA, CİNSEL EREKSİYON PROBLEMLERİ: İleri dönem fıtıklarında görülebilir. Bunlar ortaya çıktığında kalıcı olmaması için acilen hasta ameliyat edilerek sıkışan sinir dokusu rahatlatılmalıdır.

TANI: Tanıda en çok kullandığımız lomber (bel) emarıdır (MRI). Yine yardımcı tanı yöntemlerimiz LSVG (bel röntgeni), EMG’dir.

TEDAVİ: Toplumuzda her bel fıtığı ameliyat ediliyor gibi bir yanlış bilgi mevcut. Tüm bel fıtıklarının % 15 cerrahi olarak tedavi edilmekte. diğerleri ilaç tedavisi + istirahat + fizik tedavi + enjeksiyon yöntemleri + radyofrekans lazer yöntemleri gibi birçok yöntemle tedavi edilebilmektedir. Fıtığın hangi yöntemle tedavi edileceğine beyin cerrahisi uzmanları ve de fizik tedavi uzmanları karar vermektedir.

Fıtık extrüde (patlamış fıtık), sekestre (parça kopup omuriliğin içine girmiş serbest parça) ise hastanın muayenesinde bacağında güç kaybı (kısmi felç), his kusuru, idrar, büyük abdest kaçırma, idrarını yapamama, zorlanma, cinsel ereksiyon problemleri başlamış, ağrısı ilaçlarla geçmiyorsa mutlaka acil olarak ameliyat edilmelidir. Bel fıtığı ameliyatlarında en modern ve de en yüz güldürücü yöntem mikrocerrahi tekniğidir. İşinin ehli bir cerrah tarafından uygulandığında % 98 başarısı olan bir ameliyat yöntemi olup hasta ameliyattan 6 saat sonra yürümekte ve bir gece hastanede kalmaktadır. 10 günlük bir istirahat döneminden sonra normal hayatına dönmektedir.

Yine mikrocerrahi tekniği spinal anestezi ile kombine edilerek bu tür ameliyatlar hastayı uyutmadan hastayla konuşarak da yapılabilmektedir.

NEDİR MİKROCERRAHİ TEKNİĞİ: Yaklaşık altmış yıldır uygulanmakta olan klasik bel fıtığı ameliyatları sonucu hastaların tam olarak iyileşememeleri, uzun süre ağrı çekmeleri, işlerine geç dönmeleri cerrahları bu konuda arayışlara yöneltmiştir ve yirmi iki yıl önce Caspar ve Yaşargil tarafından mikrodiskektomi metodu bulunmuştur. Mikrodiskektomi hastaların ayağa kalkış ve işlerine dönüş süreçlerini kısaltmış, fakat özel eğitim, özel mikroskop ve özel aletler gerektirdiğinden arzu edilen düzeyde yaygınlaşamamıştır. Bu nedenle halk arasında bel fıtığı ameliyatından sonra sakat kalırım, normale dönemem korkusu oldukça yaygın bir şekilde devam etmektedir. Bel fıtığında uygulanan mikrocerrahi metoduyla hastalar ameliyat olduktan altı-yedi saat sonra ayağa kalkıp yürümekte ve bir gece hastanede yattıktan sonra evlerine gidebilmektedir.

Bu metot sayesinde sadece bir buçuk-iki santimlik bir kesi yapılmakta ve ameliyat sonrası cilt yüzeyine dikiş konmamaktadır. Ameliyatın gelişmiş mikroskoplar altında yapılması ameliyat bölgesindeki sinirlerin 25 veya 40 büyütmeyle görülmesini, böylece sinirlere hasar verme riskini sıfıra indirmeyi sağlamaktadır. Bu metotla bel fıtığı ameliyatları korkulu rüya olmaktan çıkmış, bel fıtığı olan hastaların, hastalıkları nedeniyle üzüntüye kapılmalarını önlenmiştir. Hastalar ameliyat oldukları gün veya ertesi gün taburcu olabilmekte, bir hafta içinde de normal yaşantılarına dönebilmektedirler. Bazı hastalar ise ameliyattan değil narkoz almaktan korkmaktadırlar. Birçoğunda uyuyup bir daha uyanamama korkusu vardır. Epidural anestezinin bel fıtığı ameliyatlarında da kullanılması ile bu korku ortadan kaldırılmış, artık bel fıtığı ameliyatları konuşa konuşa yapılır hale gelmiştir.

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu