EtkinliklerRöportaj

Aşkla çalışan yorulmaz

Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndaki 14 günlük karantina sürecinin ev sahibi Sakarya Genlik ve Spor İl Müdürü Arif Özsoy, ‘Misafirlerimizin hafızalarında ilimizle alakalı güzel resimler, hoş bir sada kalsın istedik. Burada gönül işi vardı. Bugün Mevlana Celaleddin Rumi hala dünya tarafından seviliyorsa o gönüllere girdiği içindir’

Sakarya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü olarak pandemi sürecinde Kredi ve Yurtlar Kurumu’nda (KYK) karantina altında kalanlara ev sahipliği yaptınız. Bu süreç sizin için nasıl geçti, hangi çalışmalarda bulundunuz?

Pandemi sürecinde Sakarya olarak ilk misafir alan illerden biri olduk. Karantina için gelen kişilere karşı algı da çok farklıydı. ‘Hasta insanlar geliyor’ gibi düşünüldü fakat ilimize gelen arkadaşlarımız hasta değildi, sadece 14 gün karantina altında kalmaları gerekiyordu. Burada hakikatten çok güzel bir süreç yürütüldü. Misafirlerimizin herhangi bir sıkıntı yaşamasını istemedik, ‘onlara neler katarız’ diye düşündük ve hafızalarında ilimizle alakalı güzel resimler, hoş bir sada kalsın istedik. Bu anlamda her şey düşünüldü. Doğum günü kutlamalarından tutun da konserlere, çocuklara oyuncak alımına, hamile bayanların ihtiyaçlarına kadar yardımcı olduk. Biliyorsunuz ilimizin ıslama köftesi ve kabak tatlısı meşhurdur, misafirlerimize yöresel yemeklerimizden ikram ettik. Aslında süreç çok zordu, çünkü profil çok farklıydı. Tır şoföründen iş adamlarına, işçisinden öğrencisine kaymakamlarına kadar geniş bir yelpazede hizmet sunduk. Memnuniyet noktasında da yüzde 100 olumlu dönüş aldık. Bizim için bu önemliydi. İlk etapta 1904 misafirimiz geldi. Yaptığımız çalışmalar özellikle sosyal medyada anlatıldığı için özellikle Dubai’den gelen misafirlerimiz Türkiye’de hangi yurda düşeceklerini bilemedikleri için, Sakarya’ya gelmek için dua etmişler. Kendi ifadeleriyle birçoğunun duası kabul olmuş. Sakarya’ya geldiler ve çok da memnun ayrıldılar.

Kendi özgür iradeleriyle bunu her platforma dile getirdiler. Çok güzel mektuplar aldık. Bir kısmını bakanlığımıza gönderdik. Bunlar anı olarak kalacak. İkinci etapta ise 665 misafir ağırladık. Bu süreçte 400’e yakın personelimiz gece gündüz demeden mesai gözetmeden görev aldı. Tabi hizmetler güler yüzle olursa karşılığını buluyor. Klasik bir devlet memuru mantığıyla değil gönül işi olarak yaptığımız için yaptık. Tabi AFAD, emniyet, sağlık ve Kızılay paydaşlarımızın da çok katkıları oldu. Sürecin başında bulunan Sayın Valimizle birlikte koordineli bir şekilde herhangi bir problem çıkmadan süreci yürüttük.

Sizin de söylediğiniz gibi yurtlardan ayrılan misafirler giderken sizlere not ve mektuplar bıraktı. Bunlar arasında dikkatinizi çeken, sizleri duygulandıran mektuplar, ifadeler var mıydı?

Çok var aslında… Mesela bir misafirimiz öğrencilerimizden kalan malzemeleri kullanıyor, ederi 3 liraysa 3-5 katı ücretini bırakıyor, ‘hakkınızı helal edin’ diyor. Osmanlı döneminde de bunun çok örneklerini gördük. Yavuz Sultan Selim ordusuyla sefere çıktığı zaman bağlık bir kesime geliyor. Askerler oradan geçerken canları üzüm çekiyor ve alıyorlar. Herkes aldığı üzümün ücretini asmanın yanına koyuyor. Yavuz Sultan Selim, bağlık alanı geçince orduya ‘dur’ emri verip kontrol ediyor. Bakıyor ki herkes yediğinin hakkını koymuş. ‘Eğer bu olmasıydı seferden geri dönecektim’ diyor. Bugün de böyle… Burada gönül işi vardı. Bugün Mevlana Celaleddin Rumi hala dünya tarafından seviliyorsa o gönle girdiği içindir.

Biz niye kendi insanlarımızın gönlüne girmeyelim? Bizim çalışma mantalitemiz bu. Sayın Cumhurbaşkanı da vurguluyor; aşkla çalışan yorulmaz. Biz yorulduğumuzu hissetmiyoruz. Hiçbir arkadaşımızda da bir yorgunluk, bıkkınlık hissetmedik. Gönül işi olduğu için ne yorgunluk oluyor ne bıkkınlık… Tam tersi insanlara daha fazla çalışma azmi geliyor. Hatta evlerinden ikramlar getiren personelimiz oldu. Kimin ne ihtiyaçları varsa karşılandı. 3 öğün ana yemek 2 öğün de ara yemek verdik. İnternet, çay, kahve su sınırsız. Yok yoktu… Bu süreçte devletin gücünü bir kez daha anlamış olduk. Küçük çocuklar resimler yapıp bırakmışlar. Bakanlığımızın gönderdiği spor malzemelerini misafirlerimize verdik. Spor yapma imkanları oldu, kitaplar, satranç takımları verdik. Hiçbiri ‘can sıkıntısı yaşıyoruz’ demedi. Konserlerle farklı bir konsepte getirdik. Yurtların birinde iftarda programa başladık, sahura kadar devam etti. Dışarı çıkamadıkları için misafirlerimizi odalarındaki pencerelere aldık, programı yapan arkadaşlar yurdun her cephesinde döndü. Herkesin şenliğe katılmasını istedik. Bu programları hem ilçelerde hem de merkezlerde yaptık. Günlük sağlık kontrolleri yapılıyordu, rahatsız olan varsa hemen hastaneye götürülüyordu. En önemlisi de son gün geldiği gibi onları nasıl şenlik havasında karşıladıysak yine mutlu bir şekilde uğurlamak istedik. AFAD İl Müdürlüğü’müzün ayarlamış olduğu araç evlerine kadar götürdü.   

Gerçekleştirdiğiniz çalışmalar doğrultusunda Sakarya’nın farkı da ortaya çıkmış, bir alamda Sakarya’nın geleceğine de katkı sunmuşsunuz…

Bunu her zaman söylüyorum; Sakarya bambaşka bir yer. Vatandaşlarımız gelen misafirlere karşı tüm güzelliğini gösterdi. Birçok arkadaşımız, işadamlarımız arayıp, ‘Müdürüm biz şunu ikram edelim, size şöyle yardımcı olalım isimlerimiz duyulmasın’ dediler. Kasa kasa meyve, sebze gönderdiler. Sakarya alanı o kadar iyi hizmet sundu ki gazete bile dağıttı. Her şey düşünüldü. Misafirlerimizin yolları belki bir daha Sakarya’ya düşmeyecek ama biz hafızalarında güzel bir Sakarya izlenimi kalsın istedik. Sakarya’nın tarihi ve turistlik güzelliklerini aktardık. İnşallah ileriki süreçlerde de ilimizi ziyarete gelip gezerler. Bizim için çok iyi olur. İşimizi iyi yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Tüm yorgunluk gitmiş oluyor. Düşünün bir pandemi süreci var, herkes korkuyor bizim personelimiz korkmadı. Çünkü gerekli tedbirlerimizi aldık. Bu süreçte hiçbir personelimiz rahatsızlık yaşamadı. Misafirlerimizi sağlıklı sıhhatli memleketlerine uğurlamanın mutluluğunu yaşadık.

Hizmet ederken Türkiye’ye örnek olacak hizmetler yapmak istedik. Sayın valimizin bizimle payladığı bir konu olmuştu; birkaç il valisi ‘sayın valimiz Sakarya olarak çıtayı o kadar yüksek tuttunuz ki biz biraz zorlanıyoruz’ diye ifade etmişler. Hizmet anlayışımız; hizmette maksimum kalite. Personelimizi motive ediyoruz. Gönle hitap edince kalıcı oluyor. Biri Sakarya dediği an kişilerde olumlu izlenimler kalacaktır. Sayın bakanımız özellikle teşekkür ettiler. Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu ile Gençlik ve Spor Bakanlığı Bakan Yardımcılarımız bir toplantı esnasında ‘Sakarya’da yapılan hizmetlerden dolayı Müdür bey nezdinde tüm personele teşekkür edin’ diyor, bakan yardımcımız teşekkürü bize iletti, biz de personelimize ilettik. Türkiye’nin yükünü biz omuzladık diyebiliriz. Yurt kapasitemiz Türkiye ortalamasına göre çok fazla değil ama misafir noktasında yurt sayısına göre oranladığınız zaman bir numarayız. Hizmet kalitesinde de bir numara olarak süreci yürütmüş olduk. Hizmet yapacaksak bir numara olacağız. İyi ve kaliteli yapacağız, çünkü bize bu yakışır.

Kocaali’de açılacak olan Denizcilik Meslek Yüksek Okulu için yürüttüğünüz çalışma ve projeler var mı?

Okulun ilçemize kazandırılması için emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Özellikle işadamı Turan Kalfa’nın bu konuda çok emeği geçti. Ben de baştan beri konuyu takip ediyorum. İlçeyle ilgili şöyle bir tasarrufta bulunduk; öğrencimiz herhangi bir ilçede bir okul kazandığı zaman, kayıt yaptırmadan önce devlet yurdu olup olmadığına bakıyor. Sistemde yurt tanımlaması olduğu zaman öğrenciler rahat bir şekilde okulu tercih ediyor ve geliyorlar. Biliyorsunuz Karasu-Kocaali arası yakın, 10 kilometre bir mesafede. Biz de bu kapsamda Karasu’daki erkek ve kız yurdunu Kocaali’deki öğrencilerimizin hizmetine açtık. Öğrencilerimiz Kocaali’deki okulu tercih ettiği zaman rahat bir şekilde Karasu’daki yurdumuzda kalacak. Öğrencilerimiz, Karasu-Kocaali arasında bir hat kurmak suretiyle 10 dakika mesafedeki okulu gitmiş olacaklar. Yurt problemini de böyle çözmüş oluyoruz. Yurt probleminin çözülmesi şu demektir; okulu kazanan öğrencilerin kayıt noktasında fire vermemesi demektir. Bu çok önemli. Yani fire vermezsek okul zaten tercih edilmiş olur. Fire verdiği için kontenjanlar boş kalıyor, bir dahaki senelere öteleniyor. Yurtlarımız her türlü sportif, sanatsal etkinliklerin olduğu bir yer. İkinci bir üniversite gibi görev yapıyor. Öğrencilerimizin boş zamanları oluyor, bu zamanlarını nezih bir ortamda geçirmeleri için alanlar oluşturduk. Ücretsiz bir şekilde 7/24 kullanabilirler. Hatta hangi branşlarda gelişmek isterlerse hoca desteğiyle yardımcı oluyoruz.

Yani Denizcilik Meslek Yüksekokulu ile birlikte ortak proje ve çalışmalar yapılabilir…

Tabi… Zaten Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’yle (SUBÜ) ile ortak protokolümüz mevcut. Bu protokol çerçevesinde öğrenciler, yüzme havuzundan tutun da halı sahamıza kadar tüm tesislerimizden ücretsiz bir şekilde yararlanabiliyor. Yine Kocaali’de üniversite öğrencilerine yönelik Gençlik Merkezi açtık, her zaman öğrencilerimizin hizmetinde. Farklı etkinlikler çerçevesinde biz de onlarla çalışmak istiyoruz. İlçelerde ilklerden biri olacak Genç Ofis açacağız. Öğrencilerin her türlü sosyal ve sanatsal faaliyetlerini destekleyeceğiz. Bunların hepsini ücretsiz bir şekilde öğrencilerimizin hizmetine sunacağız. Öğrencilerimiz buraya geldiği zaman dolu dolu bir üniversite hayatı geçirsin istiyoruz. Üniversite biter, gayet doğal ama biz burada eğitim ile birlikte kendilerine bir şeyler katmak istiyoruz. Biz iddialıyız, Türkiye’ye örnek çalışmalarımız var. Çalışmalarımızda öğrencilerin de olmasını istiyoruz. Öğrencilerimiz hangi faaliyeti isterse o alanın hocasını bulacağız ve kendisine desteğimizi vereceğiz. Tüm öğrencilerimizin memnun ve donanımlı bir şekilde okulunu bitirmelerini istiyoruz.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu