Kültür Sanat

“Aşk dediğin büyük sıkıntı, radyoaktif bir sızıntı” Okan Kılıç

Ferah sesi ile can bulan şarkılarını ve buruk hikâyesini kendisinden dinleyip bu röportajı hazırlamakta, soruları oluşturmakta zorlandım. Çünkü onun hikâyesi ne iki sayfaya sığar ne de  popüler bir başlık etrafında o hikâyeyi süslemeye hakkımız var. Doyamadığı, yanında hep çocuk kalıp uyumak istediği ancak erken yaşta kaybettiği biricik annesine duyduğu yüce aşk büyüttü onu… O gün aslında ne gidebildi ne de kalabildi… Ama o gün dedi ki, okyanusun en ıssız dalgasına varana dek sesleneceğim sana. Ve dağıldı yankısı tüm evrene, ölümsüzleşti her şey, geri aldı tüm sevdiklerini şarkılarıyla. Bir Anka kuşunun kendini külünden tekrar yaratması gibi Okan da acıyı ve hüznü sesinde mayaladı ve sesinden tekrar yarattı kendini..

Bir röportajında yaptığın  müzik ve bestelerde müzikten ziyade şarkı sözlerine daha çok önem verdiğine, hatta sözleri kötü olan bir müziği asla dinlemediğini ifade etmişsin.  Buradan yola çıkıp bugüne kadar yaptığın şarkıların ve bestelerin beslendiği dinamikleri, evrimleri bilmek isteriz.

Şarkı sözleri benim takıntılı olduğum bir konu. İnsanlar müzik dinlerken hüzünlü olduklarında şarkı sözlerine, mutlu olduklarında ise müziğe odaklanıyor. Türkiye’de yaşadığımızı ve neredeyse tüm ülkenin hüzünle beslendiğini göz önünde bulundurursak şarkı sözleri bizim için önemli bir boyut kazanıyor. Sanırım ülke olarak acılarımızdan beslenmeyi seviyoruz. Anlatılan hikaye ve en azından hikayenin çıkış noktasında hüzün, bir şeyler yazdırmak için harekete geçiren bir durum.

Şarkılarında  şairler gibi  kelime oyunları yapıp değişik disiplinlerin sözlüğüne ait terimleri zekice kullanıyorsun. Yalın ve Kenan Doğulu da bu kelime oyunlarını çok kullanıyor. Müziğinde ilham aldığın isimleri de bizimle paylaşmak ister misin?

Yazmayı, üretmeyi, kelime oyunlarını ve aynı cümleden çıkan farklı anlamları çok seviyorum. Yazdığım şarkılar herkesten önce benim içime sinmeli, iyi hissettirmeli. İlham aldığım isimlere gelecek olursak, en başa her zaman Barış Manço ve Cem Karaca’yı saygı ve rahmetle anarak yazıyorum. Bülent Ortaçgil, Teoman ve Yavuz Çetin takip ettiğim ve müziğimin şekillenmesinde etkili olan çok değerli isimler.

Müzisyenlerden daha çok beni etkileyen bir konu ise şairlerdir. Özellikle ikinci yeni akımı… Turgut Uyar, Cemal Süreya, Edip Cansever gibi şairler yazdığım şarkılara ilham olan, beni derinden etkileyen şairlerdir.

Biraz da grup arkadaşlarınızdan  bahsedelim.  Mesut Kabiloğlu(Bass gitar) ile çalışman oldukça sevindirici. Grubunda Mesut dışında kimler var, onları da kısaca tanıyalım.

Beraber müzik yapabilmeniz için önce birbirinizi anlamanız gerekiyor. Mesut’la yıllardır kardeş gibiyiz. Gözümün içine bakınca ne hissettiğimi anlayan, beni sahnede idare eden, içinde hiç kötülük bulunmayan, sahnemizin güler yüzü, dünyanın en güzel kalpli insanı.

Oğuz Özler(piyano) grubumuzun en son eklenen üyesi olsa da grubun soundını neredeyse onun üzerine inşa ettik. Müzik bilgisi, sahne tecrübesi ve deneyimlerini günümüzün modern soundına uyarlamasıyla sahnede varlığına şükür edilecek bir müzisyen.

Denizhan Ateşli grubumuzun davulcusu… Denizhan gruba kattığı groove, sahne hakimiyeti ve bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi ile grubumuzun vazgeçilmez parçasıdır.

Kronolojik olarak müzikal yaşam akışını incelediğimde bir şeye takıldım. 2011 ve 2017 arasında bir boşluk var. O yıllar arasında neler yaptın?

Yoğun sahne hayatından geri çekilip daha çok müziğin arka planında üretim ve kayıt yaparak geçirdiğim bir dönem oldu. Yeni şarkılar yazıp, sinema filmlerinin müziklerinde yer aldım. Birçok reklam müziği yaptım. Stüdyo benim için halen devam ediyor ama sahne çalışmalarına da geri döndüm. Sahnede olmanın heyecanı çok farklı…

Gitarin asi çocuğu tekniğine ve tuşesine bayıldığım kardeşin Samet Kılıç ile aranız nasıl?

Samet hayatımda en değer verdiğim kişilerin başında geliyor. Aramız her zaman çok iyi oldu. Güzel mutlu bir çocukluk geçirip, huzurlu bir ailede büyüdük. Çünkü Samet kendi alanında o kadar büyük bir müzisyen, o kadar değerli bir gitarist ki o ne söylese doğru olarak kabul edip hayatınıza devam ediyorsunuz. Bu zamana kadar birçok şarkımın düzenlemesini Samet yaptı. Birbirimizden çok şey öğrendik, öğrenmeye de devam ediyoruz.

Ayrıca sevgili dostum Olcay Demirci’nin  müzikal yolculuğumuzda desteği çok büyüktür. Bize öğrettiklerinin yanı sıra ürettiğimiz her şarkı onun onayını ve son dokunuşlarını almadan tamamlanmaz. Hayatımızdaki varlığından dolayı kendisine çok teşekkür ediyorum.

Spotify, YouTube ve  Shazam gibi streaming müzik uygulamaları hakkında ne düşünüyorsun, hayatındaki yeri nedir? Müziği tüketme ve sunma biçimleri değiştikçe, ulaşmak çok daha kolay olunca dinleme kültürü nasıl etkilendi sence? Bu platformların dijital kartonete yer vermemesini açıkçası emeğe saygısızlık olarak görüyorum…

Teknoloji geliştikçe hayatımız değişiyor. Bu yüzden her dönemi kendi kurallarıyla kabul edip, o günün şartlarına göre yaşamamız gerekiyor. Geriye dönüp baktığınızda eskinin tadı her zaman daha lezzetli olarak hatırlanacak. Ama artık dönem çok hızlı, her şey çok çabuk eskiyor ve tüketiliyor. Her dönemin bir gerçeği var. Bizim de bu gerçeği kabul ederek ona uygun yaşamamız gerekiyor.

Salgının tavan yaptığı günlerde neler yaptın? Okan Kılıç hangi filmleri izler, hangi kitapları olur; hangi oyuncuları, yazarları sever düzenli takip eder?

Pandemi döneminde zamanımı boşa geçirmemek için kendimde eksik olduğunu hissettiğim alanları geliştirmeye çalıştım. Öncelikle ”mix ve mastering” konularına yoğunlaştım. Video editing programları hakkında araştırmalar yaptım, bu programları kullanmayı öğrendim. Hiç okumadığım kadar kitap okudum. Kişisel gelişim ve motivasyona ihtiyacınız varsa Aykut Oğut’un tüm kitaplarını, Daniel Gilbert’in Mutluluk Beyinde Başlar isimli kitabını öneririm.

Özgün bir tarzın olduğunu söyleyebiliriz. Ne pop ne de rock… Yaptığın müziği nasıl sınıflandırırsın?

Yaptığım müzik tarzı zaman içerisinde birçok kez şekil değiştirdi. Yaşınız, çevreniz, ülkenin müzikal durumu, dinlediğiniz, takip ettiğiniz müzisyenler ve sizin hissettikleriniz çerçevesinde yaptığınız işler de değişiyor.  Bugün geldiğim noktada geçmişte beni etkileyen faktörlerin birçoğunu geride bırakarak, kendime hiçbir sınır koymadan sadece içimden gelen, keyif aldığım ve hissettiğim müziği yapıyorum. Müziğimi sınıflandırmaya çalışmıyorum ama karşıdan baktığımızda ”Bağımsız Elekronik Pop Rock” gibi bir sonuç çıkıyor. Üçüncü dönem müzik dediğimiz iç içe girmiş ama rahatsız etmeyen tarzların bir arada tınlaması olarak tanımlamak mümkün.

Röportaj: Levent Ünsal Ak

Daha Fazla Göster

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu